Aylık arşivler: Eylül 2015

Bir dahiden hayat dersleri

Eskiden okullarda hayat bilgisi diye bir ders okutulurdu bilmem hala var mı? Yanılmıyorsam onun yerini sosyal bilgiler dersi almıştı. Her neyse konumuz zaten bu değil. Konumuz hayata dair dersler ama bunu okullarda değil sadece yaşamın içinde öğrenebilirsiniz. Dünyanın en akıllı adamı olan birinden hayata dair dersleri okumaya hazır mısınız? Ders bir merak ettiğiniz şeyi mutlaka araştırın. En çok neyi merak ediyorsunuz mesela dünyanın nasıl kurulduğunu mu, yoksa insanlığın nasıl son bulacağını mı? Benim merak ettiğim neden bazı insanların başarılı olup bazılarının olamadığıdır. Bu yüzden yıllarca başarı üzerine çalıştım. Merakınızın peşinden giderseniz başarıya ulaşırsınız.

Azim dünyanın en kıymetli hazinesidir. Asla azminizi yitirmeyin. Çok akıllı değilim ama yılmadan merakımım peşinden gidiyorum ve günün birinde mutlaka cevapları buluyorum. Belirlediğiniz yolun sonuna ulaşacak kadar sabırlı mısınız? Sabır başarılı olmak için en gerekli duygudur. Sabrı en öne koymayı ve ne olursa olsun sabırla beklemeyi unutmayın. Posta pullarının gideceği yere ulaşıncaya kadar mektuba yapışıp kalmasından ötürü çok değerli olduğu söylenir. Posta pulu gibi olun ve başladığınız işi bitirin. Gideceğinizin duraktan önce trenden inmeye kalkmayın. Gerçekten el attığı her işte çok başarılı olan İzmir travestilerinden Beste, hayal gücü ile başarıya ulaştığından bahsetmişti ki bu çok doğrudur insan hayal etmediği hiçbir noktaya ulaşamaz. Önce hayal eder çok isteriz sonrasında hayalimizi gerçekleştirmek için çabalarız. Sonuç çoğunlukla başarı olsa da başarısızlık karşısında da dik durmayı biliriz. Hayal gücünüz geleceğinizi belirler Einstein şöyle der: Zekanın gerçek göstergesi hayal gücüdür, bilgi değil? Bu yüzden hayal gücünüzün hantallaşmasına izin vermeyin. Hata yapmaktan korkmayın. Eğer nasıl okuyacağınızı bilirseniz hatalar sizi daha iyi bir konuma getirebilir. Başarılı olmak istiyorsanız yaptığınız hataları üçe katlayın.

Zamanınızı başarılı olmak için harcamayın, değerler yaratın. Eğer değerli olursanız başarı kendiliğinden gelecektir. En önemlisi de kendinizi değerli hissettiren kişilerle beraber olmaya özen gösterin yoksa en ufak hatanızda sizi yargılayanlar yüzünden sürekli hataya düşmekten kurtulamazsınız. Yapmanız gereken iki şey var Birincisi oynadığınız oyunun kurallarını öğrenmek İkincisi ise oyunu herkesten iyi oynamayı istemek. Bu iki şeyi yaparsanız başarı sizinle olur. Hoşcakalın.

Hayatımız dijital

 İnternet hayatımıza girdi, mertlik bozuldu. Eskiden yani yakın tarihte birine para yollayacağımız zaman mutlaka bankaya gider saatlerce sıra bekler isme havale yapardık. Fotoğraf çektirmek için fotoğrafçılara gider, vesikalığımız güzel çıksın diye saç makyaj yaptırır otururduk o mavi perdenin önüne, gerçi ben hiç sevememiştim o fotoğrafçılardaki poz verme işlemini ama sonuçta doğal olanı oydu. Teknoloji yaşamımıza öyle bir girdi ki. İşler teknolojiyle yapılıyor. Diyelim, bir trafik kazası yaptınız, hemen cep telefonunuzla çekin, diyorlar. Cep telefonunu kullanmayan birisinin olmayacağını düşünerek yapılıyor bu yasalar! Cep telefonun yoksa internet bankacılığını kullanamıyorsun örneğin! Akıllı telefonlarla herkes gazeteci oldu. Ne olup ne bitiyor her şey kamerada. Bir de sosyal medya var, herkes kendisinin küçük haberini yapıyor, bu konuda da giderek uzmanlaşıyor. Herkes gazeteci! Sürekli fotoğraf çekenler de fotoğrafçı oluyor, böylece herkes fotoğrafçı!

