Aylık arşivler: Nisan 2014

Liverpool'un Steven Gerrard tarafindan yanlislikla açik sonra Chelsea sampiyonluk yarisinda darbe

Anfield gelen iyi resimler

Tüm Steven Gerrard superglue gibi vicdanina ayrilmamak için tehdit bir hata ruminating ile, bittiginde, Brendan Rodgers asagilayarak gizlemeye olamazdi. “Bir yerine bugün park etmis iki otobüs muhtemelen vardi,” dedi. Chelsea, dedi, 18-yard çizgisinde 10 oyuncu ile savunmak, zaman israf ilk dakikadan itibaren olmustu. Liverpool’un yöneticisi gülümsedi ve biçakladi. O negatif bir takimi teknik direktörü zor degildi, o ekledi.

Hiç süphesiz Chelsea bu oyunu bogmak üzere ayarlanmis sekilde hosnutsuzlugunu paylasiyoruz bol olacaktir. Onlarin taktikleri, alayci hesaplanmis ve genellikle çildirtici idi. Onlar da, sonuçta, nokta ve bu iki otobüs geçmis olsun Liverpool’un yetersizlik onlarin baslik sansini kocaman bir delik sismis sonra gerçekten alt çizgi oldu.

Okumaya devam edin …

Facebook ve Twitter\’a rakip proje(Facebook ve Twitter haberleri)

Kocaeli’nin Gebze ilçesinde yasayan Ertan Aktas ve Yasin Ersoy adinda iki genç, 2 yil önce projesine basladiklari ‘Özgürce Haykir’ anlamina gelen Freelyshout isimli sosyal paylasim sitesini hayata geçirdi. Gençlerin 8 ay önce yayin hayatina geçirdikleri Freelyshout hakkinda bir açiklama yapan sitenin kurucularindan Ertan Aktas, “Yaklasik 2 yil önce arkadasim Yasin Ersoy’la çalismaya basladik ve bu ise daha fazla zaman ayirmak için çalismis oldugumuz firmadaki islerimizi biraktik. Gecemizi gündüzümüze katarak bu ugurda kafa kafaya çalistik. Yaklasik 8 ay önce yayin hayatina geçen projemiz, kisa bir zamanda 100 bin üyeye ulasti. gezi parki olaylarinda ve son Twitter’in kapatilmasinda ciddi üye sayisina ulastik” dedi.Siteyi kurduklari süreç içerisinde ilginç olaylarla karsilastiklarini anlatan Aktas, “Ankara Büyüksehir Belediye Baskani Melih Gökçek Freelyshout’in Türkçe karsiligi olan Özgürce Haykir’i yanlis anlayarak bizi dava açacagini belirtti. Sonrasinda detayli olarak projemiz hakkinda bilgi verdigimizde yanlis anlasildigi ortaya çikti. Ayrica Okan Bayülgen, Dogus, Nurullah Çukan, Onur Akay, Ezgi Asaroglu ve birçok firma kurumsal olarak üyemiz oldu” dedi.Diger sosyal paylasim siteleri ile rakip olmadiklarini belirten Aktas, “Üyelerimize tamamen özgün, karakter sinirlamasi olmadan paylasim imkani sagliyoruz. Reklamlar ve sponsorlu içeriklerle amacindan sapmayan ve kullanicilarini rahatsiz etmeyen unsurlari barindiran sitemize, freelyshout.com ya da ozgurcehaykir.com adreslerinden ulasilabilir” seklinde konustu.Türkiye menseili bir kurulus olarak dünya markasi olmak istediklerini söyleyen Aktas, bu dogrultuda projelerine sahip çikacak yatirimcilari beklediklerini kaydetti.FACEBOOK VE TWITTER haberLERIFacebook’un “Kâgidi” Artik Daha IyiFacebook, yenilikçi uygulamasi Paper’a ilk büyük güncellemesini yayinladi.Facebook’un geçtigimiz aylarda çikarttigi Flipboard’a benzer uygulama Facebook Paper, ilk büyük güncellemesini edindi. 1.1 sürümlü güncellemesiyle gelen özellikler arasinda dogum günleri ve etkinlikleri görmek, yorumlara görsel eklemek gibi Facebook’un ana uygulamasinda bulunan özelliklerin gelmesiyle birlikte Bloomberg, Populer Science dahil olmak üzere dokuz yeni haber basligi ve grup konusmalarina kolay erisim gibi yeni özellikler de bulunmakta. Kararlilik ve performans iyilestirmelerinin de bulundugu bu uygulama su an için sadece iOS’li cihazlar için Amerika’daki App Store’da bulunmakta.Facebook bir ilin daha adini degistirdiSosyal paylasim sitesi Facebook, yeni düzenleme ile büyüksehir statüsüne kavusan bazi kentlerin ardindan Kahramanmaras’taki kullanicilarin da sehir bölümünde bulunan kismini ’Dulkadiroglu’ olarak degistirdi.Sosyal paylasim sitesi Facebook’a giren Kahramanmarasli kullanicilar, ’yasadiklari sehir’ ibaresinde yeni düzenlemeyle olusturulan merkez ilçelerden Dulkadiroglu olarak degistirildigini gördü. Facebook, kullanicilari sasirtan sehir degisikligini yeniden Kahramanmaras olarak degistirmek isteyenlere izin vermezken, diger merkez ilçe Onikisubat’in ise alternatiflerde olmamasi dikkat çekti. Facebook daha önce de Sanliurfa’nin adini Eyyübiye, Van’in adini ise Tusba, Tekirdag’in adini da Süleymanpasa olarak degistirmisti.Erdogan’i güldüren Twitter yaniti23 Nisan dolayisiyla Basbakanlik koltuguna, Çankaya Muazzez Karaçay Ilkokulu 3. sinif ögrencisi Göker Inan oturdu.Inan’a koltugunu veren Erdogan, çocuk Basbakan’in Twitter mesajina çok sevindi. “Sosyal paylasim siteleriyle ilgili tartismalar oluyor Twitter’i biliyor musunuz? Kullaniyor musunuz?” sorusuna  Inan, “Biliyorum ama kullanmiyorum. Ailem de izin vermiyor, ‘daha küçüksün’ diyorlar” dedi. Inan’in yanitini alkislayan Erdogan “Asla internetin esiri olmayin, onlar sizin esiriniz olsun. Bugünleri bir daha bulamazsiniz. Onun için çamurun, çimenin içinde yuvarlanin” dedi.Dünyanin en ünlü sirketlerinde çalisma imkani için tiklayin!

