Kategori arşivi: Adana travestileri

Spor yaparken sağlığınızdan olmayın

Spor yapmak sanıldığı kadar basit bir iş değildir. Sağlıklı olayım derken var olan sağlığınızdan da olmayın! Profesyonel bir sporcu değilseniz ve spora yeni başladıysanız uzman yardımı olmadan yapacağınız hareketler fiziksel olarak size zarar verebilir. Spor salonlarında her gün kalp krizi geçiren insanların haberlerini okuyoruz. Üstelik sadece spor salonlarında değil eline bir pilates topu alan evinde kendi başına spor yapmaya başladı. Oysa spor illa bir uzman gözetiminde yapılmalı. Spor salonlarına giden travesti bireyler orada hiç hazır bekletilen doktor ya da sağlık uzmanına rastladınız mı? Ben gittiğim hiçbir spor salonunda görmedim. Ama bu büyük eksiklik bence sağlık riske atılmamalı. Ham bir vücutla spor yaparken aniden kasılmalar ya da daha riskli sağlık sorunları karşımıza çıkabilir. Spor yapmak kişinin fiziksel yapısına olduğu gibi psikolojisine de etki eden bir aktivite ve bilinçsizce yapılması olumsuz sonuçlar da doğurabiliyor. Bilinçsizce yapacağınız bir hareket omurganız için negatif sonuçlar doğurarak kalıcı hasarlar bırakabilir. Kronik bel ağrısı, sırt ağrısı çekenler yasak hareketler denilen hareketleri yapmaktan kaçınmalılar ama bunların neler olduğunu sadece uzman birinden öğrenebilirsiniz. Antalya travestilerinden Derya spor yaparken ayak bileğini incitmiş bir haftadır evden dışarı çıkamıyor. Aynı şekilde Adana ve Bursa’dan travesti dostlarımda aynı sıkıntıyı yaşamışlar. Pilates vücudun esnemesi ve omurga için sağlıklı bir spor. Ancak pilatesin kesinlikle uzman ile yapılmasını söylüyorlar. Çünkü hareketler sırasında omurganın nötral aksının korunması büyük önem taşıyor. Hareketlerin doğru yapılmaması belin zorlanmasına, aşırı yüklenmesine bunun sonucunda ise kalıcı rahatsızlıklara neden olabiliyor. Özellikle mat pilateste sakatlanma riski çok yüksek. Eğer vücudunuzun alt yapısı yoksa yaptığınız bazı hareketler ömür boyu sürecek sakatlanmalara neden olabilir. Evde pilates yaparken omurga sağlığı için kullanılan malzemelere de özellikle dikkat edilmesi gerekiyor. Spora yeni başlayanlar ve çok ara vermiş olanlar egzersizin şiddetini, sıklığını ve süresini ilk başlarda çok düşük tutmalı, yavaş yavaş artırarak gitmeli. Farklı bir egzersize geçerken de yeni yapılacak egzersize alışıncaya kadar dikkatli olmalı. Eğer bu konulara dikkat edemiyorsanız lütfen evde spor yapmayın. Sağlıklı günler dilerim travesti İclal.

Kurban mıyız?

  İnsan kendi düşüncesinden vazgeçip başkasının düşüncelerini ve davranışlarını benimsemeye başladığında artık bir kurbandır.

