Aylık arşivler: Kasım 2015

Şanslı

Bazılarımız her zaman şanslıyken, bazı insanlar şansın yüzlerine hiç gülmemiş olmamasından şikayet ederler. Bundan yaklaşık on yıl önce bir psikolog bu konuda çalışmalar yapmış ve nedenini bulduğunu iddia ediyor. Çalışmasına başlamadan önce gazeteye ilan verip, şanslı ya da şanssız hisseden insanların kendisi ile irtibata geçmelerini istemiş. Bu davete icabet eden yüzlerce insan üzerinde çalışan psikolog şu sonuçlara ulaşmış.

Şanslı insanlar, daha rahat ve açıktırlar. Dolayısıyla, yalnızca aradıklarını değil, orada ne olduğunu da görürler. Önlerine çıkan fırsatları bir şekilde hep kaçıran insanlar ise mükemmeli ararken önlerindeki fırsatları görmeye zaman bulamazlar. Şanslı insanlar, dört ilke sayesinde şanslarını yaratırlar:

Şans fırsatlarını yaratma ve fark etme konusunda beceriklidirler, sezgilerini dinleyerek şanslı kararlar verebilirler, olumlu beklentiler sayesinde doğru çıkan tahminlerde bulunurlar. Şanssızlığı şansa dönüştüren esnek bir yaklaşım benimserler. Siz de şansız olduğunu düşünüyorsanız olaylara olumlu yaklaşmayı nötr olmayı deneyin. Mesela Bursa travestilerinden bir birey hayatı boyunca hep kötümser düşündüğü olayların kötü sonuçlar doğurduğunu fark etmiş ve bunu yakın bir travesti arkadaşıyla paylaşmış. Sonrasında normalde olması ihtimal dahilinde olmayan bir iş için fazlaca olumlu düşünmeye ve olayın mutlaka olumlu sonuçlanacağını düşünmeye bu olaya odaklanmaya başlamış ve mucize işte o zaman gerçekleşmiş. İnanmayacaksınız ama olmaz denilen iş olmuş. Yani aslında inanmak ve olumlu düşünmek şanslı olmak için tek başına yeterli bir kavram.

Şanslı olmak için; İçsel sezgilerinizi dinleyin; normalde doğru çıkarlar. Yeni deneyimlere ve normal rutininizi bozmaya açık olun. Her gün birkaç dakikanızı iyi giden şeyleri hatırlayarak geçirin. Önemli bir toplantı ya da telefon görüşmesi öncesinde kendinizi şanslı olarak hayal edin. Şans denilen kavram çoğu zaman doğru çıkan bir tahminden öte bir şey değildir. Özellikle baştan kaybetmeyi hedefleyen insanların şanslı olması neredeyse imkansızdır.  İnsanlar, neden şanslı ya da şanssız olduklarını tam olarak bilemeseler de düşünceleri ve davranışları, bu durumu büyük ölçüde açıklıyor. Ben şansız olduğum durumlar için bile kötü düşünmem hayırlısı böyleymiş der geçerim asla bunu şanslığa yormam. Bir laf var hani nasıl düşünürsen öyle olur diye siz de her olayda iyi düşüncelere sahip olun. Sevgilerimle travesti İclal.

Utana sıkıla hayat geçmez

Utangaçlık, etrafınızda insanlar bulunduğu zaman gergin ve beceriksiz hissetmektir. Kim olursak olalım zaman zaman hepimiz utangaçlık duygusunu hissederiz. Aslında düşündüklerinizin tersine her zaman utangaç değilsinizdir. Mesela, en yakın arkadaşınızın yanındayken, çok daha dışa dönük ve kendiniz gibi davranmak konusunda rahatsınızdır. Utangaçlığınız yalnızca belli durumlarda baş gösterir.