Gördüğünüz gibi bu teknoloji sayesinde herkes kendi çapında meslek sahibi oluyor. Teknolojiye zaman ayırmaktan nerede gezdik, ne yedik sosyal medyada paylaşma çılgınlığından birbirimize zaman ayırmayı unuttuk. Akşamları şöyle birkaç arkadaş buluşur dertleşir, biraz kafa dağıtırdık bu sayede ilişkiler güçlenirdi. Şimdi alıyoruz elimize telefonu whatsapp denilen uygulamayla iletişime geçiyoruz. Ne harika ama kimi arasan bu ortamda buluyorsun mesela Denizli travestilerinden Banu kek yapmış resmini paylaşmış. Oysa eski buluşmalarımız olsaydı o kekin tadına bakar yorum yapardık şimdi sadece fotosuyla idare ediyor aa çok güzel görünüyor tatlım ne koydun içine diye tarif alıyoruz.

Dedim ya mertlik bozuldu diye samimiyeti gözlerde görmeyince bana hiç inandırıcı gelmiyor bu soysala medya paylaşımları, belki benim gibi düşünen başkaları da vardır. Yakında sosyal medyaya karşı eylemler olursa şaşmayın. Bizden yaşanacak güzel günlerimizi çalan ve yerine cebimize sığan anılar veren bu internet dost mu, düşman mı anlayamadım. Güzel yanlarını da hesaba katıp bir matematik işlemi yapsam acaba kazanan taraf neresi olurdu? Ne kendinize zaman ayırabiliyorsunuz ne de sevdiklerinize! Çok sevdiğim travesti arkadaşlar artık yüz yüze görüşme seanslarına başlayalım.

Teknolojiyi zaman zaman azalmakta, kısmakta yarar var. Söndürün mumları boşa yanmasın hesabı. Saygılarımla.

Cennet de cehennem de senin içinde

Bin bir umutla bir ilişkiye başlarsınız. Tam mutluluğu yakaladım derken aslında her şeyin şimdi başladığını anlarsınız. “Beraber yaşamak bu muydu?” diye sorarsınız. Artık biri cehenneme biri cennete çıkan iki yol vardır önünüzde. Şu an bir psikologun yılların kendisine kazandırdığı tecrübeye dayanarak yazdığı bir kitabını okumaktayım. Kitap okumak değil de benim ki daha çok tüketmek arasında bir şey çünkü yeni bir kitabı elime almamla bitirip rafa kaldırmam sadece birkaç günümü alıyor.

Oysa başka insanlar gibi sindirerek, satır satır ezberleyerek okumak isterdim. Ben de olmuyor maalesef bu aşırı merak yüzünden kitapları adeta içiyorum. İçtikçe daha çok susayıp koşarak bir yenisini alıyorum. Son okuduğum kitabı anlatmak isterim. O kadar çok beğendim ki bitirdiğimde yeni kitap almak yerine, aynı kitabı tekrara okumaya başladım. Yalnızlıklar ve umutların kesiştiği bir durumu anlatıyor. Ben de travesti İclal olarak bazen kalabalıklar içinde kendimi yapayalnız hissederim. Beni umutlandıran tek şey ise Ankara travestilerinden Aysıma’nın umudunu kaybetme sözü olur. Bu kadar duygusal bir insanın hala nasıl hayatta kaldığına inanamayan gözlerle bakar bana ve umut fakirin ekmeği lafını da yapıştırıverir. Ah şimdi beni bu gecenin kör saatinde bu kadar duygusal bir kitapla baş başa görseydi eminim elimden aldığı gibi çöp kutusuna atardı.

Kitap okumak bana yaramıyormuş ona göre ben kitap okurken dünya ile bağlarımı kesiyormuşum ve başka dünyalara yolculuğa çıkıyormuşum. Galiba haklı bakınsanıza halime nasıl da kitabın ana kahramanı gibi kendimi cennet ile cehennem arasında araf da sıkışmış hissetmeye başladım.

