Aylık arşivler: Mart 2015

Portakali soymusken

Futbol pek ilgilendigim bir spor olmamasina ragmen Milli maçlara ilgim var. Iste bu yüzden Milli duygularima yenik düsüp, maç izlerim. Geçtigimiz hafta sonu Hollanda ile oynadigimiz maçi da izleme sansi buldum. Ne maçti ama son dakikalarda yerlerde süründügümü totemler yaptigimi hatirliyorum ama o son dakika golünü nasil yedigimizi hatirlamiyorum.

Spikerin gerginligi sanki oyunculara yansidi ve herkesin eli ayagina dolandi. Biz tam portakali soymus, basucumuza koymusken, Türkiye’den ekmek yemis bir sporcu hiç düsünmeden gölü kalemize atti. Sonrasinda da topu hamile karisina gönderme yapmak için karnina soktu. Bu bize hakaret miydi? anlamadim. Sosyal medyaya düsen capslere bakinca beraberlik golü herkesi dumura ugratmis olacak, bir donma görüntüsü geçidi yasandi.

Ben tam internetten zafer çigliklari atip, Hollanda maçini nasil aldik ama diye hava atacakken bu son dakika golü hayallerimin katili oluverdi. Zaten ben alistim artik istedigim seylerin son anda büyüsünün bozulup, her seyin ters gitmesine ama yetmis sekiz milyon ne bilsin böyle bozgunlari hayat iste bazen yendim dediginde maglubiyeti tattiriyor sana. Kazansak dünya mi kurtulacakti diyenler var yok tabi ama yine de kazanmanin zevkini yasamak istiyor insan, Istanbul travestilerinden Bade ile izledik maçi ben zaten böyle olacagini tahmin etmistim demez mi, basimiza teknik direktör kesildi.

Yabanci futbolculara bel baglamis futbol dünyasinda top yuvarlak diyen yok, sans bu kez bizden tarafa degildi diyen yok. Herkes sözlesmis gibi yenilecegimiz belliydi diyor. Yapmayin arkadaslar tarih boyunca girdigi her savasi kazanmis bir milletin çocuklariyiz biz, bir futbol takimini yenecek güç damarlarimizdaki asil kanda mevcut, mesele o ruhu yakalamakta yatiyor.

Ilk golü atmissin takimi zorluyorsun, son dakika yedigin gol beceriksizliginde degil arkandaki milyonlarin sana inanmamasindan kaynaklaniyor. Kendimden biliyorum çünkü ne zaman hayatimda iyi bir seyler olsa, çekemeyenler, haset insanlar çörekleniyor basima dogru giden her sey tepetaklak geliyor. Önce kendimize güvenmeyi ögrenmeli sonra elestiri yapmaliyiz. Öyle hemen pes etmek yok savas daha yeni basliyor. Maç doksan dakika ise biz doksan bir dakika kosmaliyiz. Gerçek hayatta öyle degil mi? Ne zaman isin ucunu biraksak kazandiklarimizi da kaybetmiyormuyuz.  Her yenilgiden dersler çikarip, dört elle sarilmaliyiz galibiyete iste o zaman kimse duramaz önümüzde, azimle ve hirsla kalin. Sevgiler.

Bütün erkekler ayni mi?

Dünya üzerinde yasayan yüzlerce halk ve bu halklarin içinde kadin, erkek ve farkli cinsiyetler yer almaktadir. Benim en çok merak ettigim ise dünya üzerindeki bütün erkeklerin ayni olup olmadigi ya da birbirlerine ne kadar benzedikleri, bu merakima yenik düsünce bir arastirma yapmanin tam zamani dedim. Bakin sonuçlar nasil çikti. Tabi bu arastirmayi bizzat bu erkekleri taniyarak yapma  imkanim yok. Arastirmacilar yapmis ben sadece aradim ve buldum.