İnsanlar kurban psikolojisiyle doğmazlar, ama öyle büyürler, öyle öğrenirler. Bir insan çevresi tarafından bir gücü olmadığına ikna edilir ise ve büyürken çevresinde örnek aldığı yakınları hayatın adil olmadığını ve bunda bir suçları olmadığını söyleyerek yaşıyorlarsa, bireyin de hayatını böyle şekillendirmesi kaçınılmazdır. İçindeyken fark etmesi ve kendine itiraf etmesi zor bir haldir kurban psikolojisi. Fark edene kadar içinde olduğumuzu bile bilmeyiz. Ama fark edip dışına çıkmayı başardığımızda hayatımızda büyük kapılar açar. Siz travesti bireyler yapmıyor musunuz? Başınıza gelen kötü olaylarda suçlayacak bir şeyler bulmuyor musunuz? Örneğin bir trafik kazası durumunda ya yol bozuktur ya da Belediye yeterli çalışmayı yapmadığı için başınıza bu kötü olay gelmiştir. Zaten her şey sizi bulur değil mi? ‘Kurban psikolojisi, savaş bilincidir. Onun içinde olduğumuz sürece, fark etmesek de kendimizle, çevremizle ve hatta dünyayla savaş halinde oluruz. Bir şeyleri değiştirme gücünden yoksun olduğumuz inancıyla, kendimizi güçsüz ve çaresiz hissederiz. Ve olan bitenlerle ilgili suçlayacak birilerini ararız. Bazen bununla da yetinmez, suçlu oldukları ve hak ettikleri düşüncesiyle onlara saldırmaya başlarız. Dalai Lama der ki :“Eğer her şeyin başkalarının suçu olduğuna inanırsanız, hayatta çok ıstırap çekersiniz. Ama ne zaman ki her şeyin sizden tohum verdiğini fark edersiniz, o zaman hem neşe hem barışı öğrenirsiniz. “Sorumluluk bilincine ulaşan insanlar karşısındakileri suçlamadan önce hatayı kendilerinde ararlar. Acaba ben ne yaptım da bu olay başıma geldi diye düşünürler tabi abartıya kaçmadan olur olmadık her şeyi kendinizden bilmeniz de sıkıntılı bir durum yaratır. Tıpkı Adana travestilerinden bir dostum ve İzmir travestilerinden başka bir dostumun yaptığı gibi hep verici olmaya da kalkmayın yoksa sizi ezer geçerler. Gün içinde yaşanan aksiliklerde, özellikle sizi üzen olaylarda başkalarını suçlamak hayat adil değil, herkes bana karşı düşüncesi yanlıştır.

Hayatında bir şeyleri değiştirecek gücü kendinde bulamamak. Yanlış yönlendirilmiş öfke, özellikle aile yakınları ve arkadaşlara karşı. “Beni hiç bir zaman anlamıyorlar, duymuyorlar.” cümleleri. Sizi bu yanlışı işlemeye iter daha duyarlı ve mantıklı davranmayı huy edinelim. Sevgilerimle travesti İclal.

Elalem ne der?

Hepimiz başkalarının bizim hakkımızdaki düşüncelerini önemseyerek bir hayat süreriz. Kısacık ömrümüzü başkalarının iki dudağına mahkum ediyoruz. Zaten bu yüzden değil mi mutsuzluğumuz, hayallerimizin peşinden koşmakta çekingen davranmamız. Bu hayat benim! Her ne kadar yaşadığımız toplumda bunu diyebilmek biraz cesaret işi olsa da cesaretle yapmamız gereken şey de sadece bu.

Bu hayatı yaşayan, içinde olan, tüm sorunlarla yüzleşen sizsiniz. En özeline kadar her şeye hakim olan yine sizsiniz, dolayısıyla sizin için neyin iyi neyin kötü olduğunu bir başkasının bilmesi mümkün değil, bu kişiler anne babanız olsa bile. Dolayısıyla hayatınızı yaşarken en iyisini bilen kişinin dediklerini yapmaya özen gösterin. Yani kendi iç sesinizi dinleyin. Belki kendinize ayak uydururken birçok hata yapacaksınız, yanılacak, aldatılacaksınız ama kime ne? Sizin için neyin iyi olduğunu sizden daha iyi kimse bilemez. Başkası için çok doğru olan bir şey sizin için tamamen yanlış olabilir. İnsanlar sizi tamamen genel doğrulara göre yargılayacaktır. Kendilerine iyi gelmiş şeylerin size de iyi geleceği varsayımıyla hareket edeceklerdir. Oysa onlarda işe yarayan şeyin sizde de işe yaraması diye bir şey söz konusu bile değildir. Onun için boş verin onların tecrübelerini, siz kendi tecrübelerinizi edinin.