Hayatinizi Düzenleyecek Dört Program

Eger hala kagit kalemler yapilacak isler listesi tutuyorsaniz, artik teknolojinin nimetlerinden faydalanma zamani geldi demektir. Bundan sonra is listenizi akilli telefonunuzda tututun ve asla hiçbir ayrintiyi unutmayin. Iste size listelerinizi hem iOS hem de Android’de tutmak için 4 harika uygulama.EvernoteHem liste tutmak, hem de bir sürü minik minik bilgi ve notlari biriktirmek için bundan daha iyisini bulmaniz zor. Notlariniza resim yapistirabilir ve kolayca paylasabilirsiniz. Notlarinizi küçük defterlere bölebilir, tag’ler ile kategorize edip, arama özelligi ile kolayca bulabilirsiniz. Ayrica sadece akilli cihazlarda degil, neredeyse akliniza gelen tüm platformlarda bir sürümü var ve tek hesapla tüm notlarinizi eslestirebiliyorsunuz.WunderlistIs arkadaslariniz ve akrabalariniz ile beraber kullanacaginiz bir is listesi uygulamasi ariyorsaniz, Wunderlist size göre. Her nota hatirlatici ekleyebilir ve notlariniza alt notlar bile açabilirsiniz. Her türlü cihazda sürümü var ve ayrica web arayüzü sayesinde bir Internet kafeden bile kullanabilirsiniz. Daha fazla özellik için parali Pro versiyonuna geçmeniz lazim.Any.DoTemiz, rahat ve sade bir not tutma uygulamasi istiyorsaniz buna bir bakin. Paylasilabilir listeler, biten islere check atma özelligi, silme ve geri alma gibi basit ama güçlü özellikler çok isinize yarayacak. Ayrica yan uygulamasi Cal’i kurarak zaman planlamasi özelliklerinden de faydalanabilirsiniz.Google NowGoogle Now’in digerlerinden ayrilan özelligi, sesli kumanda ile not yazdirabilmeniz, program notlari tutabilmeniz ve genis bir takvim destegi. Hepsi bu kadar da degil, elinizin altinda kocaman bir arama motorunun getirdigi tüm beceriler de bulunuyor.Uygulamalara ait resimler için burayi tiklayin.Dünyanin en ünlü sirketlerinde çalisma imkani için tiklayin!

