Aylık arşivler: Aralık 2014

Kafein hakkinda bilinmeyenler

Kafein bizim toplumumuza Avrupa’dan çok sonra girmistir. Bunun en büyük nedeni kafeinin en çok kahvede bulunmasi ve Türkiye’de kahve üretimi olmamasidir. Bizler sabah uyanmak için tarihin ilk çaglardan beri çayi kullaniriz. Oysa çayda da kafein oldugunu bilmeyiz.

Avrupalilar kahveyi zinde kalmak ve adrenalin salgilamak için içerken biz sadece kadinlar toplantisi ya da büyük adamlarin bir araya geldiklerinde içtikleri bir madde olarak biliriz. Kafein yillarca zararli madde olarak bilindiginden çocuklara içirilmedi. Oysa günümüzde kafein fazla alinmadigi takdirde insan vücuduna zararli degildir deniliyor.

Çok fazla kafeinli içecek tüketen travesti Badegül, kahve içmeden güne basladiginda bütün gün basinin agridigini aglida zorluk çektiginden bahsediyor.Asiriya kaçilmadigi sürece bir fincan kahve, düsünce akisini, dikkati arttirir ve moral olarak kötü bir durumdaysak moralimizi düzeltir. Kahve satan dükkanlara girdiginizde aldiginiz kokunun hemen zihninizi açtigini fark etmissinizdir. Kahve sayesinde gecenin ilerlemis saatlerinde bile rahatlikla çalisabiliriz. Iste bize tüm bu avantajlari saglayan kafein maddesidir. Ara sira kahve tüketen biriyseniz aliskin olmadiginiz bu madde gece uykunuzda düzensizlige yol açabilir. Ya da çok fazla tükettiginizde bagisiklik kazanacaginiz için kahvenin yararli etkilerinden faydalanamazsiniz. Kahve bazen insanda bir uyusturucu bagimliligi gibi yokluk sendromlarina neden olabilir. Mesela kahve içme saatinizi geçirirseniz, telasa kapilmaniz, bezgin olmaniz normal karsilanir. Birkaç kahve içmeden durabilirseniz kahve yoksunlugundan kurtulabilirsiniz.

Kahve vücuttan su atilmasina neden oldugu için mutlaka yaninda bir bardak su tüketmelisiniz. Zaten bizim gelenegimizde kahvenin yaninda mutlaka bir bardak su ikram edilmektedir. Sporcular kafein aldiginda onlardan yeni bir rekor denemesi bekleyebiliriz. Kan basincini ve kan pompalama kapasitesi artar ki bu da adrenalin yükselmesine neden olur.  Kas agrilariniz varsa veya yag yakmakta zorluk yasiyorsaniz kahve tüketmeniz bu sorunlara iyi gelecektir. Sporcularin 4-5 fincan kahve içmeleri normalde dogru iken müsabaka öncesi kan testinde bulunan fazla kafein doping sayilmaktadir.

Istanbul travestilerinden Günes, kahveyi güzellik maskesi olarak kullaniyor. Çünkü kahve kirisik azaltici bir etki gösterir bunun nedeni kan dolasimini artirmasidir.

Süper modellerin selülitleri için kahve telvesi kullandiklarini biliyor muydunuz? Kahveyi selülitle bölgeye masaj yaparak yedirin ve sonra streç film ile sarin, cildinizin kisa zamanda sikilastigini göreceksiniz. Ayni zamanda saçlarinizi kahve ile durularsaniz özellikle seyrek saçli kadinlar gür saçlara sahip olacaklardir. Evinizde istenmeyen kötü bir koku varsa bir miktar kahveyi ocagin üzerine dökün ve ocagi açin yanan kahve ortaya mis gibi bir koku çikaracak ve diger bütün kokulari bastiracaktir.

Kahve fincanlarinin dibinde kalan telveyi de israf etmeyip, çiçeklerinizin topragina dökerek toprakta bulunan solucan gibi hayvanlarin veya zararli böceklerin kökünü kurutabilirsiniz. Kahve hakkinda ögrendiginiz bunca güzel seyden sonra sanirim bir fincan kahveyi hak ettik. Afiyet olsun.

Güzel kokular

 Güzel bir kokuya sahip olmak her insanin idealidir.