Bu konuda mağdur olmayan bir tane bile travesti birey olduğunu sanmıyorum. Herkes bizim hayatımızda kendini söz sahibi sanıyor. Bilmedikleri ise bizim aklımızın bize yetip arttığıdır. Başkaları ne der diye hareket edip zarar görürsen, kimseden hesap soramazsın. Kimse bu konuda sorumluluk almaz. Sen de çok iyi biliyorsun bu anlattıklarımı yaşadığın Adana’da sonrasında göçüp geldiğin İstanbul’da aynı şiddetle yaşadın. Sen hep iyi ve doğru bilinene şeyleri yapmaya çalıştığın halde kimsenin umurunda dahi olmadın. İnsanların düşünceleri günden güne değişebilir. Hepimiz değişiyoruz, fikirlerimiz, düşüncelerimiz günden güne farklılaşabiliyor. Dolayısıyla eğer “kim ne der” üzerine bir hayat kurarsan insanların değişim hızına yetişemeyebilirsin. En iyisi kendini baz almak, kendi hızına göre yaşamaktır. Sen hayatın hakkında bir karar verirken belki aylarını harcıyorsun, peki ama niye 2 dakika düşünmeyen insanların düşüncelerine göre davranasın ki? Seni kim senin kadar önemseyebilir? Kim senin kadar kafa yorar senin hayatına? Güzel kardeşim içinden geldiği gibi yaşamaya devam etmelisin bu hayat sana bir kez verildi ve onu istediğin gibi harcayabilirsin. Sevgilerimle travesti İclal.

Bİraz da felsefe yapalım

Herkes Konfüçyüsten bir iki güzel söz okumuştur. Peki ondan güzel sözler okumaya devam etmek istemisiniz? Ben bugün yazılarımda biraz da felsefe yapmak istedim ve onun güzel sözlerinden sizlere birkaç örnek sunmak istiyorum.

Hiç kimse başarı merdivenini elleri cebinde tırmanmamıştır. Bu söz çok hoşuma gider tıpkı emeksiz aş olmaz atasözümüze benziyor kısaca gerçekten çalışmadan elde edilen şeylerin insanı onu yükseklere ulaştıramayacağından bahsediyor.

İyi insan, güzel söz söyleyen değil, söylediğini yapan ve yapabileceklerini söyleyen insandır. Sizin de etrafınızda pek çok boş konuşan boş atıp dolu tutan insanlar vardır. Tabi benim de haddinden fazla bu tip tanıdıklarım var hatta Ankara travestilerinden Bade bu insanlara boşa kürek salyanlar diyor. Gerçekte söylediğiniz bir sözün arkasında duramayacaksınız ya da yapacağınız şeyler söyleyeceksiniz önce düşünmeniz tartmanız ve ondan sonra söylemeniz gerekir. Ama maalesef konuşmayı marifet sayanlar sadece konuşur ve sonrasını hiç hesap etmezler.

Bir şeyi bildiğin zaman, onu bildiğini göstermeye çalış. Bir şeyi bilmiyorsan, onu bilmediğini kabul et. İşte bu bilgidir. Oysa ne yapıyor günümüzde insanlar sanki her şeyi onlar biliyormuşcasına bilgiçlik taslayıp sizi küçük düşürmeye madara etmeye çalışıyorlar. Bu insanların derdini hiç anlayamadım sanki bildiğini göstermek bu kadar önemli mi? Bir şeyi de bilme kardeşim atlama öyle her konuya biraz da susmayı ve bunu bilmiyorum demeyi öğren.

Doğrunun ne olduğunu görüyor fakat onu yapmakta başarısız oluyorsanız eksikliğiniz cesarettir. Geçen gün bir kısa film izledim. Yanımda Adana travestilerinden Aşkın vardı, bir gazeteci kadın savaş muhabiri sanırım küçük bir kızın ölüm anını kameraya kaydediyor fakat onu kurtarmak için hiçbir şey yapmıyordu oysa daha en başta o küçük kızı kurtarmak için bir şansı vardı fakat cesareti yoktu. Gazeteci kadın çektiği bu ölüm sahnesiyle ödül alırken vicdanı sürekli olarak kanıyordu. Keşke biraz cesareti olsaydı ve o küçük kızı kurtarabilseydi. Cesaret dünyada en zor bulunan bir özelliktir bazıları bu özelliğe hiç sahip olamıyor olanlar ise dünyanı kurtarmanın bir yolunu arıyor. Cesaretinizi kaybetmeyin. Bir gün bir yerde mutlaka işe yarayacaktır. Hoşcakalın.