Festival Günlügü : 11 Nisan

 Festivalde Dün TÜRK KLASIKLERI YENIDEN!Festivalin Groupama isbirligiyle yedi yil önce baslattigi “Özel Gösterim: Türk Klasikleri Yeniden” bölümünde bu yil Yavuz Turgul’un yazip yönettigi 1987 yapimi Muhsin Bey filmi Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Prof. Sami Sekeroglu sinema-TV Merkezi tarafindan restore edilerek izleyicilerle bulustu. Gösterime filmin yönetmeni Yavuz Turgul, filmin oyunculari Sener Sen, Ugur Yücel, Osman Cavci, Erdogan Sicak ve Sönmez Yikilmaz’in yani sira bu yil festivalde Sinema Onur Ödülü alan yapimcisi Abdurrahman Keskiner ile özgün müziklerini besteleyen Attila Özdemiroglu katildi. Basta Groupama Genel Müdürü Ramazan Ülger’e ve bu filmin restorasyonunun gerçeklesmesini saglayanlara tesekkür edilip plaketlerinin verildigi gecede filmde yer alan tüm sinemacilar gösterim öncesi birer konusma yaptilar. Bu restorasyonu Muhsin Bey filminin ikinci kurtulusu olarak nitelendiren Turgul, gösterime girdigi zaman sinemada sadece 5 kisiyle izledigini, ilgi görmeyen bu filmi sahiplenen ve Altin Portakal’da 5 ödül birden almasini saglayan Prof. Sami Sekeroglu’nu tanimanin kendisine çok sey kazandirdigini söyleyip basta Sekeroglu olmak üzere filmde ve restorasyonda emegi geçen herkese çok tesekkür etti. Muhsin Bey’i yenilenmis kopyasiyla yarin 16.00’da Rexx Sinemasi’nda ve 13 Nisan Pazar günü 21.30’da Feriye Sinemasi’nda izleyebilirsiniz.  NASIL, NEREDE VE NEDEN PROJE SUNUYORUZ Köprüde Bulusmalar panelinin baslangicinda ag olusturmanin, iliski kurmanin öneminden ve bu süreçte festivallerin rolünden bahsedildi. Hemen ardindan (ortak yapim marketleri, festivaller, atölyeler gibi) film yaraticilarinin senaryolarini ve projelerini sunabilecekleri alanlar ve her bir alan için izlenmesi gereken farkli yollar genel hatlariyla açiklandi. Özellikle ilk filmini yapan yönetmenler için filmin girecegi festival ve pazarlarin seçiminin çok önemli oldugunu vurgulayan Köprüde Bulusmalar danismani Tobias Pausinger, bu gibi yapimlarin büyük filmlerin gölgesinde kalmadan büyüyebilecekleri bir alana ihtiyaç duyduklarini söyledi. Nasil sunum yapilacaginin ayrintilarina da girilen panelde Marten Rabarts, akilda kalici, net ve film yapma tutkusunu karsi tarafa geçirmeyi basaran sunumlarin her zaman öne geçeceginden bahsetti. SURIYE’DE NELER OLUYOR?  Humus’a Dönüs filmi dün son kez izleyiciyle bulustu. Diger gösterimlerden farkli olarak bu kez salonda yönetmen Talal Derki’ye yöneltilen elestirel sorularin sayisi fazlaydi. “Özgür Suriye Ordusu içinde Aleviler var mi?” sorusuna, “Evet var, ama içerde gizli olmak zorundalar, o yüzden medyada görünür olmalari, onlari kayit altina almak mümkün olmadi. Daha çok tamir islerinde, çadir kurma gibi islerde çalisiyorlar, geri plandalar. Eger varliklari kesfedilirse aileleri aninda yok edilebilir, bu yüzden görünmeleri çok riskli.” diye yanitlayan yönetmen, filminde kadinlarin neden olmadigini da söyle yanitladi: “Bu filmin odaginda Esad rejimi ya da savas yoktu, 19 yasinda baris isteyen bir gencin neler yasadigini anlatmakti amaç. Tabii bir neden de çatisma ortamlarinin kadinlar için çok tehlikeli olmasi ve kocalarinin onlari çekmeme izin vermesiydi.” diye açikladi. Son olarak, “Peki ya sizce muhalifler kazanirsa, rejime ne olur sorusunu ise “ben sinemaciyim, su ya da bu olacak gibi iddiali politik yorumlarda bulunamam ama umutluyum” diyerek yanitladi. KAYBOLAN ISIMSIZLERE Zar Oyunu’nun dünkü gösterimine filmin basrol oyuncusu Geetanjali Thapa katildi. Seyircilerden filmin mekânlari ve kullanilan dillerle ilgili gelen sorular üzerine Thapa, kisaca Hint-Tibet kültüründen ve kullanilan farkli lehçelerden bahsetti. Hindistan’da tarima dayali sistemin çökmesi sonucu kirsal bölgelerinden kente çalismaya giden ve haber alinamayan birçok insana ithaf edilen film izleyicileri derinden etkiledi. Daha iyi kosullar bulma umuduyla her yil yaklasik yirmi milyon insanin köyden kente göçtügünü; fakat ne yazik ki kötü yasama sartlari sonucu bu insanlarin çogunun yasamini yitirdigini belirten Thapa, bu film sayesinde bu istatistiki artisin daha görünür olmasini ve buna bir çözüm saglanabilmesini temenni etti.  BERTOLUCCI SINEMASI Bertolucci’den Bertolucci dün aksam ikinci kez festival izleyicisiyle bulustu. Bu çok özenli ve detayli bir arsiv çalismasinin ürünü filmin sunumunda Walter Fasano sinemada yer aldi. Fasano filmden söz ederken, Bertolucci ile Roma’da sinema okurken tanistiklarini ve filmi birlikte yaptiklari Luca Guadagnino ile Bertolucci’yi ikna etmek için yemege çiktiklarini söyledi. Dünyanin dört bir yanindan, 300 saati askin arsiv kaydinin bir araya geldigi film Bertolucci sinemasini kendine has üslûpla ve eglenceli bir dille anlatiyor.  