Şimdi kitap elimde sayfalarını yeniden karıştırıyorum, buraya neleri alıntılayabilirim diye… Ama bütün olarak öyle akıcı gidiyor ki. Size aktarmak istediklerimin tamamını buraya sığdırabilmem mümkün görünmüyor. Tam anlamıyla bir başucu kitabı sayılabilir. Mesela “Evde Oturamamak” isimli bir bölüm var sanki bana hitaben yazılmış.

Yine beni çok etkileyen bir bölüm “Yarım Kalan İşler Koleksiyonu”; bu bölüm sayesinde bir takım yarım kalan işlerimi tamamladım. Ne yapalım kitap söyler ben uygularım. Kitabın etkisinden kurtulduğumda yeni yazılarla buluşmak dileğiyle; hoşcakalın.

Kendinizden nefret ettirmeyin

Kadınların herkese yüz verip, çok samimi olup sonra ‘herkes bana aşık‘ diye konuşmaları erkeklerin nefret ettiği bir özellik. Sen kendini ne sanıyorsun demek istiyorlar ama sizi kaybetme korkusundan bir süre sessiz kalmayı tercih ediyorlar. Emin olun bu iş uzadığında yanınızdan koşarak kaçacaklardır.

Gösteriş merakı olan kadınlara dayanamayan erkekler çantanızın markasını, yediklerinizin fotoğrafını, kullandığınız markaları bilmek istemiyorlar. Bu onlara oldukça itici geliyor! Oysa biz ne yapıyoruz onların yanında iken sanki yakın bir travesti arkadaşımızın yanında konuşuyormuş gibi rahat davranıyoruz. Bayanlar bu konular erkekleri hiç ilgilendirmiyor onlar size sabahtan akşama kadar izledikleri maçlarda yaşanan pozisyonları anlatsa idi zevk alır mıydınız?

Kadınların kıllı ve tüylü olması erkeklerin nefret ettiği bir özellik olarak öne çıkıyor. Size tavsiyem asla erkeğinizin karşısına uzamış kılarınızla çıkmayın. Mutlaka düzenli ağda yaptırın hatta lazerle tüylerinizden tamamen kurtulun.

Erkekler ağzı bozuk, küfür eden kadınlardan pek hoşlanmıyorlar. Hatta bunu oldukça itici buluyorlar.

Dudak büzmeli fotoğraf ve video çeken kadınlardan nefret ediyorlar. Erkekler kesinlikle dedikodudan ve dedikodu yapan kadından nefret ediyor. Biliyorum nefret duygusu iğrenç bir duygu kesinlikle hiç kimse bir diğerinden nefret etmemeli. Zaten dünyada bu duyguya sahip tek canlı da insandır. Nefretin ortadan kaktığı sadece hoşlanmıyorum sözünün geçerli olduğu bir dünya olsun isterdim. Bakın İzmir travestilerinden Bade nefret için ne demişti. “ Nefret sadece nefreti körükler.” Ben de bu sözün altına imzamı atabilirim. Nefreti son buldurmak mümkün olsaydı inanın ne pahasına olursa olsun denerdim. Maalesef bu insanoğlunun kaçınılmaz bir gerçeği ve yapmamız gereken en azından kendimizden nefret ettirmemek olabilir. Dünya nimetlerine fazlasıyla önem veren yani kısacası paragöz kadınlarda erkeklerin nefret listesinde yerini alıyor.

Kadınların yalan söylemesi erkekleri uzaklaştıran soğutan bir başka konu. Hele geçmişi hakkında yalan söyleyen kadınlara dayanamıyorlar. Yalan zaten söylememiz gereken, her zaman sonucu ne olursa olsun doğruya yönelmemiz gereken ince bir detay. Ben başıma ne gelirse gelsin doğru söylemeye özen gösteriyorum ama etrafımda yalanlarla örülü bir ağın olduğunun da farkındayım. Sadece erkekler için değil kendimiz için de yapmamız gereken şeyler olduğunu unutmadan nefret duygusundan uzaklaşalım. Sevgilerimle.