Aylık arşivler: Temmuz 2015

travestiyim ama elestiririm

Ben travesti olarak bazen bir yerlerde oturur, bir seyler içerim.

Içerim derken içki kullanmam, kahve, çay falan filan. Bu arada içerkende sagi solu incelerim, davranis biçimlerine bakarim, hijyenlige bakar, puan veririm. Geçenlerde hava alanina bir akrabami biraktim. Orada simit sarayina oturdum, bekledim hiç kimse gelip ne içersiniz demedi, bende sordum self servis dediler. Tamam diyerek kasaya gittim çay ne kadar dedim 5tl dediler, sasirdim bir çay 5tl. Bende kizdim; kardesim bir çay 5tl ise o zaman servis yapacaksin, hem bir çaya o kadar para verecegm, birde üstüne üstlük senin garsonlugunumu yapacagim. O ne ala hem bir çaya 5tl ver hemde, garsondan kar ettir. Enayilik resmen. Ben travesti Iclalim Sadettin Teksoy gibiyim. yakarim dermisim. Yillardir su hava alanlarindaki pahalliliga bir anlam veremiyorum ve üstelik te gücüme gidiyor. Atatürk hava alani o kadar rezilki anlatamam, Birini alacaksaniz otoparka mecburi tutuyorlar, kadar otopark ta o kadar uzakta ki, zaten yerde yok ve üstelik önlerde hiç yer bulamazsiniz, önleri personel kapmis, arkalarida havasiz, insan ordan çikana kadar bogulacakmis gibi hissediyor kendini. Önemli olan bir kurum madem o kadar pahalli ise 4X4lük hizmet verecek diyorum.Ben istanbul travestileri içerisinde Banu isimli arkadasimla sik yolculuk yaparim ve hava alanlarini çok ziyaret ederim. En nefret ettigim hava alani, istanbul Atatürk havaalanidir.

Simit sarayina gelince; Güzel simitleri var, arada bir kasarli simit yerim oradan fakat asiri tasarrufu düsünen bir yapilari var bence. Örnegin beylikdüzü Marmara park avm’nin önünde kocaman simit sarayi var, bir çay ikibuçuk lira ama ne zaman gitsem, bir masa bosalir bosalmaz birisi oturur ve öncelikle masayi temizleyeceklerine, ne içersiniz diyip gidiyorlar, çay diyorum ama masam kirli, sordum geçenlerde neden masayi temizlemeden çay getiriyorsun diye, elemen yokmus, yetersizmis. Olmaz kardesim o zaman travesti olarak elestirime maruz kalirsiniz böyle saygilar.

Ruhumuza iyi davranalim

“Ben, ———– , fiziksel bir insan odagi olarak, tüm boyutlarda bulunan, geçmis, simdi ve gelecekte, var olan tüm zaman ve mekan çerçeveleri içindeki her tür ve form içinde olan ve ancak su anda benim yüksek iyiligim adina artik hiç bir yarari bulunmayan, tüm anlasmalarimi iptal ediyorum ve terk ediyorum. Ve su anda bu anlasmalara taraf olan tüm varliklarin artik durmasini, benim enerji alanimdan derhal ve sonsuza kadar çikmalarini, ve yapilan bu yeni anlasma nedeniyle beni kontrol altinda tutan tüm enerjilerini de kendileriyle birlikte alip götürmelerini istiyorum.”

 

   Simdi bu da ne demek oluyor dediginizi duyar gibi oluyorum yukarida yazilan cümle aslinda sadece ruh temizleme duasidir. Yüksek sesle okuyun. Emin olamazsaniz tekrar edin. Ta ki içinizde o ferahligi hissedene kadar. Bu dua en çok yüksek sesle okundugunda çok güçlüdür. Tabi böyle bir dua ile ruhunuzun temizlenecegine inanmissiniz yoksa bu duanin sizin üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktir. Ben de bir travesti arkadasimdan ögrendigim bu duayi ara sira tekrar ediyorum isin açikcasi henüz bir faydasini görmedim sanirim benim bu tür sanal dualar yerine daha elle tutulur seylere ihtiyacim var. Yok travesti Iclal kafayi falan yemedi sadece kendime yeni bir rahatlama yolu arayisi içindeyim. Ruh kaynaginin engin denizinde bulunan bireysel bir ruh olarak kendi hakkinizi ve gücünüzü geri istemek en dogal hakkiniz yani sizde benim gibi ruhunuzu arindirmak isteyebilirsiniz bunu yapmanin çok çesitli yollari vardir mutlaka ama ben simdilik bu yolu denemenizi tavsiye ediyorum sonuçta ne kaybederiz ki? Sadece ruhunuzu temizleyerek, farkindaliginiz ortaya çikacak ve içinde oldugunuz endiseler ve korkular son bulacak. Onlarin yerine iç huzur, baris ve rahatlama dolacak.