BÜYÜK KÖTÜ KURTLAR Sitges’den Montreal’e birçok ödül kazanan Israil yapimi Büyük Kötü Kurtlar filminin Nisantasi City’deki gösterimine basrol oyuncularindan Tzahi Grad ile yapimcilarindan iki kardes, Avraham Pirçi ve Tami Leon katildilar. Çocukluklarinin Istanbul Sisli’de geçtigini söyleyen Avraham Pirçi, yönetmenlerden Navot Papusado’nun babasinin da Izmirli oldugunu söyleyerek elli yil sonra geri dönmekten ne kadar memnun olduklarini söyledi ve filmi sundu. Gösterimin ardindan izleyicilerin sorularini yanitlayan Pirçi, yönetmenlerin filmin sonuna dek izleyiciyi masumiyet konusunda kararsiz birakmayi hedeflediklerini, iyi-kötü, kahraman-kötü adam ikiligi ve “kötülük” algisiyla son ana kadar cesurca oynadiklarini söyledi. Tzahi Grad, çekimler sirasinda bazi anlarda motivasyon için kendi kizini aklina getirdigini, film boyunca dikkati dagitmak ve gerilimi hafifletmek için komedi unsurlarinin kullanildigini söyledi. Tami Leon ise yönetmenlerin filmin senaryosunu sadece 3 haftada bitirdiklerini ve yapimcilar olarak senaryonun üzerinde hiç degisiklik yapmak zorunda kalmadiklarini anlatti. Filmin bugün geceyarisi gösteriminin ardindan Topless’taki partiyi kaçirmayin. Festivalde Bugün NELERE GÜLÜYORUZ?“Türkiye’de Sinemada Neler Oluyor” söylesileri kaldigi yerden devam ediyor.” “Nelere Gülüyoruz? – Türk Sinemasinda Komedi” baslikli sohbette sinemamizda komedinin yeri, “Hababam Sinifi”ndan “Küçük Hanim”a, “Aysecik”ten “Recep Ivedik”e bu komik yolda nelere güldügümüz konusulacak. Uluslararasi Yarisma’da Altin Lale için son filmi Itirazim Var ile yarisan yönetmen Onur Ünlü ile sinema yazari Meliksah Altuntas’in katilacagi söylesi Istanbul Modern’de saat 16.00’da baslayacak. NAZI ISGALI VE HOLOKOSTUN IZLERIPolonya asilli Ingiliz sinemaci Pawel Pawlikowski’nin ülkesinde çektigi ilk film olan Ida, 1960’larda geçiyor ve dönemin atmosferini yansitabilmek amaciyla siyah-beyaz çekilmis. Özellikle olaganüstü görselligiyle dikkat çeken Ida’nin Nisantasi Citylife City’s Sinemalari’nda saat 16.00’daki gösterimine yönetmen Pawel Pawlikowski ile filmde Ida’yi canlandiran Agata Trzebuchowska katilacak. DÖRT DUVAR ARASINDA“Dünya Festivallerinden” bir baska dikkat çeken film ise, A Prophet / Yeralti Peygamberi’nden sonra çekilen en iyi hapishane filmi olarak görülen, David Mackenzie imzali Yüksek Risk. Ödüllü psikoterapist Jonathan Asser’in kaleminden beyaz perdeye uyarlanan film, genç olmasina ragmen, asiri siddete egiliminden dolayi, yetiskin hükümlülerin kaldigi bir hapishaneye nakledilen Eric’in öyküsünü anlatiyor. Filmin Atlas Sinemasi 19.00 seansindaki gösterimine katilacak olan Asser izleyicilerin filmle ilgili sorularini cevaplayacak. SIRK BÜYÜLÜ BIR YERDIR “NTV Belgesel Kusagi” filmlerinden, görselligiyle insanin aklini basindan alan Gökyüzüne Teget sirkte çalisan akrobatlarin akil almaz bedensel mücadelesini mercek altina alirken, türlü sorunlara gögüs geren bu insanlarin zorlu yasamlarini gözler önüne seriyor. Yedi yil sirk sanatlariyla ilgilenmis olan yönetmen Horacio Alcalá bes yil içinde on bir ülkeyi dolasarak, farkli ülkelerde özel akrobasi okullarinda yetismis sekiz akrobatin yasamini filme aktariyor. Beyoglu Sinemasi saat 19.00’da yönetmenin katilimiyla gerçeklestirilecek gösterimi kaçirmayin. ZAR OYUNU Geetu Mohandas’in “Yeni Bir Bakis” bölümünde yer alan ilk uzun metrajli filmi Zar Oyunu bir kez daha Feriye Sinemasi saat 21.30’da izleyicilerle bulusuyor. Filmin gösteriminde güzel oyuncu Geetanjali Thapa da seyircilere eslik edecek. FIL’M HAFIZASI’YLA GECEYARISI ÇILGINLIGI Fil’m Hafizasi isbirligiyle, oyuncusu Tzahi Grad’in da katilacagi Büyük Kötü Kurtlar filminin geceyarisi gösterimiyle Topless’ta saat 24.00’te baslayacak partide içeceklerimizi yudumlayarak film üzerine sohbet ederken, gecenin ev sahipligini yapacak sürpriz bir isim size sinsice yaklasarak korku esiginizi ölçmek isteyebilir! Etkinlik, Büyük Kötü Kurtlar filminin geceyarisi gösterimine katilan izleyiciler için ücretsizdir.  Festivalde Yarin HEM DENEYSEL HEM ANIMASYONPolonya Deneysel Canlandirma Sinemasi’ni yakindan tanimak isteyenler, Pera Müzesi Oditoryumu 11-13.30-16.00 seanslarinda Kazimierz Bendkowski ve Zbigniew Rybczynski gibi yönetmenlerin kisalarina izleme firsatini kaçirmasinlar.  