Bir kalp iki aşk

Bir kalp aynı anda iki kişiyi birden sevmez diye düşünmeyin. Oluyor çünkü ben bizzat yaşadım. Aşk dediğiniz şeyi tek bir insanda bulmak aslında anlamsız olan şey birinde bulunduğunu diğerinde bulamıyorsan ararsın ve ararsan mutlaka o özelliği taşıyan ikinci aşkını hatta üçüncü aşkını bile bulabilirsin. Yok canım sen de aç gözlüsün doymuyorsun bir aşk neyine yetmiyor falan diye beni kınamayın. Zaten ben de bu iki aşkı aynı anda yaşama işini çok eskiden deneyimledim. Zamanı tam olarak söylersem beni tanıyan travesti arkadaşlar hemen yorum yapmaya adamı bulmaya kalkarlar o yüzden zamanı tam olarak vermeyeceğim. Diyelim ki olay deli gençlik yıllarımda geçiyor. Sevgilim var, adamı seviyorum. Kafa dengi, geziyoruz eğleniyoruz, birbirimize güveniyoruz. Ayrıca birbirimize sözümüz var “her zaman dürüst olacağız” diye. En büyük oyunumuz ne düşünüyorsun diye sormak ve hep doğru cevabı almak. Biz böyle sağlam ve uzun soluklu bir ilişki yaşarken, karşıdan çok sevdiğim bir arkadaşım beni gezmeye çağırıyor. Erkek arkadaşımın işi var gelemiyor, neyse ben giyiniyorum süsleniyorum, karşı tarafa geçiyorum. Ve arkadaşım beni birisiyle tanıştırıyor.

İşte daha o anda, daha ilk dakika da ben adama aşık oluyorum. Bildiğin aşık oluyorum. Elim ayağım titriyor, sesim gidiyor, adamın yüzüne bakamıyorum heyecandan. Neyse o gün biz sohbet ediyoruz, gülüyoruz, eğleniyoruz sonra ben eve dönüyorum, nasıl içim yanıyor anlatamam. Ben sevgilimi düşünmeyi, ilgilenmeyi, aramayı bırakmışım, bu yeni adamı düşünüyorum. Tabi onun bunlardan hiçbir haberi yok. Ben kendi kendime yanıp kavruluyorum. Sonra bir daha görüşmüyoruz, ben kimselere bir şey söylemiyorum ve ilişkime devam ediyorum.

İşte böyle ben bu aynı anda sevme işini bizzat yaşadım belki içinizde benim gibi zor duruma düşen kimi sevip kimi bırakacağına karar veremeyenler vardır. Kimseyi terk etmeyin bırakın kalbiniz aşka doysun. Hem ne var canım aşk kolay mı bulunuyor? Bulmuşken niye vazgeçelim. Adana travestilerinden bir bireyin bu konuda beni destekleyen yorumu olmuş teşekkür ederim. Ben aşka ve kalbime güveniyorum ya siz? Hoşcakalın.

Kadinlara berber yolu göründü

Bugün günlük dergileri karistirirken gördügüm habere benden yorum yok. Anlatayim sizler yorumlayin.

Ingiliz bir doktorun yaptigi arastirmanin sonucuna göre erkeklerin ciltlerinin diri ve genç kalmasinin en büyük nedeni tiras olmalariymis. Buradan yola çikan doktor, kadinlar tiras olursa ne olur acaba bir merakla çiktigi yolda kendine uygun denekler bularak, bu kadinlarin haftada en az üç kez tiras olmalarini saglamis. Uzun bir süre tiras olan kadinlarin da tipki erkekler gibi ciltlerinin yenilendigini ve gençlestigini fark eden doktor yaptigi arastirmanin sonucunda kadinlar muhakkak tiras olmali demis.

Üstelik bu konu hakkinda geçmis üzerinde de incelemeler yapan doktorumuz Japon kadinlarinin bu teknigi yillardir uyguladiklarini ve ciltlerindeki güzelligi bu sekilde sagladiklarini kesfetmis. Simdi konu kisaca böyle sizce kadinlarin tiras olmasi gerekir mi, ya da daha basit bir deyisle biz de epilasyon ya da agdayla ugrasmak yerine tiras olup cildimizi yenilemeli miyiz?

Ben bu konuyu Ankara, Istanbul, Bursa ve Adana’da oturan travesti arkadaslara telefonda sordum. Aldigim cevap olumlu olunca sizinle de paylasmaya karar verdim. Oturup biraz da yabanci kozmetik haberlerine göz atinca kadinlar için tiras köpügü üreten çok ünlü markalarla karsilastim.  Sonuçta tiras olmak için erkekler için üretilmis köpükleri kullanacak degiliz.