Insanin bedeninden daha önemli olan sonsuz yasama sahip bir ruh var bu ruh öbür dünyada da bizi temsil edecek ve o ne kadar iyi olursa bizi o kadar iyi temsil edecektir. O yüzden yüzünüze yapacaginiz makyajdan, üzerinize giyeceginiz kiyafetten daha önemlidir. Ruhumuzu oksayan isler yapmak, ruhumuzu arindirmak için kafamizdaki kötü düsüncelerden etrafimizdaki kötü insanlardan uzak durmaliyiz.  Iyilik ve dogruluk ruhunuza dolsun hoscakalin.

 

Bayram ve disler

Bayram sekerlerle çikolatalar ve tatlilar arsinda geçerken en çok korktugum sey basima her sene geliverir. Evet dislerim mutlaka her bayram bana olmayacak acilar çektirmek için siraya girerler. Önce ön dislerim sonra azi, sonra köpek dislerim derken sonum hep disçi koltugunda biter.

Bu bayrami sorunsuz geçirmek ve dis agrilarindan korunmak için agiz ve dis bakimina büyük özen gösterilmesi gerekiyor. Bayramda tüketilen her seker dis sagligi açisindan tehdit olusturabiliyor Tatli, seker, çikolata tüketiminin arttigi bayram tatilinde, sekerli gidalar kadar asitli içecekler de dislere zarar vermektedir.

Bayram ziyaretlerinde içecek olarak sekersiz kahveyi tercih etmek; karamel, lokum gibi dise yapisan sekerli gidalar yerine bitter çikolatayi tercih etmek daha dogru olacaktir. Ara ögünlerde, disleri temizleyerek plak olusumunu önleyebilecek elma, armut gibi sert meyveler de tercih edilebilir. Bayramda özellikle çocuklarin; yogurt ve pekmez ikilisi, meyveler, dogal besinler içeren kekler, ev yapimi reçeller gibi daha faydali gidalar tüketilmesi saglanmalidir.

Ben bu bayramda Aydin‘da yasayan travesti arkadaslarima bir bayram ziyareti gerçeklestirmeye karar verdim ve giderken onlara asla dis çürütmeyen özel sekerden yapilmis  bir Antep baklavasi götürmeye karar verdim. Nerden buldugumu söylemeyecegim ama Istanbul’da bunu yapan tek bir yer var. Fiyati biraz tuzlu olsa da dislerim için deger diye düsünüyorum. Bir de çogumuzun  yanlis bildigi bir uygulama var disler konusunda o da yemekten hemen sonra disleri firçalamamiz. Asitli yiyecek ve içecek tüketimi sonrasi hemen disleri firçalamak dislerdeki asinmayi daha da hizlandirmaktadir. Asitli yiyecek ve içecegin disle temasi sonucu dis minesi geçici olarak yumusamaktadir. Bu yumusama zamanla önemli bir asinmaya ve dolayisiyla dis minesinin incelmesine ve beraberinde dislerde duyarliliga neden olmaktadir. Dislerin yemekten bir saat sonra firçalanmasi dogrudur. Çürükten koruyan önlemler Sekerli gidalar tüketildikten sonra mutlaka su içilmeli ya da agiz bol su ile çalkalanmalidir. En azindan ben bu konuda doktorla konustuktan sonra bu bilgiyi bütün travesti arkadaslara yaydim ki onlarin inci disleri asinmasin, dis agrisi çekmesinler. Hepinize saglikli ve mutlu bir bayram geçirmenizi diliyorum. Sevgiyle kalin.

Duygularimizin cahiliyiz

Duygularimizi ve isteklerimizi direkt olarak karsi cinse aktaramayinca çareyi arama motorlari yoluyla denemeye karar vermisiz. Bunun sonucunda ortaya çok komik istatistikler çikmis. Mesela arama  motorlarina yazip arattigimiz kelimeler arasinda kadin kelimesi birinci sirada yer aliyormus. ‘Kadin!’Evet, yalnizca ‘kadin’. Ben önce çok sasirdim. “Nasil kadin?”, “Sarisin kadin filan mi?”, “Çiplak kadin mi?” yaziyoruz diye düsündüm. Yok öyle degilmis sadece kadin yazip arama motorunun karsimiza bizim istedigimim modelde bir kadini getirmesini bekliyormusuz. Ben travesti Iclal olarak yok canim sadece kadin yazmazlar acaba kadin yazinca ne çikiyor ki diye merak ettim ve denedim. Önce karsima bir sürü moda sayfasi geldi sonrasinda ise degisik ölçülerde kadin siteleri gerçekten de kadin yazinca kadin bulunabiliyormus. Bizim sitelerin çok tutulmasini altinda yatan gerçek de erkeklerin böyle düz mantikla düsünmelerinden kaynaklaniyormus. Aradigi sey sadece kadin güzel, çirkin ayrimi yapmiyorlar, ya da söyle olsun böyle olsun diye kategorilere ayirmiyorlar. Kadin ariyor adam. Onun için de arama motoruna dogrudan aradigi seyin ismini yaziyor. Sanki sadece kadin yazdiklarinda arama motoru aslinda ne demek istediklerini anlayacakmis gibi bir beklenti içine girenler sanirim kafayi yemisler ne yapalim onlara da saygi duymak lazim. Yahu bu internet denilen sey ne ararsan onu bulmuyor muydu? Hadi o zaman kadin yazanlar için de bulsun kadini ama söyle havali olsun, güzel olsun hatta internetteki en güzel travestiyi sak diye karsina çikarsin. Olur mu olur.