Kendinize güvenmediğiniz konularda kendinizi geliştirin. Güvensizlik hissettiğiniz alanları belirledikten sonraki etap bu konuda bazı adımlar atmaktır. Mesela, iş yerinde sunum yapma sırası size geldiğinde utangaç olabilirsiniz. Şayet sorun buysa sunum becerilerinizi geliştirebilirsiniz. İşe, utangaçlığınıza neyin sebep olduğunun farkına varmakla başlayın. Geçmişte utangaç hissetmenize neden olan 5 durumu belirleyin. Mesela, bir yabancıyla yalnız kaldığınızda, bazı belli konular hakkında konuşurken ya da büyük bir kalabalığın içinde olduğunuz sizi utandıran durumlar gibi. Sonra bu durumları analiz edin. Bu durumlarda sizi utandıran şeyler neyle alakalı? Bilmelisiniz ki, utangaçlığın temelinde güvensizlik duygusu yatar. Kendinizi güvende hissetmemenize sebep olan şeyin ne olduğunu bulursanız bu konuda bir şeyler yapabilirsiniz. Kendimden bir örnek vermem gerekirse; gençliğimde topluluk içinde konuşmaktan korkardım. Fakat liseye başladığımda sınıfta yaptığım sunumlar sayesinde topluluğa konuşmak konusunda daha fazla tecrübe kazandım. Daha sonra, gerçek hayata girdiğimde de haftalık olarak kalabalık gruplara konuşma yapmaya devam ettim. Örneğin her ay yapılan travesti bireyler toplantısında rahatça çıkıp fikirlerimi ve eleştirilerimi sıralıyorum. Aslında benden daha iyi konuşma yapabilen Ankara travestilerinden Bade’den çok da söz hakkı bulamıyorum ama sıramı da kimseye kaptırmıyorum. Bugüne kadar yaptığım sunumlar bana konuşma yapmak konusunda kabiliyet kazandırdı ve bu konudaki utangaçlığımı ortadan kaldırdı. Bu hayatta komik duruma düşmekten korktuğu için sus pus oturan travesti arkadaşlara önerim aşın kendinizi bırakın kınayan kınasın. Siz utanılacak bir şey yapmadığınızı biliyorsunuz ve gerisi sadece hikaye. Utana sıkıla bu hayat geçmez. Evde ayna karşısında konuşmalar yapın kendinize güvenin ve ne olursa olsun gülünç duruma düşme korkusunu aklınıza getirmeyin.

Bunu düzenli olarak yaptığınızda çok kısa bir sürede özgüven sorununuz kalmayacak. Ben tüm travesti arkadaşlara güveniyorum hepinizi bu konuda destekliyorum. Sakın yılmayın, pes etmeyin. Sevgilerimle travesti İclal.

Kahve için

Dünyanın önde gelen üniversitelerinden kahve hakkında çok şaşıracağınız açıklamalar geldi. Kahve aslında sağlığa zararlı değil çok yararlıymış. Kahvenin şeker, yüksek tansiyon ve depresyon riskini azalttığı ortaya çıktı. Kahve insanı diri ve uyanık tutuyor. Eğer çok yorgun ve bitkinken bir bardak kahve içerseniz, olaylara reaksiyon gösterme yetiniz artar. Dikkatiniz yükselir, daha mantıklı düşünürsünüz. Aklınızı olayları çözümlemede, analizlerde daha rahat kullanmaya başlarsınız. Sıkı durun biz travestileri en çok ilgilendiren kısmına geliyorum. Günde üç beş fincan kahve içmek, güzelleştiriyor ve zayıflatıyor. Kafein maddesi, vücutta biriken yağ- şeker gibi şeylerle etkileşime girer ve hızla kalori tüketilmesini sağlar. Örneğin yemekten sonra içilen bir bardak espresso, diyete katkı sağlar. Kavrulmamış bir kahve çekirdiği içerdiği niacin maddesi nedeniyle vücudu yeniler, nemlendirir ve bakımlı bir cilt görüntüsü ortaya çıkarır.

