Aylık arşivler: Eylül 2014

Saygi Sevgiden Üstündür

Agzimizdan çikan her kelimenin bir önemi vardir diyor travesti Iclal.

Bazen agzimizdan çikan kelimeleri kulagimiz duymaz. Sevdiklerimizin kalbini yok yere kirariz. Bazen de bile isteye karsimizdaki üzecek sözleri bulup söyleriz. Oysa kirilan kalbin tamiri sanildigi kadar kolay degildir. Bir vazoyu yanlislikla düsürüp kirdigimizda vazo bize alinmayabilir oysa karsimizdaki insan söyledigimiz sözlerden dolayi kirilabilir.

Ömrümüz boyunca kendimize edindigimiz dostlarimiz gibi düsmanlarimiz da vardir. Zayif yönlerimizi ortaya çikarmamizi bekleyen düsmanlarimiz öyle iyi gizlenirler ki, çogu zaman onlarin düsmanimiz oldugunu fark etmeyiz. En küçük hatamizda bizi kolayca harcayabilecek buinsanlar bazen en yakinimizdadir.

Lafi gedigine koymak deyimini oldum olasi sevmem, patavatsiz ve hirpani gelir bana, söz o kadar degerlidir ki nerede, kime ne söyledigimizi her zaman tartmaliyiz. Aklimizdan geçirdigimiz her cümleyi karsimizdakine öylece söyleyiverirsek kirdigimiz kalplerin haddi hesabi olmaz. Insanin en güvenli limani her zaman ailesidir, ailemizin içindeki fertlere davranislarimizda ve konusmalarimizda özen göstermeliyiz. Çocuklarimiz kendilerine biz büyüklerini örnek aldiklarindan özellikle onlarin yaninda küfür içeren, kirici sözleri birbirimize kullanmamaliyiz. Herkese karsi saygili olmak en büyük meziyettir.

Evliligin temeli sevgi sanilir oysa evliligin gerçek dayanagi saygidir. Eskiden yapilan görücü usulü evliliklerde bosanmalarin az olmasinin nedeni çiftlerin birbirine duyduklari saygidan kaynaklanmaktadir. Birbirlerini hiç tanimadan evlenen bu insanlar yarim asir boyunca saygi sayesinde ayakta durmuslardir.

En küçük toplum birimi olarak kabul edilen ailede ögrenilen davranis biçimleri yasamimizi sekillendirip, nasil bir insan olacagimiza karar verir. Toplumlar bu küçük ailelerin birlesmesiyle olustuguna göre birbirine saygili, ölçülü insanlar olmanin temeli ailede atilir. Kutsal bir müessese olan aile kavrami saglam temellere oturtulmalidir.

Insanlari sinifsal ayrima tutmak, engelli ile engelsiz insan arasinda ayrim yapmak kadar yanlistir. Birbirimizi sevip saymak için insan oldugumuzu unutmamaliyiz.  Dünya üzerinde yasayan ilk insandan beri çift kavrami vardir. Çiftler halinde yaratilan insanlar birbirlerine saygi duymazlarsa insanlik yok olmaya mecburdur.

Beni en çok üzen ise kardes oldugumuzu unutup yaptigimiz hatalardir, kimmiz çirkin, kimmiz güzel yaratilmis olabilir. Kimi akilli, Kimi daha az zeki de olabilir; kadini erkekten, gencin, yaslidan, travesti’nin, lezbiyenden farkli olmadigi bir dünya için tek yapmamiz gereken birbirimizi sevmesek bile, saygi duymaktir. Karsimizdakini bos yere kirmak, kötü sözlerle onlari incitmek, bizi insan olmaktan uzaklastirir. Ne diyor Orhan abimiz; daha güzel bir dünya için, kardeslik için, güzellik için batsin bu dünya… her zaman sevilen saygi duyulan birileri olmak bizlerin elinde, bu dünyada ne ekerseniz onu biçersiniz.

Aslan Parçasi

Çocuklugumda en sevdigim sözdü benim aslan parçam.. Babamla her hafta sonu gittigimiz maçlarda stadyum önünde uzun kuyruklarda bekler stada girdigimizde ise deli gibi tezahürat yapardik. Ailem koyu bir Galatasaray taraftari oldugu için üzerimde her zaman annemin pazardan aldigi sari-kirmizi bir formayla maçlara giderdim.

Kocaman adamlar bir topun pesinde kosan 22 adama bazen küfür ederken,  bazen göklere çikarirlardi. Gerçegi söylemem gerekirse benim bu stadyumda olmamin tek sebebi babami mutlu etmekti. Futbol maçlarindan anladigimi iddia etmem aptallik olur.