Dilimize Fransizca’dan girmis olan parfüm deyince hepimizin aklina süphesiz güzel kokularin yer aldigi bir dünya gelir. Parfüm kullanimi Sümerler zamanina kadar uzanir, o tarihlerde güzel kokan bitkilerin yakilmasi ile elde edilen hos kokular 1600’lü yillarda laboratuar ortaminda olusturulan parfümlere dönmüstür. Çagdas niteliklere sahip ve bilinen ilk parfüm 14. yüzyilda yapildi ve güzelligiyle ünlü Macar kraliçesine atfedildi. Esans ve biberiye yagi ile alkol karisimindan elde edilmis, lavanta yagi ile zenginlestirilmis bu karisima Macar suyu anlamina gelen bir isim de verildi. Cam endüstrisinin gelisimi ile birlikte parfümün serüveni de hiz kazandi. Fransa’da kötü kokulari bastirmak için kullanilan parfüm daha sonralari bir güzellik unsuru haline geldi.

Güzel parfüm siselerinden olusan bir kolleksiyon sahibi olan travesti bir arkadasim bu ugurda yurtdisina çikan herkesten bir parfüm istemeyi de ihmal etmiyor. Roma döneminde tüm kokulara “Per Fum Um” deniliyordu. Parfümler güzel kokma isteginden dogmuslardir. Parfüm yapiminda kullanilan maddeler esas itibari ile üç ana kaynaklidirlar. Koku maddeleri bitkisel, hayvansal ve sentetik olabilirler. Hayvansal kokulardan olan Zibet, kedi pisligine benzer ve öyle de kokar. Kuzey Afrika’da yasayan zibet kedisinin, cinsel organinin yakinindaki bir bezden savunma amaci ile salgiladigi merhemsi bir maddedir. Zibet kedisi bir kafese konur ve kizdirilir. Kedi öfkesinden sarimsi-kahverengi bir madde salgilar. Bu madde çok iyi inceltildiginde çok hos kokar.

Amber balinasinin bagirsaklarinda olusan gri amber kokusu hayvanin bagirsaklarindan disari atilir ve gri bir kütle halinde denizin üzerinde yüzer. Özellikle Irlanda açiklarinda rastlanan bu madde tezek gibi kokar ve çok nadir bulundugu için pahalidir.

Parfüm almanin da püf noktalari vardir. Örnegin agir yagli, baharatli bir yiyecek yedikten sonra parfüm seçilmez.  Hamilelik dönemi ve koku almamizi etkileyen bir hastalik sonrasi da parfüm almamaniz gerekmektedir. En iyisi siz parfüm almaya zevkine güvendiginiz bir arkadasinizla birlikte gidin ve alacaginiz kokuya birlikte karar verin. Gece ve gündüz ayri parfüm kullanilan Istanbul travestilerinden bir arkadas kullandigi parfümü kimyager bir arkadasina özel hazirlatiyor. Her insanin teninde farkli duran parfümler kisiye özel olursa sizinle bütünlesir ve imzaniz gibi olur. Parfüm alirken ya iyi bir marka alin ya da hiç kullanmayin çünkü herkes gibi siradan kokmak yerine dogal kokunuz sizi daha çekici yapacaktir.

Çift olmak için dogru adimlar

Dünyanin kuruldugu günden bu yana yasayan tüm canlilar çiftlesme ve üreme içgüdüsüne sahip olmuslardir. Önemli olan sadece çiftlesmek degil bunun için dogru esi de seçmektir.

Her canli dogaya kendi neslini devam ettirmek için gelmistir. Insanoglu da es seçerken kendisine en uygun olani arayip bulmaya çalisir. Hayvanlar kendi aralarinda çiftlesme dönemine girildiginde  en dogurgan ve en saglikli disiyi kendilerine almak için ölümüne bir güç gösterisi yaparlar disilerin bu kavgalarda kenarda kendilerine en uygun çifti bulmaya yönelik bekleyisleri biz insanlarin davranisindan farkli degildir. Güçlü olan  her zaman en iyi esi hak eder.

Travesti bir tanidigim yeni dönemde gücün parayla ölçüldügünü ve en güzel disilerin cebinde parasi olana gittigini söylemisti. Ben buna hem dogru hem yanlis diyebilirim. Çünkü her kadin ayni egilimde degildir. Kimi için para ilk sirada iken kimi kadin yakisiklilik ve toplumda sayginligi ön siraya koymaktadir. Örnegin benim için zeka bir erkekte olmasi gereken en önemli unsurdur zeki bir erkegin benim esim olabilmesi önünde hiçbir engel yoktur. Erkegin seçiminde de en etkili olan güzellik olmayabilir güzel olayan fakat kendine has özellikleri olan pek çok kadin en iyi erkegi tavlayabilir. Çekicilik ve  disilik güzelligin önünde yer alabilir.