Rus kadinlarinin güzellikleri tüm dünya tarafindan malum tescillidir peki ya erkekleri kadinlar kadar mükemmel mi? Sarisin seyrek saçli ve neredeyse tüm gün votka kokan, asik suratli kirmizi burunlu bir erkek siziz idealiniz ise Rus erkekleri tam size göre diyebilirim. Yakisikli olduklarini söyleyemem ama eglenceli olduklari kesin. Romantizmden uzak, asiri sarisin en önemlisi gördügü her kavgaya baliklama atlama cesareti gösterebilen kiskanç erkekler, neredeyse sarisin olmalari hariç bizim erkeklerimize benziyorlar. Sevgili olmalarina gelince bu iste basarili bulunmamis ve on üzerinden sadece bes puan alabilmisler.

Esmer sevenler Italya’ya Italyan erkekleri, yakisikli, bakimli, laf cambazi oldukça romantik erkekler olmalarina karsin yatakta performans açisindan her zaman sinifta kalmislar. Ama sans bakarsiniz size iyisi denk gelir. Geçen yil Istanbul travestilerinden Beyaz’in bir Italyan erkekle yakinlasmasi olmustu, biraz da ondan ögrendigime göre Italyan erkekleri bakim konusunda kadinlari solarmis. Sevgili olma konusunda on üzerinden yedi gibi iyi bir puan almislar.

Öpüsmeleri ile ünlü Fransiz erkeklere gelecek olursak, nazik ama ukala, utangaç ama cana yakin,sizin için seks degil arkadaslik önemliyse tercihiniz mutlaka bir Fransiz olmali, çünkü güldürmesini ve dinlemesini çok iyi biliyorlar. Sevgili olabilme puanlari ise on üzerinden alti buçuktan yedi diyebiliriz.

Alman erkeleri fazla kuralci ve disiplinli, Iskandinav erkekleri ise maceraci oluyorlarmis. Lüks bir restauranta gittiginizde yediginiz yemenin parasini ödemek ama yatakta hiç karsilik görmek istemiyorsaniz bu soguk ülkelerin erkeklerine evet diyebilirsiniz. Ama benim hiç tarzim degil puanlari sadece bes. Aradiginiz partner hem mutfaktan anlasin, hem de biraz bizim erkeklere benzesin diyorsaniz çok uzaklara gitmeye gerek yok Yunan erkekleri size aradiginiz Türk erkegi gibi davranir. Kendilerine özgüvenleri tam olan bu erkekleri tanimak isteyen bayanlar, atlayin Bodrum’dan bir tekneye günübirlik gidin gözlerinizle görün. Belki de kalbinizi çalacak erkek çok uzaklarda degildir, sadece sokaga çikmaniz bile yetecektir. Erkek degil mi, ha öyle ha böyle iyisi her yerde iyi, kötüsü her yerde kötü, önemli olan sizi mutlu edecek biri olmasi yoksa hangi ülkeden oldugunun ne önemi var. Sevgiyle kalin.

Mutlulukla imtihan

Insan nasil mutluluk ile imtihan olur biliyor musunuz? Bu dünyada her seyinizin yani maddi anlamda her seyinizin oldugunu düsünün. Bu sizin mutlu olmaniza yeter miydi? Mutluluk para ile saglansaydi dünyanin en mutlu ülkeleri geri kalmis fakir ülkeler yerine çok gelismis zengin ülkeler olurdu. Oysa yapilan arastirmalar dini bütün yani Allah’a inanan azla yetinmeyi bilen insanlarin digerlerinden daha mutlu olduklarini göstermektedir.

Ben bir travesti olarak bu dünyada buldugum seyleri sadece mutluluk ile degismem, çünkü mutluluk yalnizca size ait bir degerdir ve ne kadar çok paylasirsaniz o derece artar. Paranizi paylastiginizda azalir, malinizi paylastiginizda azalir hatta üzüntünüzü paylastiginizda azalir ama mutluluk paylastikça çogalan tek duygudur. Büyük sehrin kesmekesliginden biktigim zamanlar söyle bir Ege kasabalarina dogru uzanirim. Orada edindigim eski dostlarim Aydin travestilerinden Banu, Ayvalik travestilerinden Azra ve Kusadasi travestilerinden Begüm’le içinde hiç maddiyat geçmeyen ama bolca mutluluk ve sevgi geçen bir kaçamak yasarim.