POLONYA CANLANDIRMA SINEMASI PANELI Polonya ve Türkiye arasindaki diplomatik iliskilerin baslamasinin 600. yili serefine festival kapsaminda toplam kirk deneysel animasyon filmden olusan üç programlik özel bir bölüm hazirlandi. Bu bölüme paralel olarak Polonya canlandirma sinemasinin en yaratici yönetmenlerinden Mariusz Wilczynski ve film elestirmeni Adriana Prodeus, canlandirma sanatçisi Berat Ilk moderatörlügünde bir söylesi yapacak ve deneysel canlandirma sinemasi ile görsel sanatlar arasindaki iliski üzerine konusacaklar. Marius Wilczynski, panelde henüz üzerinde çalismayi sürdürdügü yeni uzun metrajli canlandirma filmi Kill it and Leave This City (Öldür ve Kenti Terk Et)’den söz edecek. Panel Pera Müzesi Oditoryumu’nda saat 16.00’daki gösterimin ardindan baslayacak.  TÜRK SINEMASINDA KITSCH VE QUEER Kitsch ve Queer’in gizli ve açik isaretlerinin Türk sinemasinda nerelerde ne kadar yer aldigi sorusuna cevap arayacagimiz “Türk Sinemasinda Kitsch ve Queer” söylesisi Istanbul Modern’de saat 16.00’da akademisyen Selim Eyüboglu ve yönetmen Aykan Safoglu’nun katilimiyla gerçeklestirilecek.  ÇAGDAS BIR KAHRAMANLIK ÖYKÜSÜ Tek bir insanin dünyayi degistirebilmesi nasil mümkün oldu? Bu soru sadece siyasi degil; ayni zamanda psikolojiye de sesleniyor. Polonyali yönetmen Andrzej Wajda Walesa’da, memleketlisi ve dostu Dayanisma Sendikasi’nin lideri Lech Walesa’nin özeline ve hatta mahremine kadar giriyor. Festivalin bu yil Yasam Boyu Basari Ödülü, büyük usta Wajda saglik sorunlarindan ötürü Istanbul’a gelemeyeceginden, yönetmenin adina, Atlas Sinemasi saat 16.00’daki gösteriminden önce filmin basrol oyuncusu Michel Kwiecinski’ye takdim edilecek.  ÜÇ TAKIMIN DIRENIS ITTIFAKI Farid Eslam ve Olli Waldhauer’in kitle fonlamasiyla çektikleri ortak projeleri, çogumuzun ancak haberlerden takip ettigi bir altkültürün içyüzüne benzersiz bir bakis atiyor. Istanbullu üç büyükler (Fenerbahçe, Galatasaray ve Besiktas) arasindaki ezeli rekabet malum. Ne var ki Gezi protestolari sirasinda bu üç takim arasinda bir ittifak kuruldu ve taraftarlar; çevreciler, aktivistler ve siradan vatandaslarla yan yana durdular. Bir süre sonra da bu ittifakin adi kondu: Istanbul United. “NTV Kusagi Belgeselleri”nden Istanbul United’in Atlas Sinemasi saat 13.30’daki gösterimine katilacak filmin yönetmenleri Olli Waldhauer ve Farid Eslam ayrica 13 Nisan Pazar günü Köprüde Bulusmalar etkinlikleri kapsaminda parkta ve sokaklarda eylemler sürerken böylesine bir kenetlenmeyi takip etme sürecini anlatacak.  ALBINOLAR ÖLMEZ; KAYBOLUR 2007 yilindan bu yana Tanzanya, Kongo ve Kenya’da albinolar oldukça kârli ve o derece de igrenç bir ticaretin hedefinde. Dünyanin bu bölgesinde, albinolarin bedenlerinden alinan parçalarin sans ve saglik getirdigine inanildigindan, büyücü sifacilar albino organlari için binlerce dolar ödemeye hazir bekliyor. Beyaz Gölge’de, köyden kente kaçan Alias adindaki küçük bir albinonun öyküsünü izliyoruz. Filmin yönetmeni Noaz Deshe Feriye Sinemasi saat 13.30’daki gösterimde izleyicilerin sorularini yanitlayacak.  TAHRAN’DA YOLUNU BULMAK Reza Dormishian’in Berlin Film Festivali Panorama bölümünde prömiyerini yapan toplumsal drami Sinirlenmeyecegim! Berlin’de yer alan tek Iran filmiydi. “Yeni Bir Bakis” bölümünde yer alan filmin Feriye Sinemasi 16.00’daki gösterimine katilan izleyiciler yönetmenle film üzerine konusma firsati bulacaklar.  IDA YA DA ANNA Birçok festivalden ödüllerle dönen Pawel Pawlikowski’nin 1960’larda geçen son filmi Ida bir kez daha festival kapsaminda izleyiciyle bulusacak. “Dünya Festivallerinden” bölümünde izleme sansi bulacagimiz Ida’nin Atlas Sinemasi saat 19.00’daki gösteriminin hemen ardindan yönetmen Pawel Pawlikowski filmle ilgili sorularimizi yanitlayacak.  BIR MÜZENIN SAHNE ARKASI Büyük Müze; Viyana Sanat Tarihi Müzesi Kunsthistorisches Museum’un “sahne arkasi” üzerine benzersiz bir bakis sunuyor. Müzede yürütülen restorasyon süreçlerini de inceleyen Büyük Müze ayni zamanda zamansallik ve geçicilik olgularini da ele aliyor. Belgeselin yönetmeni ve yapimcisi Johannes Holzhausen Beyoglu Sinemasi saat 19.00’daki gösterimde bizlerle birlikte olacak.  AKBANK 10. KISA FILM FESTIVALI’NDEN ÖDÜLLÜ FILMLER Türkiye’de kisa film alaninda etkin bir platform olan Akbank Kisa Film Festivali, bu yil onuncu yilini kutlarken festivalin ilk yilindan itibaren Kurmaca ve Belgesel kategorisinde En Iyi Film Ödülü alan filmlerden bir seçki de sunuyor. Gösterimlerin ücretsiz olacagi etkinlik Akbank Sanat’ta saat 13.00 ve 16.00’da izlenebilir.  