Anlam veremedigim ise seyrettigimiz maçi bütün gece anlatan programlari tekrar tekrar  izlemek zorunda kalmamdi. Babamin benim aslan oglum, aslan parçam sözleri olmasa maça gitmek istemedigimi söylemem daha kolay olacakti.

Ergenlik dönemine girdigim yillarda bazen bir bahane bulur maçtan yirtmaya çalisirdim fakat nafile ugraslarim hiçbir ise yaramaz ve kendimi yine o küfürbaz adamlarla 22 adamin top pesinde kosmasini izlerken buluirdum.

Bir gün annemin -bey yeter artik bu çocugu maça götürdügün birak biraz da bana ev islerinde yardim etsin dediginde babam köpürmüs, ates çikan gözleriyle o bir erkek çocugu ne isi var ev isleriyle diye bagirarak annemi azarlamisti. Evet dogustan bir erkek çocugu oldugum dogruydu ama ben annemle vakit geçirmekten her zaman zevk almisimdir. En sevdigim ugraslar ise komsu kadinlarla günlere gitmek, yemek tarifleri almak, dedikodu yapmak hatta mahallemize ara sira gelen kadinlar matinesi ne gidip kurtlarimi dökmek ayri bir zevkti.

Babamin gözüne girmek kaygisiyla erkek olmaya çalismam bosuna bir ugrasti çünkü ben her zaman kendimi bir kiz çocugu safligiyla seven annemin sesine asiktim. Okul yillarimda arkadaslarimin kizlardan olusmasi babamin bizim oglan çapkin olacak demesine neden olurken annem durumumu çoktan anlamisti.

Çift cinsiyetle dogan her çocuk gibi benim de içimde firtinalar koparken etrafa belli etmeme çabasi her geçen gün zorlasiyor, tercihim düpedüz ortaya çikiyordu.  Babamin zamanla benden uzaklasmasina yol açan bu durumum karsisinda eziliyordum.

Istanbul’un arka sokaklarinda gezerken tanistigim bir travesti arkadas aman bos ver aileni sen hangi cinsiyetle gezmek istiyorsan o  ol, hayat senin hayatin dediginde kendime bir söz verdim.  Evde kimsenin olmadigi bir saatte esyalarimi topladim, yanima aldigim esyalar arasinda eski cinsiyetimi bana hatirlatacak olan sadece artik solmaya yüz tutmus Galatasaray formamdi.

Simdi benim gibi travesti olan 4 arkadasla birlikte bir evde yasiyoruz.  Bazen televizyonda bir Galatasaray   maçini soluk formam kucagimda izlerken babamin bakislarini ve benim aslan oglum diyen sözlerini  duyuyorum .  Arkadaslarim bu halime bir anlam veremese de ben içimde kaybettigim babamin hatirasini yasatiyorum.   Babamdan sonra bana aslan parçasi diyen olmamisti fakat her Galatasaray maçinda televizyon karsisina geçip deli gibi aslan parçalari diye bagirman geçmisime duydugum özlemin bir parçasiydi. Beni oldugum gibi kabul edecek olsalardi ömrümün sonuna kadar o aptal maçlarda sirf babamin gülen gözlerini görmek için aslan parçalari diye bagirabilirdim.

 

Türkiye travestileri

travesti deyince bunlar nerede yasarlar demiyin çünki bir çok sehirde travesti ler yasamaktalar bunlardan en çok istanbul travestileri ve ankara travestileri ve izmir taravestileri birde bursa travestileri olmak üzere 4 büyük sehirde yasamaktalar diger sehirlere göre siralama söyle gelismekte antalya travestileri, izmit travestileri, kocaeli travestileri, ve samsun travestileri, kayseri travestileri, eskisehir travestileri, gaziantep travestileri, konya travestileri, mersin travestileri, adana travestileri, denizli travestileri, bodrum travestileri, marmaris travestileri, van travestileri, mugla travestileri, sakarya travestileri, adapazari, bolu travestileri, gibi bir çok sehirde travesti bulunmaktadir. Gerçek travestileri görmek için travesti iclalin sitesi kelimesine tiklayarak sitelerini buradan takip edebilirsiniz. Gerçek, ciddi arkadasliklar bu sitelerdedir. Bursa bölümündeki arkadaslari görmek istiyorsaniz yukaridaki sehrirlerden busa olanana tiklayarakta onlara ulasabilirsiniz. Bir filimde onlar her yerde diye bir slogan var ve iste bizim arkadaslar içinde ayni seyi söyleyebiliriz :)). Ayrica travesti kelimesine tiklayarakta istanbul avrupa yakasindaki arkadaslara ulasa bilirsiniz. Birde Anadolu yakasi travestileri var onlarida bu linkten görebilirsiniz. Arkadaslarimizin bir çogu sitelerde bulunmakta ve burada kendi bölgelerinin linkleri yok ise Iclal’e ulasip koydurabilirler. Bu vatan hepimizi ve herkesin yasamaya haklari oldugu gibi bizlerinde burada yasama hakkimiz var tabiki tüm bölgelerde olacagiz. Trv’ler translar da vergi veriyor elektirik su ödüyor onlarin da gözleri, elleri var, dugulari düsünceleri var, iste bu yüzden onlarin da yasam haklari var.

