Aylık arşivler: Nisan 2015

Kadinlara berber yolu göründü

Bugün günlük dergileri karistirirken gördügüm habere benden yorum yok. Anlatayim sizler yorumlayin.

Ingiliz bir doktorun yaptigi arastirmanin sonucuna göre erkeklerin ciltlerinin diri ve genç kalmasinin en büyük nedeni tiras olmalariymis. Buradan yola çikan doktor, kadinlar tiras olursa ne olur acaba bir merakla çiktigi yolda kendine uygun denekler bularak, bu kadinlarin haftada en az üç kez tiras olmalarini saglamis. Uzun bir süre tiras olan kadinlarin da tipki erkekler gibi ciltlerinin yenilendigini ve gençlestigini fark eden doktor yaptigi arastirmanin sonucunda kadinlar muhakkak tiras olmali demis.

Üstelik bu konu hakkinda geçmis üzerinde de incelemeler yapan doktorumuz Japon kadinlarinin bu teknigi yillardir uyguladiklarini ve ciltlerindeki güzelligi bu sekilde sagladiklarini kesfetmis. Simdi konu kisaca böyle sizce kadinlarin tiras olmasi gerekir mi, ya da daha basit bir deyisle biz de epilasyon ya da agdayla ugrasmak yerine tiras olup cildimizi yenilemeli miyiz?

Ben bu konuyu Ankara, Istanbul, Bursa ve Adana’da oturan travesti arkadaslara telefonda sordum. Aldigim cevap olumlu olunca sizinle de paylasmaya karar verdim. Oturup biraz da yabanci kozmetik haberlerine göz atinca kadinlar için tiras köpügü üreten çok ünlü markalarla karsilastim.  Sonuçta tiras olmak için erkekler için üretilmis köpükleri kullanacak degiliz.

Erkek tiras ürünlerinde kadin cildine zarar veren ürünler kullanilmis olabilir ayrica zaten erkek ürünleri erkekler için özel parfümlerle piyasaya sürüldügünden hiçbir kadin erkek gibi kokmayi istemez. Bizim kozmetik piyasasina henüz girmemis olan bu tiras köpükleri sanirim yakinda vitrinlerdeki yerini alir. Kozmetik reyonlarinda yerini aldigi gün, bir denemek gerekir.  Bakalim gerçekten de cilde faydasi var mi? Gerçi ben cilt denilince söyle bir durum düsünme taraftariyim sonuçta cildimizi doktora danismadan ne oldugunu bilmedigimiz ürünlerle tahris edebiliriz. Aslinda bu özeni her konuda göstermekte fayda görüyorum. Eczaneler disinda satilan cilt ürünlerinin güvenirliligi beni tatmin etmiyor. Bir kadinin en degerli hazinesi olan cildine öyle her duydugu ya da buldugu ürünü kullanmasi yanlistir. Ne olursa olsun kullandigimiz ürünleri doktorumuza sormaliyiz. Her kadinin cildi birbirinden farkli olduguna göre herkese göre dogru ürünün adi da degisecektir. Aman diyeyim dikkat! Biz degerliyiz ve önemliyiz kizlar, saglikli günler dilerim.