Hayvan belgeselleri izlerken gördügüm en önemli detay, hayvanlarin es seçebilmek için nerdeyse birbirlerini öldürmeyi göze almalaridir neyse ki insanoglu havyanlar kadar basit egolarla hareket etmiyorlar.

Dogru esi seçebilmek için bilmemiz gereken bazi kurallar vardir bunlar; 1- Sevgi, 2- Saygi 3- Sadakat, 4- Sabir, 5- Sekstir. Bu 5 kuralin en önemlisi saygidir. Senin kisiligine, yasam tarzina, geçmisine, aile yapina, kültürüne, bilgine, kariyerine, sosyal çevrene saygi duyuyor mu? Yoksa seni degistirmeye, kendi istedigi birine dönüstürmeye mi çalisiyor? Unutma, insan saygi duymadigi birini sevmez, ona sadik kalmaz, sabir göstermez ve sekste de bencil olur. Yani 5S kuralinin ikincisi yerine gelmediyse digerleri de önemini kaybeder. Olaya sadece çiftlesmek açisindan bakarsaniz bunlarin hiçbir önemi kalmaz ama uzun bir birliktelik ve saglikli bir cinsel hayat için bu 5 kurali uygulamak yapilacak en dogru istir. Kadin ya da erkek olmak es seçmek için gereken kurallari degistirmez . Istanbul travestilerinden bir arkadasim partnerini seçerken bu 5 kurali uyguladi ve hala mutlu bir birliktelik sürdürüyor.

Öncelikle cinsel dürtülerimizde hayvan mi, insan mi oldugumuza karar vermeliyiz bir gecelik iliskilerde hayvan olmayi tercih edebiliriz ama hayatimizi birlestirmeyi düsündügümüz kisiyle insan gibi davranarak mutlu olabiliriz. Mutlu bir seks hayati mutlu bir beraberligin devamidir ve karsilikli fedakarliklar gerektirir.

Neslin devami ve saglikli bir jenerasyon hayvansal güdülerle degil, insancil yaklasimlarla mümkündür. Esinizi seçerken en dogru adimlari attiginizdan emin olmadan bir yola girmeyin ve asla aceleci davranmayin. Bir yerlerde sizi mutlu edecek bir es mutlaka vardir. Sabirli olmak ve bu arada kaderi de unutmamak gerekir.

Radyasyonun etkileri

1896′ da Fransiz fizikçi Henri Becquerel ilk olarak uranyum tuzunun görünmez isinlar yaydigini fark etmis ve bunun radyasyon isinlari oldugu kanitlanmistir.

Yani daha cep telefonlari icat edilmeden dünyada varligi kanitlanan radyasyon yani isinim insanlari etkiliyordu. Bir mikrodalga firin cep telefonunun yaydigi radyasyonun 200 katini etrafa yaymaktadir. Insan   DNA’sini parçalayacak kadar enerji tasiyan radyasyon hücrelerinizi yavas yavas yok ederek ölümünüze sebep olabilir.

Üstelik radyasyon sizden genetik olarak çocuklariniza bile geçme özelligine sahiptir. Radyasyon aldiginizda; Kanser olusmasi, Ömrün kisalmasi (erken ölümler),Katarakt olusmasi, Sakat ve ölü dogumlar kaçinilmazdir.

Radyasyonun zararli etkilerinden korunmak için alinabilecek pek çok önlem olmasina ragmen hayatin içinde bunlari uygulamak o kadar da kolay degildir. Örnegin; Özel giysiler (kursun önlük, özel maske) giymek, Radyasyon kaynagindan uzak durmak, radyasyonlu cihazlarla yapilan tedavilerden uzak durmak gibi yöntemler uygulama açisindan zorluklar gösterir.  Istanbul’da yasayan travesti bir arkadasim girdigi MR sonunda hastaligina erken teshis koyuldugunda hayatta kalmasi çektirdigi MR’a borçlu oldugunu söyledi. Gerçekten de bu dogruydu, eger sirf radyasyon almamak için bu testi yaptirmasaydi belki de onu hastaliktan dolayi kaybedecektik.

Dünya üzerinde pek çok nükleer tesis radyasyon yaydigi gerekçesiyle birer birer kapatilirken, gelismekte olan pek çok ülke hala nükleer santral yapma derdindedir.

Oysa yenilebilir enerji ya da rüzgar enerjisi dogaya ve insana kötü etkileri olmayan temiz enerji kaynaklaridir ve dünyanin bir an önce bu enerji kaynaklarina yönelmesi gerekmektedir.