Kendinize ne kadar çok özen yani ihtimam gösterirseniz etrafinizdaki insanlara da o derece ihtimam gösterirsiniz. Kendini önemsemeyen, sevmeyen insanlarin baskalarina da verecegi fazla bir seyi yoktur. Çocuklugumda ailemin ve beni sevenlerin bana karsi gösterdigi ihtimam duygusuna her zaman hayran kalmisimdir belki de bu yüzden büyümek bana çok zor geldi. Oysa simdiki yaslarimda anliyorum ki bütün ögrendigim degerler hep baskalari ile paylasayim birken iki, ikiyken üç olayim diye bana ögretilmis. Ben mutlulukla imtihana çekilmisim, bazen kirik notlar almisim bazen ise tam puan vermis sevenlerim.

Peki siz etrafinizdaki insanlara ne veriyorsunuz? Onlara ne kadar özen gösteriyorsunuz? Kirmak kolay yol, ya onarmayi hiç denediniz mi? Sevdiklerinizle paylastiginiz her mutlu anin kiymetini bilin çünkü güzel yarinlar o mutlulugun arkasinda gizlidir. Aci için, dert için yazilmis sarki, siir bulmak kolay. Siz bir tane sadece mutluluk için yazin. Mutlulugu anlatmak ve ögretmek için yasayin. Hani bir söz vardir “bana mutlulugun resmini yapabilir misin?” diye soran. Mutlulugun resminin içine gülen bir göz koymak ve sadece bir bakisla ben mutluyum diyebilmek. Dünyanin en zor sinavina hos geldiniz. Hayatla verdiginiz sinavda hep mutlulukla imtihan olmaniz dilegiyle hoscakalin.

Biriktirme hastaligi

 Eski esyalarinizdan ya da giysilerinizden vazgeçmek çok mu zor geliyor. O zaman siz de her elli kiside bir görülen kompulsif biriktirme hastaligina yakalanmis olabilirsiniz. Çogunlukla ergenlik dönemi ile baslayan bu davranis kisi elli yasina gelmeden fark edilmiyor. Aslinda neden her seyi biriktirmek zorunda hissediyoruz kendimizi acaba takintili olabilir miyiz?

Esyalara yükledigimiz duygusal anlamlar, bazi seyleri hatirlamak için saklanan hatta ara sira çikarilip bakilan kiyafetler hep bu biriktirme hastaligimiz tetikliyor. Izmir’de yasayan travesti Azra, Izmir travestilerinin en güzeli ama maalesef bu biriktirme hastaligi yüzünden evini bir türlü Istanbul’a tasiyamiyor. Çocukluk elbiselerini, oyuncaklarini kimseye veremedigi için sanirim onun evini tasimaya bes TIR yetmez.

Oysa ihtiyacimiz kadarina sahip olmak hayati daha kolay yasamamiza yardim eder. Yasarken size fazla geldigini düsündügünüz esyalardan ve objelerden kurtulmanin en büyük yarari organize olmayi saglamasidir.  Belli bir düzeni tutturmanin yaninda düzensiz birikimlerin sizde olusturacagi sikintidan da kurtulmus olacaksiniz. Bakin bakalim sizin aslinda gerçekten neye ihtiyaciniz var. Yeni ihtiyaçlar olustugunda bunlari karsilayabileceginiz konusunda kendinize güvenmelisiniz. Biriktirdigini her esyadan kurtulmak için pek çok yöntem oldugunu kabul ederek harekete geçin. Bu daginikliktan kurtulmanin anahtari bunu srasiyla yapmaktan geçiyor. Evinizde en daginik be en az kullandiginiz esyalari belirleyin. Bunu yaparken hiçbir esyaniza acimayin.. Esyalarin sizin için bir madde olmasindan öteye geçmesine izin vermeyin.  Yillarca temizlemekten rengi solan koltuklariniz artik küçüldügü için içine giremediginiz elbiseleriniz ve bir yildan beri hiç ihtiyaç hissetmediginiz esyalariniz hepsini atin. Daha azina sahip olup, daha düzenli bir hayata merhaba deyin.