Dolandiricilar is basinda

Son zamanlarda cep telefonlariniza polis tarafindan gönderilen mesajlari okuyorsaniz? Dolandiricilarin is basinda oldugunu da biliyorsunuz demektir. Üstelik bu telefon dolandiricilari sadece akli kit insanlari degil çok okuyup profesör olmus insanlari bile kandirmakta oldukça ustalar. Normalde ben tanimadigim numaralardan gelen cagrilara pek cevap vermem. Ancak geçen gün telefonum sabahin erken bir saatinde aci aci çalmaya baslayinca belki önemli bir olay vardir diyerek açtim. Telefonun ucunda kendini Emniyet Amiri olarak tanitan kendinden emin bir ses, bana telefonumla ilgili sorular sormaya basladi. Tabi ben de daha ayilmamis saf gibi sorulan bütün sorulari içtenlikle cevapladim. Konusmanin bir yerinde karsidaki ses bana emirler yagdirmaya, terör örgütünün telefonumu ve banka hesabimi ele geçirip, beni kötü emellerine ortak etmeye çalistiklarini söylediginde ise birden uyandim. Hiç bozuntuya vermeden, ise uyanmamis gibi davranmaya devam ederek, diger cep telefonumla polisi arayip, konusmalari onlara dinlettirdim. Bir süre sonra evimin etrafini saran sivil polisler benimle yazili iletise geçtiler ve onlardan aldigim talimatlar sayesinde dolandiricilari bankadan para çekiyormusum gibi kandirarak kiskavrak yakalattim. Benim bu cesur davranisimi tebrik eden polisleri ben de yardimlarindan dolayi kutluyorum. Peki bütün olaylar böyle mi gerçeklesiyor tabi ki hayir. Mesela geçen yaz Bursa travestilerinden bir arkadasim oldukça yüklü bir parayi bu dolandiricilara kaptirdi. Bir baska arkadas ise bankada parasi olmadigini söyleyince yilarca biriktirdigi altinlari kaptirdi. Sayisiz örnek var böyle parasindan olan, içlerinde Türkiye’nin tanidigi profesörlerin, bürokratlarin oldugu bir listeyi hepimiz gazete ve dergilerden takip etmisizdir. Maalesef dolandiricilar halk bilinçlenince bu kez yasli insanlari kendilerine hedef olarak seçtiler ve emekli zar zor geçinen bu insanlarin üç kuruslarina göz diktiler. Ben banka subelerine gittigimde davranislari garip ve telasli halde olan bu yaslilara yardimi esirgemeden yapiyor ve dolandirilmalarina engel olmaya çalisiyorum sizin de etrafinizda böyle yasli insanlar varsa lütfen onlari uyarin. Mesela Istanbul travestilerinde travesti Ayda hiç üsenmemis sitesinde bulunan tüm yaslilari tek tek gezerek dolandiricilara karsi uyarmis, bunu yapmak bizim bir vatandaslik görevimiz bu nedenle kendimize bir görev edinelim ve artik bu dolandiricilarin yaslilarin parasini yemesine engel olalim. Insanligin ölmedigini kanitlayalim. Hoscakalin.

Tembellik basa bela

Bazi insanlar vardir çalisma hayatinin zorluklarindan çok yiprandiklarindan bahsedip dururlar. Ellerinde imkan olsa hiç çalismadan bütün gün ense yapmak isteyen bu kisiler çalismanin ne kadar degerli ,  önemli bir olgu oldugunu kavramis olsalardi eminim hayatlarinin son gününe kadar çalisirlardi.

Son yapilan bir arastirma sonucuna göre, çalisan insanlara tembel insanlara oranla daha fazla yasiyorlarmis, üstelik bu yasam daha dinç ve kaliteli bir sekilde geçiyormus yani yaslanmak ve yipranmak korkusuyla elini hiçbir ise sürmeyen kisiler aslinda en büyük kötülügü kendilerine kendi elleriyle yapiyorlar. Ben travesti Iclal olarak çalismanin ve üretmenin degerini her zaman bilmisimdir. Küçük yaslarimda atildigim is hayatim boyunca dinlenmeyi düsünmedigimden yoruldugumu da hiç anlamadim. Eger o gün yapacak bir isim yoksa arkadaslarimin yardimina kosmaktan da çekinmem. Fakat aramizda bazilari bana yardim eder misiniz? diye soruldugunda ay sekerim, çok isterdim ama agir isler yapinca yüzüm sarkiyor, belim agriyor diyerek çamura yatiyorlar. Geçenlerde Istanbul travestilerinden bir arkadasim sehir disina tasinacagini ve evi toplamak için yardima ihtiyaci oldugunu söyledi. Ben hemen yardima hazir oldugumu söyledim ama birkaç arkadas çesitli bahaneler üreterek gelemeyeceklerini bildirdiler. Yardima ihtiyaci olan insanlara yardim etmenin hazzini bir kez tatmis olanlar ve içten bir sagol lafinin kiymetini bilenler benim ne demek istedigimi sanirim çok iyi anladilar.