Günümüzde enerji olmadan insan hayatinin devami olmayacagi süphesizdir fakat dünya da bizim için yasamak kadar önemli olduguna göre dünyamizi ve gelecek nesillerimizi tehlikeli atik olan radyoaktif maddelere karsi korumaliyiz.

Çernobil’de yasanan kazanin ardindan ülkemizin kuzeyine pek çok kisi kanser nedeniyle hayatini kaybetmistir. Günümüzde etkisini halen sürdüren kanserli genler yeni nesillere aktarilarak onlari da zehirlemeye devam etmektedir.  Atom bombasinin Japonya’da yaptigi yikim etrafa yayilan radyasyon yüzünden gerçeklesmistir, Japonlar günümüzde bile bu radyasyonun etkilerini tasimaktadirlar. Yine de nükleer enerji konusunda israrli olan Japonya yasadigi tsunami sonrasi santralde meydana gelen tahribattan etrafa radyasyon yayilmasini önleyememis pek çok mühendisini de bu yüzden kaybetmistir.

Radyasyondan korunmak için Ege’de bir çiftlik alan travesti arkadasim cep telefonu yerine sabit telefon, tasarruflu ampul yerine sari ampul kullanmaya basladi. Bir nevi kendini korumaya alsa da etraftaki baz istasyonlarinin varligi onu rahatsiz etmeye devam ediyor. Kisacasi bir kisinin çabasi ile bu durumdan kurtulmamiz mümkün degil, el ele verip, radyasyonu hayatimizdan çikarmaya çalismaliyiz. En azindan gelecek nesillere temiz bir dünya birakmak bizim birinci görevimiz. Radyasyondan uzak günler dilerim.

Portakal kabugu görünümü sorun yaratiyor

Erkeklerin çok fazla takmadigi fakat kadinlarin olmamasi için elinden geleni yaptigi büyük bir sorundur selülitler.

Özellikle yaz aylarinda mini etek ve bikini giyebilmek için bu sorunla basa çikmak için her yolu deneriz.Peki neler yapabiliriz selülitlere elveda demek için, öncelikle yedigimiz yiyeceklere dikkat etmekle baslamaliyiz asiri yagli, sekrli yyecekler kadinlarin bazi bölgelerinde yaglanmaya yol açar ve portakal kabugu görünümüne yol açar. Kadin hormonlari, menopoz, dogum yapmak da selülitlere neden olur.

Yaz kis bol bol su tüketerek yaglanmayi önlemek elimizde, ayrica spor yapmak özellikle uzun yürüyüslerde faydali olacaktir. Genetik yatkinlik olmasi da ne yaparsaniz yapin selülitli bir vucüda sahip olmaniza neden olur. Gülben Ergen’in yillarca ugrasip kurtulmaya çalistigi selülitlerin genetik olmasi nedeniyle ne kadar çok ugrastiginin hepimiz biliyoruz. Yazin her firsatta yüzmek, kaslari çalistirmak gerekiyor.

Kadinlarin neredeyse tamaminda bu sorun vardir. Öyle televizyon ekranlarinda izlediginiz fit mankenler bu sorunla basa çikmak için neler yapmiyor ki, günün yarisini sporla aç bir karinla geçirmek zorunda kaliyorlar. Çesitli web sitelerinde selülit giderici kremler satildigini hatta bitkisel tarifler verildigine rastlamissinizdir. Ben de size basit bir içecek tarifi verebilirim.

Ananas ( yarim )

Maydanoz ( 1 demet )

Greyfurt ( 1 tane )

Taze zencefil ( basparmak boyunda yarim )

Kereviz sapi ( 2 tane ) bir rondo yardimiyla karistirilan bu besinlerden günde iki bardak içmek yeterli olacaktir. Aktarlarin kapisini çaldiginizda da degisik ürünler bulabilirsiniz.

Bir de sigara ve kafeinli içeceklerden uzak durmaniz gerekmektedir. Günde iki fincan kahve içmek yerine bitkisel çaylari deneyebilirsiniz. Sagliginiza önem göstermek, kilo alip vermemek en basta korunma yöntemi olarak sayilabilir.

Bursa travestilerinden bir arkadasin önerisi de maydonoz suyu sabahlari aç karnina içilen maydonuz suyu metobolizmayi hizlandirdigi için selülit olusumunun önüne geçiyor. Hangi yöntemi kullanacaginiza siz karar verin. Saglikli ve mutlu bir hayat için kendinize degr vermekle baslayin ise, unutmayin bu dünyada en degerli kisi sizsiniz.