Yirmi iki yıl boyunca 125.000 kişiyle yapılan araştırmalarda, karaciğer sorunu yaşayanların günde bir fincan kahve ile alkolün olumsuz etkilerinden kurtulduğu, kansere yakalanma riskinin beşte bir oranına gerilediği, ayrıca karaciğer yağlanmasının da ortadan kalktığı tespit edilmiştir. Kahve içenlerin vücutları salgıladığı çeşitli maddelerle, insanlarda mutluluk hisse uyandırır. Ayrıca kahve içenlerin depresyona yakalanma oranı, içmeyenlerden yüzde 10 daha düşüktür. Düzenli olarak kahve içerek kafein alan kişi, parkinson denilen titreme hastalığından kurtulabilir. Kanadalı araştırmacılar, kafeinin parkinsonlu hastalar üzerinde olumlu etki yarattığını, titreme semptomlarını azalttığını ortaya koydu. Ben de günde iki fincan Türk kahvesi içmeden günü bitirmem. Sabah kahvemi, İstanbul travestilerinden Aşkın ile akşam kahvemi ise Bakırköy travestilerinden Ayda ile içerim. Aralarda da mutlaka neskafemi dışarı çıktığım mekanlarda alırım. İstanbul’da kahve konusunda çok iyi mekanlar keşfettim. Bir gün belki sizlerle gezeriz.

Birçok sebze, böğürtlen çeşidi ya da fındık-fıstıkta bulunan bir özelliği barındıran kahve, bazı kanserli hücrelerin ve tümörlerin yok edilmesini sağlıyor. Antioksidan özelliği tıpta kullanılabiliyor. Vücut, kahveye, diğer besinlere göre daha kolay reaksiyon verebiliyor. Amerikan Kimya Birliği tarafından doktorlar için düzenlenen konferansta açıklandı. Kahve çekirdeğinde çeşitli asitler, kan şekerini düzenliyor. Bunun için günde 4 fincan kahve öneriliyor. Fazlası ise keyfe kalmış. Afiyet olsun travesti İclal.

Elalem ne der?

Hepimiz başkalarının bizim hakkımızdaki düşüncelerini önemseyerek bir hayat süreriz. Kısacık ömrümüzü başkalarının iki dudağına mahkum ediyoruz. Zaten bu yüzden değil mi mutsuzluğumuz, hayallerimizin peşinden koşmakta çekingen davranmamız. Bu hayat benim! Her ne kadar yaşadığımız toplumda bunu diyebilmek biraz cesaret işi olsa da cesaretle yapmamız gereken şey de sadece bu.

Bu hayatı yaşayan, içinde olan, tüm sorunlarla yüzleşen sizsiniz. En özeline kadar her şeye hakim olan yine sizsiniz, dolayısıyla sizin için neyin iyi neyin kötü olduğunu bir başkasının bilmesi mümkün değil, bu kişiler anne babanız olsa bile. Dolayısıyla hayatınızı yaşarken en iyisini bilen kişinin dediklerini yapmaya özen gösterin. Yani kendi iç sesinizi dinleyin. Belki kendinize ayak uydururken birçok hata yapacaksınız, yanılacak, aldatılacaksınız ama kime ne? Sizin için neyin iyi olduğunu sizden daha iyi kimse bilemez. Başkası için çok doğru olan bir şey sizin için tamamen yanlış olabilir. İnsanlar sizi tamamen genel doğrulara göre yargılayacaktır. Kendilerine iyi gelmiş şeylerin size de iyi geleceği varsayımıyla hareket edeceklerdir. Oysa onlarda işe yarayan şeyin sizde de işe yaraması diye bir şey söz konusu bile değildir. Onun için boş verin onların tecrübelerini, siz kendi tecrübelerinizi edinin.

Bu konuda mağdur olmayan bir tane bile travesti birey olduğunu sanmıyorum. Herkes bizim hayatımızda kendini söz sahibi sanıyor. Bilmedikleri ise bizim aklımızın bize yetip arttığıdır. Başkaları ne der diye hareket edip zarar görürsen, kimseden hesap soramazsın. Kimse bu konuda sorumluluk almaz. Sen de çok iyi biliyorsun bu anlattıklarımı yaşadığın Adana’da sonrasında göçüp geldiğin İstanbul’da aynı şiddetle yaşadın. Sen hep iyi ve doğru bilinene şeyleri yapmaya çalıştığın halde kimsenin umurunda dahi olmadın. İnsanların düşünceleri günden güne değişebilir. Hepimiz değişiyoruz, fikirlerimiz, düşüncelerimiz günden güne farklılaşabiliyor. Dolayısıyla eğer “kim ne der” üzerine bir hayat kurarsan insanların değişim hızına yetişemeyebilirsin. En iyisi kendini baz almak, kendi hızına göre yaşamaktır. Sen hayatın hakkında bir karar verirken belki aylarını harcıyorsun, peki ama niye 2 dakika düşünmeyen insanların düşüncelerine göre davranasın ki? Seni kim senin kadar önemseyebilir? Kim senin kadar kafa yorar senin hayatına? Güzel kardeşim içinden geldiği gibi yaşamaya devam etmelisin bu hayat sana bir kez verildi ve onu istediğin gibi harcayabilirsin. Sevgilerimle travesti İclal.

