Aylık arşivler: Şubat 2016

Kurban mıyız?

  İnsan kendi düşüncesinden vazgeçip başkasının düşüncelerini ve davranışlarını benimsemeye başladığında artık bir kurbandır.

İnsanlar kurban psikolojisiyle doğmazlar, ama öyle büyürler, öyle öğrenirler. Bir insan çevresi tarafından bir gücü olmadığına ikna edilir ise ve büyürken çevresinde örnek aldığı yakınları hayatın adil olmadığını ve bunda bir suçları olmadığını söyleyerek yaşıyorlarsa, bireyin de hayatını böyle şekillendirmesi kaçınılmazdır. İçindeyken fark etmesi ve kendine itiraf etmesi zor bir haldir kurban psikolojisi. Fark edene kadar içinde olduğumuzu bile bilmeyiz. Ama fark edip dışına çıkmayı başardığımızda hayatımızda büyük kapılar açar. Siz travesti bireyler yapmıyor musunuz? Başınıza gelen kötü olaylarda suçlayacak bir şeyler bulmuyor musunuz? Örneğin bir trafik kazası durumunda ya yol bozuktur ya da Belediye yeterli çalışmayı yapmadığı için başınıza bu kötü olay gelmiştir. Zaten her şey sizi bulur değil mi? ‘Kurban psikolojisi, savaş bilincidir. Onun içinde olduğumuz sürece, fark etmesek de kendimizle, çevremizle ve hatta dünyayla savaş halinde oluruz. Bir şeyleri değiştirme gücünden yoksun olduğumuz inancıyla, kendimizi güçsüz ve çaresiz hissederiz. Ve olan bitenlerle ilgili suçlayacak birilerini ararız. Bazen bununla da yetinmez, suçlu oldukları ve hak ettikleri düşüncesiyle onlara saldırmaya başlarız. Dalai Lama der ki :“Eğer her şeyin başkalarının suçu olduğuna inanırsanız, hayatta çok ıstırap çekersiniz. Ama ne zaman ki her şeyin sizden tohum verdiğini fark edersiniz, o zaman hem neşe hem barışı öğrenirsiniz. “Sorumluluk bilincine ulaşan insanlar karşısındakileri suçlamadan önce hatayı kendilerinde ararlar. Acaba ben ne yaptım da bu olay başıma geldi diye düşünürler tabi abartıya kaçmadan olur olmadık her şeyi kendinizden bilmeniz de sıkıntılı bir durum yaratır. Tıpkı Adana travestilerinden bir dostum ve İzmir travestilerinden başka bir dostumun yaptığı gibi hep verici olmaya da kalkmayın yoksa sizi ezer geçerler. Gün içinde yaşanan aksiliklerde, özellikle sizi üzen olaylarda başkalarını suçlamak hayat adil değil, herkes bana karşı düşüncesi yanlıştır.

Hayatında bir şeyleri değiştirecek gücü kendinde bulamamak. Yanlış yönlendirilmiş öfke, özellikle aile yakınları ve arkadaşlara karşı. “Beni hiç bir zaman anlamıyorlar, duymuyorlar.” cümleleri. Sizi bu yanlışı işlemeye iter daha duyarlı ve mantıklı davranmayı huy edinelim. Sevgilerimle travesti İclal.