‘Kayip uçagin enkazi bulundu‘ iddiasi

Kayip Malezya uçagini arama çalismalari Hint Okyanusu’nda 11 askeri, 3 sivil uçak, 11 gemi ve insansiz denizaltilarla devam ederken, enkazin bulunduguna dair açiklama Bluewater Recoveries Direktörü Mearns’dan geldi.Dünyanin önde gelen enkaz arama uzmani olarak bilinen Ingiliz kurumu direktörü Mearns, ‘Aslinda enkazin yerini buldular diye düsünüyorum. Hükümet henüz bunu duyurmadi, eger birisi bana ‘teknik olarak ellerinde yeterli bilgi var mi’ diya sorarsa cevabim tamamen evet’ ifadesini kullandi.Mearns, bu kadar emin konusmasinin sebebinin kara kutudan alinan sinyaller oldugunu dile getirerek, ‘Okyanustan rastgele sinyalleri duymuyorum, bunlar geçici sesler degil. Gelen çok iyi 4 algilama var. Bu baska bir sey olamaz’ diye konustu.David Mearns, 2. Dünya Savasi’na katilan ve 19 Kasim 1941 tarihinde Hin Okyanusu’nda batan Avustralya Deniz Kuvvetleri’ne ait Sydney isimli savas gemisinin enkazini 2008 yilinda bulmustu. Mearns’in bu basarisi Avustralya tarafindan onur madalyasiyla ödüllendirilmisti.Kuala Lumpur-Pekin seferini yaparken 227 yolucu ve 12 mürettebati ile 8 Mart’ta kaybolan Malezya uçaginin enkazi halen araniyor.

Ayakta çalismak mümkün mü?

Evde ya da isyerinde, uzun süreler boyunca hareketsizce oturmanin sagliga zararli olduguna dair tibbi veriler her geçen gün ARTiyor. Kardiyovasküler sorunlar ya da diyabete yatkinlik gelistirmek gibi.Ofiste çalisirken tüm gün masamizda oturuyoruz. Mesai bittiginde spor salonuna yollanmak ise bu sorunu çözmeye yetmiyor.Peki, ortalama bir ofiste çalisma düzenini ayakta çalismaya elverisli sekilde tasarlamak mümkün mü? Mimari açidan ofisleri yeniden tasarlamaktan, harcamalarin artmasina, ofislerin çalisma düzenlerini bastan asagi degistirmeye kadar karsimiza çikacak sorunlar var.Hem oturmaya hem ayakta çalismaya elverisli ayarlanabilir çalisma masalarinin maliyeti ise milyarca lirayi bulabilir.Halihazirda fazla yer isgalinden kaçinmak için tasarlanan sabit ve sikisik masa düzenleri, isteyken daha fazla alan isteyen çalisanlar için uygun degil. Ayakta çalismayi savunanlar, bunu sadece saglik için degil, enerji ve yaraticilik için de gerekli oldugunu söylüyor. Bazi büyük firmalar ve kurumlar ise bu konuyu ciddi sekilde düsünmeye basladi.ABD’li General Electric (GE) firmasinin Ingiltere’nin Groby kasabasindaki merkezinde isveren çalisanlara bu konuda seçenek sunmayi düsünüyor.Sirketin mühendislerinden Jonathan McGregor söyle diyor: “Uzun süre hareketsiz kalmanin saglik üzerinde olumsuz etkileri oldugu artik daha da iyi bilinir hale geliyor, o nedenle ayakta çalismaya elverisli masalar getirmeyi düsünüyoruz.” Ancak maliyetler dikkatle hesaplanmali. Merkezdeki yöneticiler karar vermeden önce hastalik izinlerine dair verileri degerlendirmek istemisler.Ofisleri ayakta çalismaya uygun hale getirmenin maliyeti tasarima göre degisiyor.Birlesik Krallik’taki Elite Office Furniture sirketi, ayakta ve oturarak çalismaya izin veren masalarin 50’den fazla siparis verilmesi durumunda tanesinin 500 sterline (yaklasik 1800 lira) mal olacagini söylüyor. Firmanin en büyük müsterilerinden olan Google, Londra ofisine yüksek miktarda satin almis bile. Ancak firma sayi konusunda bilgi vermiyor.Baska bir Birlesik Krallik firmasi National Office Furniture Supplies da benzer bir fiyat veriyor ve eski masalari ofisten kaldirmanin maliyetine de masa basina 15-20 sterlin (yaklasik 60 – 70 lira) diyor. Simdiye kadar bu firma özel ihtiyaçlari olan çalisanlar için birkaç tane benzer masa satmis.Örnegin bir firma, bin kadar masanin degismesine karar verse, maliyetin nasil bir engele dönüsebilecegi ortada.Bir mesele daha var; çalisanlar ayakta çalismayi kendi istekleri ile seçmeliler. Yoksa aksi bir durum moral bozucu olacaktir.Ergonomi uzmani Alan Hedge, çalisanlarin bu tarza ne derece uyum saglayacagi konusunda süpheli. Ona göre bazilari oturmaya devam etmek isteyecek. Ayakta çalismak isteyenlerin oturanlara uyumu da zorluklardan biri.Fakat Hedge’e göre çalisanlar yine de daha fazla hareket etmeye tesvik edilmeliler. “Oturmayi araba kullanmak gibi düsünmeliyiz… Düzenli olarak ara verilmesi gerekir” diyor. Ofis içerisinde yapilacak küçük düzenlemeler bunu saglayabilir. Çay arabasiyla çalisanlara çay gelmesine son vermek gibi.OTURARAK ÇALISMA NASIL BASLADI?Royal College of Art’tan tasarim profesörü Jeremy Myerson isyerlerinde oturmanin yeni bir norm oldugunu söylüyor. Myerson, 19. yüzyildaki Viktoryan dönem memurlarinin ayakta çalistigini ve etrafta daha fazla dolastigini belirtiyor. Myerson’a göre bin yillik bir çalisma hayatinda meydana gelen garip bir degisiklik sonucunda son 100 yildir oturuyoruz.20. yüzyilda is yasaminda oturmamiza neden olan degisiklik, Taylorizm. Myerson, “Insanlar otururken onlari yönetmek çok daha kolay” diyor.Ona göre ABD ve Birlesik Krallik’ta isyerinin düzeni yatirimdan ziyade maliyet olarak görülüyor, Danimarka’da ise çalisanlar için ayakta çalismaya izin veren masalar zorunlu hale gelmis durumda.Her ne kadar ayakta çalismayi bir seçenek olarak sunmak iyi bir fikir olarak görünse de, insanlari döner sandalyelerini birakmaya zorlamanin bazi sonuçlari olabilir. Myerson “Birçok insan bir masaya, bir sandalyeye sahip olmayi islerinin güvencesi ve statü olarak görüyor” diyor.Sonunda isleri degistirecek olansa oturmanin sagliga zararlari konusunda delillerin artmasi, saglik harcamalarinin artmasi ve çalisanlarin uzun süre boyunca oturmasina engel olmanin isverenin yasal yükümlülügü olmasi olacak.Peki ya ben ayakta çalismaya basladigimdan beri ne degisti? Ilk baslarda daha uzun süre ayakta oldugum için agrim oluyordu fakat alismaya basladim. Bir sandalyede oturmak bana çok daha fazla sikismislik duygusu veriyor. Fakat ayakta iken de, diger meslektaslarimdan ayri kaliyorum. Birçogu benim orada ne yaptigimi merak eder halde oluyor.(BBC Türkçe) 