Mutluluğa adım at

Hareketsiz bir yaşamı seçmenin hayat kalitesini düşürdüğü bilimsel olarak açıklanmış bir gerçektir. Uzmanlara sorarsanız her gün en az yirmi dakika temiz havada yürüyüş yapmanızı önerirler. Bu koca şehirde yani İstanbul’da temiz havayı kim kaybetmiş ki biz bulalım? İlla ki spor salonları şart yani üşenmeyecek yazılacaksınız evinize yakın bir salona ondan sonra tepin tepinebildiğin kadar.

İngiltere’de yapılan bir araştırma, haftada 150 dakika tempolu yürüyüş yapmanın, yaşam süresini uzattığı ve hastalıklara yakalanma riskini azalttığını ortaya koyuyor. Ülkemizin, hareketli yaşam konusunda yetersiz olduğu vurgulanıyor. Düzenli yapılan yürüyüşler, kasların kuvvetlenmesi, şişmanlık ve stresin azalması, yaşlanmanın gecikmesi gibi birçok avantaj sağlıyor. Zaten biz de bunun farkındayız. Öyle İngiltere’nin bu konuda araştırma yapıp kendisini yormasına falan gerek yok. Yürüyüşün basit, doğal ve güvenli ancak çok önemli bir günlük fiziksel aktivite olduğunu sağır sultan bile duydu. Eee o zaman sen niye yazıp duruyorsun diye soruyorsanız eğer hatırlatmakta fayda var diye düşündüm çünkü malum önümüz kış ve biz travestiler güzelliğimize düşkünüz öyle evden çıkmayıp kilo almak istemeyiz. sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için yapılan düzenli yürüyüşlerin dakikada 6 kalori harcanmasını sağladığını anımsatayım. Yürüyüş, kilo almayı engelleyerek, vücutta yağ oranının azalmasına yardımcı olur, kemiklerinizin güçlenmesini, kilonun korunmasını, kalp ve akciğer sağlığının kontrol altına alınmasını kolaylaştıracak bir egzersiz olan düzenli yürüyüş sayesinde her daim genç ve güzel kalabiliriz. Bu da oldukça önemli bir konu sanırım hepimiz için unutan arkadaşlara travesti İclal’den  güzel bir hatırlatma yapalım dedik. Ayrıca düzgün bir yürüyüş için yapılması gerekenleri de anlatmak istiyorum. Havaların hala güzel olduğu İzmir travestileri bu anlattıklarımı not alsın. Yürüyüş, hafif bir yemekten en az iki saat sonra yapılmalı, bol su tüketilmelidir. Ağır bir yemek sonrası hızlı ve yorucu yürüyüşlerden kaçınılmalıdır. Yürüyüşler için ince tabanlı ve makosen ayakkabılar doğru tercihtir. Eğer yürüyüşler açık alanda yapılacaksa sabah erken saatler seçilmelidir. Çok sıcak havalarda yürüyüş yapmak ve bir sıkıntı hissedildiğinde yine de yürüyüşe devam etmek doğru değildir. Yürüyüş yaparken vücuda naylon, muşamba sarılmasının faydası yoktur. O muşamba gibi eşofmanlara dünyanın parasını vermeyin yani hadi bakalım şimdiden iyi yürüyüşler. Sağlıklı günler dilerim.

Bilinmeyenden korkmak

Çok konuşulmasa da toplumumuzda yoğun bir şekilde cinlere karşı korku vardır. O kadar büyüktür ki bu korku, cin demek yerine “üç harfli” veya “iyi saatte olsunlar” gibi kodlar kullanırız. Birçok kişinin karanlık korkusunun temel nedeni aslında cinler ve diğer varlıklara karşı duyulan korkudur. Peki korktuğumuz şey ne bunun farkında mıyız?