Yasimiz kemale ermeden önce ne kadar çok kalp kazanirsak ilerisi için o kadar yatirim yapmis sayiliriz.  Kaplumbaga gibi hayati yavas yasayarak uzun ömürlü olacagini zannedenlerin en bilinen su atasözünden haberleri de olmasa gerek.” Isleyen demir pas tutmaz.” Kendilerini yipratmamak için bütün gün ense yapanlarin yaslari ilerlediginde eklemleri ve kemik yapilari bozulmaya baslar ve erkenden çökerler. Bunu ben degil arastirmacilar söylüyor.  Kendimi övmek için söylemiyorum ama pek çok arkadasim yasimi göstermedigimi, genç durdugumu söyleyip duruyorlar. Bunun nedenini de  onlardan sakladigim bir gençlik iksirini bagliyorlar, oysa ben gençligimi çalismaktan korkmamaya bagliyor. Genetik nedenler de olabilir tabi bunun içinde ama en önemli nedenin bos oturmamak oldugunu yinelemek isterim. Siz de yasliliginizi elden ayaktan düsmeden geçirmek istiyorsaniz kendinize bos vakit birakmayin. Çalisin, çalisin. Çalisin.

Bir üstadinin ardindan

Hiç üzülme aglama, sen gülümse daima bu sözleri ne zaman duysam ilk gençlik yillarimin vaz geçilmez besteci ve sarkicisi ölümsüz Kayahan geliyor aklima, üç Nisan’da hayata veda eden ama kalbimizdeki yeri hiç eksilmeyecek büyük üstat ruhun sad olsun.

Sevginin olmadigi yerde yasayamam diyerek yazdigin  sarki sözleri,bir yemin ettim ki dönemem, bizimkisi bir ask hikayesi ve daha niceleri kalbimizde öyle bir taht kurdu ki, bugün sen aramizda olmasan bile sarkilarin dilimizden hiç düsmeyecek.

Insanoglu bu hayattan geçerken arkasinda hatirlanacak, nesilden nesile aktarilacak bir eser birakmamissa ölür yoksa arkasinda milyonlarca seveni olan, eseri olan insanlar ölmez. Izmir’de dünyaya gelen Kayahan, hayatinin ilk yillarini ve okul yillarini Ankara’da geçirdikten sonra müzik piyasasina girmek için Istanbul’a tasindi. Bin dokuz yüz doksanli yilarda piyasaya çikardigi bir yemin ettim ki dönemem sarkisi ile büyük bir çikis yakalayan Kayahan, verdigi halk konserlerinde seyircilerin hepsinin ayni anda sarkilari bir agizdan söylemeleri ile ne kadar büyük bir sanatçi oldugunu kanitladi. Yolu sevgiden geçen herkesi bir yerlerde bulusmaya davet ederken, kendisi yakalandigi yumusak doku kanseri ile savasiyordu. Uzun yillar kanserle mücadelesi devam eden sanatçi doktorlarin biçtigi alti ayi yirmi yila çikarirken yaninda çok sevdigi esi ve kizi vardi. Evlenirken herkesin aradaki yas farki yüzünden uzun sürmez dedigi evliligi yirmi yili devirdi ve onlarin aski hiç azalmadi. Son ana kadar sevgilisinin yanindan ayrilmayan Ipek Hanim, askin ne denli güçlü oldugunu herkese gösterdi. Böyle bir ask yasayan bir insanin ölümsüz ask sarkilarina yazdigi sözlerle kim bilir daha kaç asik hüzünlenecek, sevgilisinin elini hiç birakmamak üzere tutacak. Hayatinin son dönemlerini geçirdigi Balikesir’in Gömeç Sevgi köyünün tüm sokaklarina onun sarkilarinin ismi verilmis. Mavilim sokagindan çikip, geceler sokagina giriyorsunuz. Döndügünüz her sokakta onun izlerine rastlayabileceginiz bu köyü mutlaka ziyaret etmelisiniz. Ben ve Mugla travestilerinden Sanat, Balikesir’e gittigimizde Kayahan’i görmek umuduyla yanip tutusuyorduk, onun köy sakinleri tarafindan nasil el üstünde tutuldugunu gözlerimizle görmüstük fakat onu görmek mümkün olmamisti.

Bu dünyada sevgiyi en  öne koyan, bu kadar güzel ask sarkilari besteleyen biri nasil ölebilir ki? Senden öncekiler gibi sen de kalbimizin en derin kösesinde kendine taht kurdum büyük üstat, mekanin cennet olsun. Yolumuz sevgiden geçerken yeniden bulusmak dilegiyle hoscakalin.