Facebook kullanicilarina sok

  30 Mart Mahalli Idareler Seçimleri ile Büyüksehir statüsüne yükselen Tekirdag’da Facebook kullanicilari, büyük sürprizle karsilasti. Facebook hesabinda yasadigi sehri Tekirdag olarak belirten kullanicilarin bilgileri otomatik olarak degistirildi.’Yasadigi sehir’ ve ’Memleketi’ bölümünde Tekirdag yazan kullanicilarin hesaplari güncellenerek, bilgiler, Tekirdag’in merkez ilçesi Süleymanpasa olarak degistirildi. Durum üzerine Tekirdagli olan ve Tekirdag’da yasayan kullanicilar Facebook’a göre ’Süleymanpasa’li oldu. Yasanan olay vatandaslar tarafindan tepkiye neden oldu. Hesabinda Tekirdag’in, Süleymanpasa olarak degistirildigini gören vatandaslarin Mark Zuckerberg’e mektup yazarak, ibarenin düzeltilmesini istedigi kaydedildi.Dünyanin en ünlü sirketlerinde çalisma imkani için tiklayin!

Efsane lider sinemaya da damgasini vurdu

 Güney Afrikali büyük önderi  canlandiran ünlü Ingiliz aktör Idlis Elba .com.tr’ye konustu; Mandela’nin hayatini özellikle de gençlik dönemini canlandirmak oldukça zordu. Çünkü  gençligine iliskin fazla veri yoktu”Elba; Londra’da Türkiyelilerin yogun yasadigi Hackney bölgesinde büyümüs basarili bir aktör.  Efsanevi lider Nelson Mandela’nin Güney Afrika’nin bagimsizligi için verdigi mücadeleyi anlatan ‘Mandela: Özgürlüge Giden Yol’, 4 Nisan’da Türkiye’de vizyona giriyor.  Holywood’un ve Ingiltere’nin basarili siyahi aktörü Idlis Elba (41)Londra’daki ünlü Soho Otelinde ‘e konustu. Golden Award sahibi Elba, NELSON MANDELA’nin tüm dünyada en çok satanlar listesinde yer alan otobiyografisinden senaryolastirilan Mandela : Özgürlüge Giden Uzun Yol da  Mandela’nin  ölümsüz hikayesini beyaz perdeye tasidi.  The Other Boleyn Girl filminin yönetmeni Justin Chadwick’in yönetmenliginde çekilen filmde  (Mandela’nin esi Winnie Madikizela Mandela’yi Karayip Korsanlari ve Skyfall ile dikkati çeken Naomie Harris canlandiriyor. Elba filmde rol almanin büyük bir sorumluluk oldugunu belirterek, “rol de bir o kadar zordu” dedi.Babasi Sierra Leonali annesi Ghana’li olan Idlis, televizyon, tiyatro ve film sanatçisi. Ayni zamanda yapimci, rapçi, ve DJ.Atletik vücudu, genis omuzlari, mütevazi tavirlari  gülümsemesi ile özellikle kadin hayranlarinin gönlünde taht kurmus bir oyuncu.Pasifik Savasi, Prometheus, Thor , Wire gibi yüksek bütçeli filmlerde de rol alan Idris ile sicak bir sohbetimiz oldu. Mandela rolünü size teklif etmelerini bekliyor muydunuz?  ne düsündünüz?  Dogrusunu söylemek gerekirse elbette ki beklemiyordum ve ilk duydugumda çok sansli oldugumu düsündüm. Böyle bir rolü kim istemez ki? Hiç korkmadiniz mi ? Sonuçta dünya tarihinde önemli bir yeri olan, gerçek bir karakterin hayatini oynadiniz? Tahmin ettigin gibi korktum. Büyük bir sorumluluk olacagini, kolay olmayacagini elbette biliyordum. Basarili olmak için çok çalistim.  Bildigim kadari ile de çocuklugunuz  Hackney’de yani Türkiyelilerin yasadigi bölgede geçmis.Evet çocuklugum ve gençligim burada ve Hackney bölgesinde geçti. Biliyorum senin ülkenden gelen göçmenlerin çogu bu bölgede yasiyor. Sizinkilerden de çok arkadasim olmustu. En yakin arkadasimin adi  Sensoy’du.   Sanat hayatiniz nasil basladi , Yani oyuncu olmaya nasil karar verdiniz? Aslinda bir gecede karar verdim. Babam Ford Fabrikasinda çalisiyordu. Tiyatro okuyordum ve okuldan sonra harçligimi çikarmak için babama yardima gidiyordum. Babam 30 yildir orada çalisiyordu. Galiba babam gibi olmak istemedim. Ertesi gün New york’a tek yön bilet aldim. Çünkü gazetede 1.90 m boyunda basketbol oynayabilen siyah aktör araniyor ilanini görmüstüm. Basketbol oynamiyordum ama yine de basvurdum. Gerisi geldi.    Sadece yakisikli degil ayni zamanda alçak gönüllüsünüz. Bunun için mi hayranlariniz bu kadar fazla.(Gülüyor) Bilmem. Hayranlarimi ben de çok seviyorum. Bu arada söylemeden edemeyecegim. Fiziksel olarak Mandela’ya benzemiyorsunuz, ayrica bu kadar saygi duyulan birini canlandirmak kolay oldu mu? -Evet. Benzemiyorum. Ama benzememem daha iyi oldu. Ona çok benzeseydim canlandirmam daha zor olurdu. Çünkü özellikleri seyirci daha çok ayirt edebilir.  Hele de Afrikalilar.  Hikâyenin ruhunu ne kadar iyi verirseniz o kadar seyirciden olumlu geri dönüsümünüz oluyor. Filmin ilk bölümünde olan Mandela’nin gençligine ait fazla bir referans olmadigi için aktörün yorumunu izliyoruz. Justin le birlikte çok düsündük, gençliginde ses tonu nasildi, enerjisi nasildi? Büyük bir çalismaydi, saniyorum bunu  basardik. Daha çok hayat hikayesine odaklandik diyebilirim. Yani seyircinin “Ah bu ani hatirliyorum” demesini sagladik.  Zaten seyircinin çogunlugu da genç Mandela’yi tanimiyor. Fakat yasli Mandela’yi bütün dünya tanimisti. Onun için ileri yaslari bizim için daha önemliydi.  Mandela’nin hayatini tekrar tekrar okumus olmalisin. Elbette. Ne yazik ki çocuklugu ve gençligi hakkinda elimizde fazla referans yoktu. Bu da bizi zorladi. Mandelaya ait en az 45 saatlik dokümanter izledim. Filmin çekimleri 3 yil sürdü.  Gençligini mi yoksa yasliligini oynamayi sevdiniz? Gençligini oynamak zordu , tabii ona benzemedigim için biraz rahatsizdim. Daha sonralari “seyirci de genç Mandela’yi tanimadi, bu o olmali ” diye düsündüm., ama yasliligini daha çok sevdim çünkü asil basarisi olgun dönemlerde ortaya çikiyor ve o doneme ait  bir çok belge ve dokümanter vardi.  Güney Afrika tarihini ve bölgeye iliskin bilginiz var miydi? Samimi konusmak gerekirse Mandela ve Güney Afrika konusunda düsündügüm kadar bilgili olmadigimi gördüm, hatta dürüst olmak gerekirse Afrika gerçegine bilinçaltimi kapatmisim. Üstelik ben bir siyahim. Hep “biz” ve “onlar” olan bir ortamdaydim. Ama bu da yeterli degil. Ezbere bir ayrim gibi. Ama Mandela’ ve onun mücadelesini babam yakindan takip ediyordu. Hiç unutmam Mandela hapisten çiktigi gün babam müthis heyecanliydi. Ancak o zaman Mandela’nin hapisten çikmasinin  Güney Afrikalilar için ne kadar önemli oldugunu anlamistim.    Mandela ile tanistiniz mi?   Hayir. Ne yazik ki tanismadim. O dönem oldukça hasta ve zayifti. Tanismam için firsat oldu ama ben onu kendi haline birakmak istedim.  Lehçe konusunda sikinti çektiniz mi? Lehçe benim için film boyunca süren bir projeydi. Mandela’nin 52 yillik hayatini oynuyordum. Her seyin haritasini önceden çikartmistik. Mandela’nin gençligindeki lehçesi sonraki yaslardaki lehçesi de farkliydi. Genç ve yaslilik döneminde de Mandela’da inanilmaz fiziki ve ses degisiklikleri de var tabii.  