Bu tür korkuları yenmenin en etkili yollarından biri korkunun temeline inmek ve korkuyla yüzleşmektir. Hepimizin bildiği gibi, insanoğlu bilmediği ve idrak edemediği şeyden korkar. Karşıda fiziksel bir şeye nazaran ruhani ve bilinmeyen bir güç olması kişinin korkmasının temel sebebidir. Biz istemediğimiz sürece hiçbir şey bize zarar veremez.

Özellikle ruhani şeyler… Nedeni de çok basit; irade yasası. İrademiz ile bir bedensiz varlığı istemediğimizde bunun için dua edip içimizdeki ışığa tutunduğumuz anda hiçbir varlık bizi rahatsız edemez. Bu konuda sınırlar ve kurallar kesindir. Yalnız burada çok güçlü bir irade şarttır. Korkmak, iradeyi zayıflatır haliyle korkunun ötesine geçmek için güçlü bir istek ve iradeye sahip olmalıyız. Neden bir varlık veya neden bir olay bizim özgürlüğümüzü kısıtlasın ki? Özgürlüğümüzü elde etme isteği zaten korkularla savaşmanın en güçlü kaynaklarından biridir. Hiçbir varlık herhangi bir neden olmadan size musallat olmaz. Ben çok şükür hiçbir şeyden korkmak çünkü onların benden bir fazlası olmadığını bana asla zarar veremeyeceklerini bilirim. Eskiden beraber aynı evi paylaştığım Bodrum travestilerinden Banu’nun bilmediği şeylerden korkma huyu vardı onun la bu konuda epeyce konuşmuştuk ve korkunun ona ailesinden geçtiğini kısa sürede anladım. Yapılacak tel şey ona korkusunun gereksiz olduğunu bu dünyada insana sadece başka bir insandan zarar geleceğini anlatmaktı. Ben de bütün deneyimlerimi ona anlatarak bu korkularını yenmesini sağladım. Başka travesti arkadaşlarıma da korku konusunda bilgiler verdim. Bazıları için anlattıklarım havada kalsa da bir kısmı sanırım korkularını yenmeyi başardı. Bilmek ve deneyimlemek birçok korkuyu yenmenin anahtarıdır. Korkuların en büyük açığı, odak noktalarıdır. Korkularda, odak noktalar paranoya düşüncelerken, odak noktasını olumlu ve iç rahatlatıcı düşüncelere çevirdiğiniz anda korkunun etkisi üzerinizde zayıflar. Korkmaktan korkmak hariç her korkuya çare travesti iclal isteyen herkese telkin yoluyla korkulardan kurtulma dersi verilir. Saygılarımla.

Çiçek olsaydın ne olurdun?

  İnsanın doğum tarihine bir çiçeğin karşılık geldiğini duymuş muydunuz? Hoş ben de yeni öğrendim tabi hemen sayfama koşup size bu konuyu aktarmak için masamın başına oturdum işte benim yeni duyduğum çiçekler ve doğum tarihleriniz.

Ocak ayının biri ile onu arasında doğmuşsanız çiçeğiniz sarı gentiyan çiçeği demektir. Sarı gentiyan, dağ çayırlarında yetişir. İçe kapanık insanları simgeler. Eğer çiçeğiniz sarı gentiyan ise soğuk havalarda hasta olmamak için özel çaba sarf etmeniz gerekiyor.

Ocak ayının onundan sonra yirmi ocak öncesi doğmuşsanız çiçeğiniz deve dikeni.Deve dikeni çiçeği, kimsenin dikkatini çekmeyi sevmeyen, kişiliğini ele vermeyen, çalışkan ve çok iyi dost olabilenlerin çiçeğidir. Benim bu tarihler arasında doğmuş ve aynen yazdığım özellikleri taşıyan bir tanıdığım var. Sakarya travestilerinden Meyra, tam bir deve dikeni çiçeğidir. İşin aslını söylemek gerekirse yazılanlara önce inanmadığım için bir karşılaştırma yaptım ve gerçekten de uyduğunu gördüm. Zaten travesti İclal’i bilirsiniz sırf yazmak için inanmadığı şeyleri bu sayfalara taşımaz. Ocak ayının son on gününde doğduysanız çiçeğiniz ölmez çiçeği olacaktır. Bu insan ciddi birisidir. Modayı yakından takip eder. Çekiciliği ile etrafındakileri kıskandırabilir. Enerji dolu olduğu için zorluklarla başa çıkabilir ve kötü niyetli insanlarla savaşıp onları yenebilir. Eh tabi ölmez çiçeği beni anlatıyor haliyle aynen öyle olduğumu düşünüyorum. Bu arada doğum günüme de az kalmış tebrikler için şimdiden heyecanlanıyorum. Bir Şubat ile on Şubat tarihlerinde doğanlar, sizin çiçeğiniz ökse otu çiçeği.