Aramızdaki yabancı

Hepimizin yalnız kalmaya ihtiyacı var. Fakat bu neredeyse imkansız neden mi? Çünkü elimizde sürekli bizi takip eden dürten, hadi diyen bir aygıt var. Artık hiçbirimiz, iki kişiyken baş başa değiliz. En önemli, en mahrem bir konuyu konuşurken bile elimizde telefon, her an gelen sinyal sesleri… Uzun bir cümleyi tamamlamamız bile imkansız hale geldi. Sevgilinle baş başa özel bir gün kutladın ama aslında baş başa değildiniz çünkü senin gözün sürekli olarak telefonuna gelen bildirimlerde takılıydı. Sürekli İstanbul travestilerinden A.. sevgilisiyle hangi mekanda ne yapıyor onu takip ediyordun. Oysa senin de çok özel bir anındı ve sevdiğin adamın söylediği pek çok güzel sözü gözün telefonda olduğundan duymadın. Haksız mıyım? Hepimiz böyle yapmıyor muyuz? Aramıza cep telefonları girmedi mi? Toplantı yaparken, önemli bir iş konuşurken, özel hayatımızla ilgili bir şey paylaşırken hatta kavga ederken bile yanımızda birileri var. Telefon öyle bir hale gelmiş ki, şarjı bittiği zaman insanlar paniğe kapılıyor, ilacını evde unutmuş biri gibi elleri titriyor. Bu nedenle artık lokantalarda bile masaya şarj cihazı getiriliyor. 1-2 mesaj atan, yanıt alamazsa, ‘Neredesin, sana ulaşamıyorum, merak ettim’ diye strese giriyor. Hiç kimseyle konuşmasak bile, alakasız insanların paylaştığı resimleri, bilgileri, haberleri inceliyoruz. Telefon yanında değilse kişiliğin bile zor duruma giriyormuş gibi davranıyorsun. Şimdi bu yazdıklarımdan ötürü kızan travesti bireyler varsa onlara önce kendilerini sorgulamalarını sonra bana saldırmalarını öneriyorum. Hadi yarın telefonunu evde bırakıp dışarı çık bakalım ne hissedeceksin. Bu telefonlar icat olmadan haberleşmiyor muyduk anlamadım. Sanki dünyaya gelirken yanımızda cep telefonlarımız vardı. Instagram’ı inceliyor, WhatsApp mesajlarına bakıyor. Tam bir şey konuşurken yarım bırakıp facebook mesajlarına göz atıyoruz. Sadece bizim ülkemizde değil dünyanın her yerinde durum aynı. Özellikle gençler çıldırmış durumda banklarda kalabalık gruplar halinde oturup tek kelime konuşmadan birlikte vakit geçirmeye çalışıyorlar. Oysa tren çoktan kaçmış hepimiz asosyal bireyler olmuşuz. Trafikte araba kullanırken bile mesaj yazan bir milletiz. Hani o anda internete girmesek trilyonlar kaybedecek bir borsacı olsak anlayacağım. Biraz kendimize vakit ayıralım bırakalım o telefonları elimizden yoksa çok geç olacak. Sevgilerimle travesti İclal.

Kozmetik dünyası

Moda ve kozmetik dünyası hızla değişiyor. Zamana ayak uydurmak için sürekli moda dergilerini ya da sokakları takip etmek zorundayız.

Kadınların dünyasında ise sürekli estetik yenilikler ortaya çıkıyor. ? Gelecek yıl hangi yöntemler in hangileri out olacak? Biz kadınlar güzelleşmek isterken hangi yöntemleri tercih etmeliyiz? Soruların ardı arkası gelmiyor. Son birkaç yıldır, botoks uygulamasından sonra en sık duyduğumuz ikinci uygulama kök hücre uygulaması oldu. Hepimiz belki okuduklarımızdan, belki gördüklerimizden yola çıkarak bu yeni yöntem hakkında az ya da çok bilgi edindik. Özellikle travesti bireylerin takip ettiği estetik uygulamalarda son yenilikler için yazımı okumaya devam etmelisiniz. Estetikteki en önemli gelişmelerden biri kök hücre uygulamaları olup, günümüzde estetik cerrahide kök hücre içeren yağ enjeksiyonları hem yüze hacim kazandırarak yüz germe ameliyatlarında hem de meme büyütme ameliyatlarında yağ ile meme büyütmede ön plana geçecek. Bunların dışında özellikle yağ ve kemik iliği kaynaklı kök hücre uygulamaları ile cilt yenilenmesinin sağlanması daha fazla tercih edilmeye başlanacak. Yalnız şunu hatırlatmakta fayda var ki günümüzde kök hücre olarak tanıtılan PRP ve Fibrocell ya da Gençlik Aşısı uygulamalarının kök hücre ile hiçbir ilişkisi yok. Sakın yanlış bir uygulama yaptırarak sağlığınızı tehlikeye attırmayın. Kendi vücudunuzdan alınan kök hücreler ne kadar genç yaşta alınırsa o hücreler o kadar genç olacağı için onarım yetenekleri de o kadar iyi oluyor. Bu konuda çok yakın zamanda kök hücre bankalarının çoğalacağı kanısındayım. Hatta şimdiden kök hücre saklatan Antalya, Alanya, Balıkesir ve İstanbul travestilerinden tanıdıklarım var. Belki siz de bu yola başvurmayı düşünebilirsiniz. İnsanı nelerin beklediği belli olmaz. Kişiye özel antiaging ön planda Genetikte gelinen son nokta itibarıyla insanların gelecekte ne tür hastalıklarla karşılaşabileceğinin önceden bilinmesi imkanı verilmesi hem hastalıkların oluşmasını engellemek açısından önemli fayda sağlıyor hem de buna paralel olarak yaşamın uzaması antiaging’i daha önemli bir noktaya taşıyor. Dolayısıyla, hastaların genetik tanı ile sağlık alanında geleceğinin bilinebilmesi ve ona göre planlanması, kişiye özel tıp alanını geliştirirken yaşlanmanın önlenmesi ya da geciktirilmesi yönündeki tedavileri ön plana çıkarıyor. Güzel günler ve bir ömür geçirmenizi dilerim travesti iclal.