Mor Çati

Eslerinden siddet gören kadinlarin hayatlarini sürdürebilmek için açilan mor çatilar sadece normal kadinlar için hizmet vermeye devam ederken trans bireyler için böyle bir olanak yok saniyorsaniz? Yaniliyorsunuz.

Istanbul Dolapdere’de yaklasik 1 yil önce açilan travesti bireylere hizmet veren siginma evinde masraflari durumlari iyi olan trans bireyler karsiliyor. Evlerinden atilan para kazanamadigi için yasama sansi bulamayan travestiler siginma evinde isleri paylasarak yapiliyorlar. Yakinda huzurevine dönüstürülmesi planlanan siginma evinde çok sayida hasta translar barinmaktadir.

Avrupa’da bir ilk olan siginma evinin yesil kartli olmasina ragmen hastanelerden yararlanamayan travestiler için umut isigi olmasi yüzleri güldürüyor.

Erkekler için ilk siginma evi ise 2000 yilinda açilmisti.

Hala yetersiz kalan bu siginma evlerinin sayisinin artmasi gönüllü hayirseverlerin bagis yapmasi ile mümkündür.

Siginma evinde kalan bir travesti kendilerine çok iyi bakildigini saglik sorunlari ile ilgilenildigini anlatirken, gözleri doluyor. Siginma evinde kalmaya baslamadan önce uyusturucu bagimlisi oldugunu anlatan travesti arkadasimiz “buraya geldigimden beri içmiyorum. Kendimi yeniden dogmus gibi hissediyorum” diyor. Içimizden biri olan trans arkadaslarimizin en iyi sekilde hayatlarini sürdürebilmeleri herkesin insanlik görevidir.

Sefkat-Der’in  hiçbir insan sokakta barinmasiz, aç, susuz ölmesin diye baslattigi bu siginma evleri projesinin artarak genç kizlara, genç erkeklere, cinsel istismara ugrayanlara çare olmasi hepimizin dilegidir.

 

Evrim Teorisi

Dünya kuruldugu günden beri üzerinde canlilarin yasamadigi dünya tarihinin 7 milyon yil insanlik tarihinin ise 2.5 milyon yil oldugu biliniyor. Ilk canlilarin dünya üzerinde ne zaman yasamaya basladigi ise günümüzde bilinen bir gerçek degildir. Darwin evrim teorisini ortaya attiginda evrime karsi çikanlar bugün acaba gerçekten evrim var mi? Sorusunu kendilerine sormaya baslamislardir. Dünya 7 milyon yilda sürekli degisirken insanin degismesi neden bu kadar anlamsiz olsun.  Insan bulundugu ortama en çabuk ayak uyduran canlidir. Hamamböcekleri gibi her duruma ve kosula uyabiliriz. Kutuplarda soguga ekvatorda sicaga alisabildigimiz gibi. Sicak iklimlerde yasayan insanlarin siyah tenli olmasi onlarin günesin zararli etkilerinden daha az etkilenmesine neden olurken kuzeyde yasayan insanlar günesi az gördükleri için beyaz tenli ve sarisin olurlar. Erkeler, kadinlar ve Erdisiler diye üçe ayirdigimiz insanlar dünya ile birlikte evrim geçiriyorlar biz uzun zaman içerisinde gerçeklesen bu durumu göremiyoruz o kadar, insanlari birbirlerinden ayiran tek özellik içlerinde var olan ruh olduguna göre ruhlari farkli bedenleri ayni canlilar oldugumuzu kabul etmeliyiz. Birbirimize bu kadar benziyorken, aramizdan bazilarini farkli bulup reddetmek,  cinsiyet ayrimi yapmak, onlara kapilarimizi kapatmak yanlistir. Erkek mi, kadin mi belli degil diyerek reddettigimiz travesti, lezbiyen yakistirmasi yaptigimiz bu insanlar senin atandan türemis senin gibi insanlardir.  Evrimi kabul etmek bilinmeyen bir denklemin mantigini kavramak için bizlere firsat verir.