Bir de oturup bekliyorlardir arada da kendi kendilerine “agabey kadin yazdim hala gelmedi hard disk mi sorunlu acaba” yok kardesim hard disk de bilgisayarda bir sorun senin devreler yanmis haberin yok. Hemen fabrika ayarlarina dönmen gerekiyor. Kadin yüz yilardir erkeklerin aradigi tek obje aslinda, hiç degismez bir kuraldir. Erkekler kadinlar olmadan ne yapardi ki, eminim hayattan beklentisi olmayan saga sola anlamsizca bakan içi bos, disi ise yaramayan varliklar olurlardi. Madem derdin kadin aramak güzel kardesim, acizik etrafina baksan ya bak ne güzel kadinlar var ortalikta dolasan, yaklas birine çekinme sizden hoslandim bir kahve içebilir miyiz? de merak etme seni yemezler, yani istersen yerler de o ayri bir konu, ama birak su çekingenligi artik hayat bir nevi cinsellik üzerine kurulmus sen hala sanal ortamlarda takiliyorsun. Duygularinin cahili olma artik. Sevgiyle kalin.

 

Hayati yakala

 Ne anlamsiz cümleler kuruyoruz bazen örnegin hayati yakalamak, ani yasamak gibi oysa hayat bizim elimizde degil ki. Biz sadece dünya üzerinde kendine biçilen rolleri üstlenen piyonlariz ve oyun bittiginde bir kutunun içinde sah ve vezir ile birlikte bir sonraki oyunu bekleyecegiz. Bir de yüreginin götürdügü yere git sözü var ki bu da bana oldukça anlamsiz geliyor. Nasil yani dediginizi duyuyor gibiyim açiklayayim; siz hiç yüreginizin götürdügü yerlere gidebildiniz mi? Kolay bir sey mi ki bu dedigim. Üstelik bu kadar çok yargilayan, sorgulayan insanlarin arasinda imkansiz gibi geliyor bana. Sonra hayat bir gün o da bugün diyenler bu cümleleri sosyal medyada temcit pilavi gibi önümüze sürenler adeta gözümüze sokanlar, hayatinizin son günü olmadiktan sonra bugünün hayat olmasinin ne önemi var ki, ah ne yapalim yani insanlarin ne dedigini umursamadan ama sonrasinda dislanmis olarak mi yasayalim. Hos zaten biz travestiler onlarin istedikleri gibi yasasak da dislaniyoruz diyenler var bir de, dogrudur dislaniyoruz hem de ne dislanma ne yapsak bazilarinin gözüne batiyor. Bize hummaliymis gibi davranan homofobik insanlarla bir arada yasamak zorunda birakiliyoruz. Kader demek bazen bana çok az geliyor kaderin ötesinde bir seyler var söyleyemedigim.

Her neyse hayati yakalamak konusunda fazla istekli olmayan Bursa travestilerinden bir arkadasimin sürekli tekrarladigi bir laf var. “Agzimizla kus tutsak bu insanlarin gözüne girmeyiz” diye ben de ona bu konuda katiliyorum önyargilar insanda bir kere oturmussa maalesef degismiyor. Hayati bos kaygilarla geçirmek yerine anlamli ve güzel yasamak denilse oldukça anlamli olabilir ama kafana göre takilmak olursa is iste orada durmak lazim. Gittiginiz yol yanlissa yüreginizin götürdügü yere gitmenin anlami yoktur. , ‘Henüz vakit varken tomurcuklarini topla/ Zaman hala uçup gidiyor/ Ve bugün gülümseyen bu çiçek yarin ölmüs olacak. Bu benim hayati yakalamak ile ilgili en sevdigim sözlerden biridir. Insana önemli olanin zaman oldugunu ve farkina varmadan uçup gittigini çok güzel hatirlatiyor. “Carpe diem” yani Türkçesi hayati yakalayin.Saygilarimla.