Kendinize bir kural koyun yenisi geldiginde eskisini gönderin. Biriktirmek için ayiracaginiz yek seyin para oldugunu unutmayin çünkü insanin yasamak için her zaman sadece paraya ihtiyaci vardir ve para ihtiyaciniz olan her seyi size alir. Bunu basarabilmek için gerekirse sevdiklerinizden, güvendiginiz insanlardan ve hatta kimi zaman uzmanlardan destek almaktan çekinmeyin. Vermekten korkmayin sizin en güzel ve anlamli esyalariniz hatiralarinizdir. Esyalarin hatiralarinizin önüne geçmesine müsaade etmeyin. Degerli olan ise her zaman ve her zaman sadece sizsiniz. Digerleri sadece teferruattir.

Marjinallik

Marjinallik, toplumun genelinden ayri, alisilmis kaliplarin disinda düsünmek ve davranmak hatta bunu her ortamda belli etmek demektir. Marjinal insanlarin baskalarindan farkli görünme dürtüsü onlari bazen asiriliga iter. Sokaklarda farkli görünmek adina olmayacak kiyafetlerle gezen insanlarin hepsi bunu marjinal olmak için yapmiyor olabilir. Bu onlarin kendilerini anlatis biçimi ya da özgün olma halleri olabilir.

Dünyada en marjinal insanlar çogunlukla ekmegini toplumda taninma üzerinden kazanan ünlülerdir çünkü onlarin her giydigi her söyledigi baskalari tarafindan taklit edilmeye açiktir. Belki siz de kiyafetleriniz ile degil düsünce tarzinizla marjinal olmayi seviyorsunuzdur yani kimsenin söyleyemedigi yapamadigi seyleri yapmak gibi…

Marjinallik ugruna Adana travestilerinden Özgü, anlasmali terzisine öyle ilginç kiyafetler diktirmis ki görseniz nutkunuz tutulur. Bir baska tanidigim Bursa travestilerinden Azra ise yazin bot ve kislik salla dolasip marjinal olmaya çalismaktadir. Marjinal gibi görünen herkesin bu akima kapilmis kisler oldugunu söylemek imkansizdir. Örnegin narsist denilen kisiler yani kendini herkesten üstün ve degerli görme hastaligina yakalanmis kisilerde baslarda marjinal izlenimi uyandirabilirler.

Bir de Histrionik bozukluk hastaligi var ki, bu durum genellikle çocukluk yaslarinda gereken ilgiyi ve sevgiyi görememis, istedigi her seye zorla sahip olmaya alismis insanlari tanimlar. Iste bu tam olarak bir hastaliktir ve tedavi edilmezse sonuçlari kötü olabilir. Histrionik kisilik bozuklugu bulunan hastalar, dikkatleri üzerine çekmeye çalisan, karsisindakine olumlu ve duygusal izlemin vermeye çalisan, rol yapiyormus gibi görünen, baskalarini etkilemeye çalisan ve bu hareketlerde bulunan kisilerdir. Bu kisiler yetiskinligin ilk dönemlerinde çevresinden onay alma ihtiyacinda olan, dikkat çekmek için farkli davranislar içine giren kisilik bozuklugu gösterir. Narsistlere göre çevresindeki kisilerle olan davranislarina daha fazla dikkat ederler. Daha çok kadinlarda ortaya çikan bu hastalik ileri düzeyde cinselligin bastirildigi hatta kadin gibi davranmaktan vazgeçmeye kadar gidebilir.

Bu hastaliga yakalanan kisiler etraflari tarafindan marjinal ilan edilmis iseler de aslinda durum bu kadar basit degildir. Hastalar gerçek duygularinin farkinda olmadiklarindan her zaman baska bir hayati yasarlar yani rol yaparlar. Bu durumda  olan kisiler hastaliklarini kabul etmedikleri için birilerinin yardimi ile mutlaka bir terapiste gösterilmeli belki de ileri seviyede bir hastalik için ilaç tedavisine baslanmalidir.

Kisacasi her gördügümüz farkli kiyafetli ya da farkli düsünceli insanlari marjinal kavrami içine sokamayiz. Altinda yatan bir hastaligin kesfini ise ancak konusunda uzman doktorlar yapabilir.  Narsistlik ya da Histrionik bozukluk bir hastalik iken marjinallik bir yasam biçimidir. Marjinal günler dilerim.