Bu işaretin bayanı aşırı meraklı ve hafif hareketleri ile dikkat çeker. İnsanları baştan çıkarmak onlar için en basit iştir. Bu işaret altında doğan erkekler spor, vücut geliştirme, karate, tenisle uğraşarak popülariteye ulaşırlar. Ayrıca, bu insanlar sporla uğraştıkları için sağlıklı olur ve kolay hastalanmazlar. On bir şubat ile yirmi şubat arasında doğmuşsanız çiçeğiniz güzelavratotu olacaktır.

Bu işarette doğan kadınlar gerçek güzeldirler. Aynı zamanda ciddiyetlerini korurlar. Onlara yaklaşmak kolay bir iş sayılmaz. Erkekler yakışıklı olmasalar da usanmadan çalışırlar. Bu şekilde amaçlarına ulaşmasını da iyi bilirler. Şubat aynın son on gününde doğmuş olsaydınız diyeceğim ama geriye bilindiği gibi on gün kalmıyor şubat ayı ya 29 ya da 28 çekiyor her neyse sizin çiçeğiniz, mimoza.

Bu insanlar hassasiyetleri ile diğerlerinden seçilirler. Mimoza insanı yaptığı iş değerini bulamazsa gerçekten acı çeker. Bu insan ona verilen işi neyin pahasına olursa olsun yerine getirir. Bu yolda gerekirse kendi sağlığını feda eder. Ama sonuç olarak da bir değerlendirme, bir aferin duyma ihtiyacı hisseder. Kalp krizi ve ülser kaçınılmaz hastalıklardandır. Ocak ve şubat ayını bu yazımda sizlere aktardım diğer aylar için yazılarımı takip etmenizi öneriyorum. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere sevgilerimle travesti İclal.

Kaderini değiştirmek senin elinde mi?

İnsanların çoğu kötü olayları önceden bildikleri takdirde onların gerçekleşmesinin önüne geçebileceklerini zannederler. Kişisel kaderlerini yönlendirip yapılandırabileceklerini ve hatta mutlak kaderden kaçınabileceklerini düşünürler. Bu amaçla çeşitli yöntemler kullanan, yetenekli olduklarını iddia eden kişilere giderler. Büyücüler, falcılar ve kahinler işte bu yolla para kazanırlar ve insanlara sadece umut satarlar. Fakat genellikle olacakları önlemek için yaptıkları tüm denemeler faydasız olur. Amerikalı Başkan Kennedy’nin suikaste uğrayacağını öngören kahin tüm uğraşlarına ragmen gelecek olan sonu engellemeyi başaramamış ve Kennedy tam da öngörülen tarihte vurularak öldürülmüştür.