Güney Afrikalilarin konusmasi da zaman içinde degismistir. Bu nedenle lehçe beni zorladi ve çok çalistim.    Babaniz  filmi gördü mü? Ah evet. Babami kisa bir süre önce kaybettim. Filmimi gördügü için çok mutluyum. Çünkü babam filmi seyrederken çok duygulanmisti. Çok da gurur duydugunu gördüm. Bu da beni sevindirdi elbette. Beyazlari atmamasina ne diyorsunuz?  Mandela’yi asil büyüten yani kan akmasini istememesiydi. Hiçbir zaman beyazlar bana bunu yapti ben de onlardan intikam alayim modunda olmamis bir liderdi. Barisçi bir liderdi. Saniyorum empati den kaynaklaniyor.  Mandela Afrika tarihini çok iyi biliyordu. Afrikalilar çok eskiden beri ordaymis, ama Ingilizler  onlardan önce  ordaymis.Hollandalilarda.   Mandela’nin ülkenin tarihçesini çok iyi biliyor olmasi ve ülkedeki çesitliligin bilincindeydi. Ikincisi de “bana yanlis yapildi ben onlara yanlis yapmayacagim, yanlis yaparak yükselmeyecegim” diye düsünmesi. Onun yasam felsefesi de buydu zaten. Mandela’nin sihri de diyebilirsiniz.Halki kan isterken bile o kan akmasini istemedi ve hep engelledi. Bu da sayginligini artirdi. Barisin teminati olan liderlerdendi.Film Mandela’nin ölümüne yakin zamanda vizyona girdi. Gençler onu hatirlamiyor bile. Neden daha önce böyle bir film yapilmadiO hapisten çiktigi zaman da film yapilabilirdi ve yine ses getirirdi. Ama biz bir bütün islemek istedik. Onun gibi bir lider ya da onu hatirlatan bir lider var mi simdi.  Ondan evvel  Gandhi ve bir kaç isim daha sayabiliriz.  Mandela’nin Hikayesi çok derinlerde yatiyor,  su günlerde bu film çok sey gösteriyor . Dünyanin içinde buLUNDUGU DURUMA ÇOK UYGUN.  Ilham verici ayni zamanda temelde verdigi ders affedebilmek ve sabir    Filmi kronolojik olarak mi çektiniz? Hayir, fazla paramiz yoktu. Bu yüzden bulundugumuz lokasyonlara bir daha geri dönmemek için bir gün genç Mandela’yi bir gün yasli Mandela’’yi oynadim. Koltuga iki karpuz sigdirmak gibi. Film Beyaz Saray’da da izlenmis. Baskan Obama ile Mandela’nin kizlari birlikte seyretmis. Ne söyledikleri hakkinda bilginiz var mi ? Mandela’nin kizlari ile filmi seyrettikten sonra karsilastik. Agliyorlardi. Çok begenmisler. Zaten çekimler sirasinda bizimleydiler. Obama’da çok begenmis. Hatta bir not yazmis tam hatirlamiyorum ama saniyorum Mandela’nin kiziyla ilk kez bulustugu sahneye iliskin not almis.  Neden sizi seçtiler bu rol için? Aslinda ben ve Naomi öyle büyük isimler degiliz,saniyorum rolü oynayabilecegimize inandilar, bizden daha ünlü Holywood aktörlerine de gidebilirlerdi diye düsünüyorum  belki bizi hem Amerika hem Avrupada tanidiklari için tercih ettiler.bir de Mandela’nin kazlari çok dvd izlerlermis onlar da beni söylemisler  Sorumlulugu fazlaydi derken neyi kastettiniz?   Filmi yaparken güzel bir film olmasindan sorumluydum. Ama Mandela olmadan Mandela olmak oldukça fazla sorumluluk gerektiriyor,  bir sekilde onu temsil ediyordum. Bu kadar önemli bir insanin kaleme aldigi kendi yasam öyküsünü okumak büyük bir tecrübeydi ve rol de bir o kadar zordu ve büyük sorumluluk getiriyordu Filmi bitirdin. Onu oynadiktan sonra ne hissettin?  O harika biri, muazzam bir hikayesi var umarim onun hayati birçok kisiye ilham kaynagi olur.Su anda, aslinda ilginç ama Mandela bana ilham kaynagi oldu. Sanki isik oldu. Bu isikla bir çok seyin üstesinden gelebilecegimi hissediyorum  Mandela bana gerçekten çok yardimci oldu.  Bundan önce aksiyon filmlerinde oynadiniz, simdi Mandela, nasil bir duygu ? Ondan önce üç aksiyon filmim var. Bagimsiz baska filmlerim de oldu. Elbette en çok önemsedigim rol bu oldu. Hayatin içindeki bir mucizeyi oynadim ben. Bu da benim için sans. Rollerimde çesitlilik seviyorum. Mandela’yi oynamak beni çok gururlandirdi. Bundan sonra “kick boxing” de yapabilirim. Thor’da ki Heimhell’i iyice tanimak istiyorum. Rollerimde inandirici olmam en önemlisi.   The Wire in sizin için önemeli oldugunu söylemistiniz? Orda bir gangsteri canlandiriyorum. Rolü aldigimda 10 yillik aktördüm, çok heyecanlandim tabi. televizyon oyunculugundan film oyunculuguna geçis oldukça heyecanli oluyor tabii.  Saniyorum bu sektöre de katkim oldu. Su anda televizyon dizileri ve filmler arasinda pek fark kalmadi. Çünkü iyi aktörler, iyi yönetmenler TV programlari yapiyorlar.  Reality Show larin da buna katkisi büyük oldu. Mesela bir drama seyrederken artik,  “bu gerçek görünmüyor” diyebiliyorsunuz  The Wire in sizin için önemeli oldugunu söylemistiniz? Orada bir gangsteri canlandiriyorum. Rolü aldigimda 10 yillik aktördüm, çok heyecanlandim tabi. televizyon oyunculugundan film oyunculuguna geçis oldukça heyecanli oluyor tabii.  Saniyorum bu sektöre de katkim oldu. Su anda televizyon dizileri ve filmler arasinda pek fark kalmadi. Çünkü iyi aktörler, iyi yönetmenler TV programlari yapiyorlar.  Reality Show larin da buna katkisi büyük oldu. Mesela bir drama seyrederken artik,  “bu gerçek görünmüyor” diyebiliyorsunuz  Bir çok yardim vakiflariyla yakin temasiniz var  Evet bilhassa gençlere yönelik ve onlarin gelismesinde faydali olacak çalismalarda yer aliyorum ve almaya devam edecegim.Yillardir Prens Charles’in  Vakfinda çalisiyorum. Gençleri yönlendirmek çok önemli. Onlara firsat taninmali, kurslar düzenlenmeli. Sadece yardim vakiflarina para vermek yeterli degil. Gençlerin yönlendirilmesi için gerekli kurslar, seminerler düzenlenmeli. bunlar için tabii para lazim ama faaliyetler de çok önemli.    .  

Kredi kartini kapattirmayi düsünenler dikkat!

Sikayetvar’in haberine göre; bankalarin kart sahiplerinden tahsis ettigi ücret ve komisyonlardan kurtulmak isteyen vatandaslar, çareyi kredi kartini kapattirmakta buluyor ancak kart borçlarini ödeyen müsteriler bu sefer de “Borç Kapama Ücreti” ile karsi karsiya kaliyor.Taksitli borçlarini da ödeyerek kartini kapattiran kullaniciya, borç kapama tutari olarak gönderilen 81.98 TL vatandasi çileden çikardi.“Bankayla ilisigimi kesmek istedigim için cezalandirildigimi düsünüyorum” diyerek tepki gösteren kullanici, sikayetini söyle aktardi: “Bu aydan itibaren anlasma geregi maasi baska bankadan alacagiz ama ben farkli kredi karti kullanacagim. Kredi kartimi iptal ettim, tüm taksitli borçlarimi pesin ödedim ve kredi kartimi kapattim. Fakat 03/04/2014 tarihinde ‘Üyelik ücreti avans puan borç kapama tutari 81,98 TL’ yansitmislar. Her sey tamam siz mutlu olun da sizi herkese anlatacagim”