Kahinler geleceği gerçekten görseler bile onu değiştirmeye güçleri yetmez. Geleceği görme yeteneğine sahip birçok kişi, onun mutlak değişmez olduğunu öne sürer. Onlara göre gelecekte olaylar birkaç seçenekte gelişme özelliğine sahiptir. Bazı ünlü kahinler gelecek hakkında konuşmaktan tamamen kaçınırlar. Zaten doğru olan da budur madem değiştiremeyeceksiniz o zaman bilmenin de anlamı yoktur. Öleceğinizin günü bildiğinizi varsayalım bunu bilmek size sadece acı verir yaşamaktan soğutur ve en önemlisi amacınız kalmaz. Ben şimdi kahin olsan Sakarya travestilerinden bir bireye sen on yıl sonra bir pazartesi öleceksin desem eminim o güne kadar geçecek her pazartesi  ızdırap olur. Kehanet, bir telkin olarak kabullenip, kendi kendini yürüten bir sürece neden olabilir. Üçüncü kişiler tarafından dile getirilen öngörüler, ilgili kişinin bilinçdışı tarafından telkin olarak kabullenip, ileriki zamanda onu gerçekleştirmek üzere bir zincirleme olay dizini başlatabilir. Başınıza gelecekleri bilince onu ertelemek ya da olmasını engellemek için bir dizi girişimde bulunursunuz ama yaptığınız her yeni şeyin başka başka sonuçlar doğurmasına engel olamazsınız. Kişi, gördüğü rüyayı kehanet olarak yorumlar ve bilinçdışı da buna inanırsa, kendi kendine bir oto programlama uygulayabilir. Mesela ben travesti Hale’nin gördüğü rüyaları gerçek gibi anlatmasına alışkınım ama bilmeyenler olur mu canım o kadar da gerçekçi rüya görülmez diye şaşırıyorlar. Gerçekten de bazen rüyalarımızın bize gelecekten haberler verdiğine inanırım en azından öyle olduğunu düşünmeyi seviyorum. Rüya tabirleri diye bir kitabım bile var. Fal konusunda o kadar iyimser olamayacağım çünkü fala inanmayan ama falsız kalamayanlardanım. Kaderini değiştirmek senin elinde olmadığına göre hayat sana ne sunuyorsa sıkıca sarıl ve günü yaşa gerisini o kadar çok takma kafana. Saygılarımla travesti İclal.

Yüreğini al da gel

Sorgulamak yürek ister kendi hayatının koçu olmak kendin ve başkaları için düşünmek düşündüğünü söylemek ve inandığını yaşamak yürek ister. Sadece kendin için değil herkes için adaleti aramak yürek ister.

Bu yürek dediğin bir parça et ve kas yığını sanıyorsun belki ama bazı insanlarda öyle güzel yürekler var ki hiçbir kas yığınını onunla değişmek istemezsin. Kolaydır kazananın yanında olmak; zor olan kaybedeni ayağa kaldırmaktır. Kolaydır “Hocanın gittiği yoldan” gitmek zor olan hocayı sorgulayabilmektir. Kolaydır başkalarının düşlerini yaşamak zor olansa düş kurabilmektir. Ve düşlerinin peşinden gitmek gerekir. Sen buna cesaret de yürekli olmak de ne dersen de ama ben adam olmak diyorum evet travesti İclal adam olanlara yürekli olanlara helal olsun diyor.

Yürekli olmak için, önce sır tutmayı bilmelisiniz. Olduğunuz gibi görünmeli asla kimseye benzemeye çalışmamalısınız. Kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapmadığında yüreklisindir. Yüreğin varsa al gel bu gece seninle adam tokuşturalım sabaha kadar ben sana yürekli insanın nasıl olması gerektiğini anlatayım sen bana dinleme cesaretini göster. Güvenmediğin insanlarla dost olma de bana, yalan söylediğini gördüğün kişilerden uzak dur de. Çünkü yalan söylemek bir alışkanlık güvensizlik ise karakter eksikliğidir. Bir insana değer verirken onu doğru tanımlamak notunu tam vermek gerekir. Ne az ne çok iltimas geçme kimseye herkes yerini bilsin. Kimseye yalvarma hiçbir iş için sen gerektiğinde yalvarman gerektiğini düşündüğün şeyi kendi kendine başaracaksın. Bu dünyada en kıymetli hazinen dostlarındır, dostlarını da al gel bu gece dost tokuşturalım. Kendine saygını yitirmene neden olacak hiçbir şey yapma bu dünyada, seni anlamayanlarla tartışma, onların seviyesine inmek için seviye alçaltma. Bilgini de al gel bu gece seninle bilgi yarışması yapalım. Boş ver Şişli travestilerinden kızları sen bu gece aklını, yüreğini, dostluğunu ve en önce sadece kendini alıp bana gel birlikte dünyayı kurtaralım. Korkma ben kendime saygımı yitirecek hiçbir şey yapmam, değmeyenler için gözyaşı dökmem. Adam olmayanları adam yerine koymam. Yüreğini de al gel senin yerin benim yüreğimde zaten. Saygılarımla travesti İclal.