Erkek tiras ürünlerinde kadin cildine zarar veren ürünler kullanilmis olabilir ayrica zaten erkek ürünleri erkekler için özel parfümlerle piyasaya sürüldügünden hiçbir kadin erkek gibi kokmayi istemez. Bizim kozmetik piyasasina henüz girmemis olan bu tiras köpükleri sanirim yakinda vitrinlerdeki yerini alir. Kozmetik reyonlarinda yerini aldigi gün, bir denemek gerekir.  Bakalim gerçekten de cilde faydasi var mi? Gerçi ben cilt denilince söyle bir durum düsünme taraftariyim sonuçta cildimizi doktora danismadan ne oldugunu bilmedigimiz ürünlerle tahris edebiliriz. Aslinda bu özeni her konuda göstermekte fayda görüyorum. Eczaneler disinda satilan cilt ürünlerinin güvenirliligi beni tatmin etmiyor. Bir kadinin en degerli hazinesi olan cildine öyle her duydugu ya da buldugu ürünü kullanmasi yanlistir. Ne olursa olsun kullandigimiz ürünleri doktorumuza sormaliyiz. Her kadinin cildi birbirinden farkli olduguna göre herkese göre dogru ürünün adi da degisecektir. Aman diyeyim dikkat! Biz degerliyiz ve önemliyiz kizlar, saglikli günler dilerim.

Marjinallik

Marjinallik, toplumun genelinden ayri, alisilmis kaliplarin disinda düsünmek ve davranmak hatta bunu her ortamda belli etmek demektir. Marjinal insanlarin baskalarindan farkli görünme dürtüsü onlari bazen asiriliga iter. Sokaklarda farkli görünmek adina olmayacak kiyafetlerle gezen insanlarin hepsi bunu marjinal olmak için yapmiyor olabilir. Bu onlarin kendilerini anlatis biçimi ya da özgün olma halleri olabilir.

Dünyada en marjinal insanlar çogunlukla ekmegini toplumda taninma üzerinden kazanan ünlülerdir çünkü onlarin her giydigi her söyledigi baskalari tarafindan taklit edilmeye açiktir. Belki siz de kiyafetleriniz ile degil düsünce tarzinizla marjinal olmayi seviyorsunuzdur yani kimsenin söyleyemedigi yapamadigi seyleri yapmak gibi…

Marjinallik ugruna Adana travestilerinden Özgü, anlasmali terzisine öyle ilginç kiyafetler diktirmis ki görseniz nutkunuz tutulur. Bir baska tanidigim Bursa travestilerinden Azra ise yazin bot ve kislik salla dolasip marjinal olmaya çalismaktadir. Marjinal gibi görünen herkesin bu akima kapilmis kisler oldugunu söylemek imkansizdir. Örnegin narsist denilen kisiler yani kendini herkesten üstün ve degerli görme hastaligina yakalanmis kisilerde baslarda marjinal izlenimi uyandirabilirler.

Bir de Histrionik bozukluk hastaligi var ki, bu durum genellikle çocukluk yaslarinda gereken ilgiyi ve sevgiyi görememis, istedigi her seye zorla sahip olmaya alismis insanlari tanimlar. Iste bu tam olarak bir hastaliktir ve tedavi edilmezse sonuçlari kötü olabilir. Histrionik kisilik bozuklugu bulunan hastalar, dikkatleri üzerine çekmeye çalisan, karsisindakine olumlu ve duygusal izlemin vermeye çalisan, rol yapiyormus gibi görünen, baskalarini etkilemeye çalisan ve bu hareketlerde bulunan kisilerdir. Bu kisiler yetiskinligin ilk dönemlerinde çevresinden onay alma ihtiyacinda olan, dikkat çekmek için farkli davranislar içine giren kisilik bozuklugu gösterir. Narsistlere göre çevresindeki kisilerle olan davranislarina daha fazla dikkat ederler. Daha çok kadinlarda ortaya çikan bu hastalik ileri düzeyde cinselligin bastirildigi hatta kadin gibi davranmaktan vazgeçmeye kadar gidebilir.

Bu hastaliga yakalanan kisiler etraflari tarafindan marjinal ilan edilmis iseler de aslinda durum bu kadar basit degildir. Hastalar gerçek duygularinin farkinda olmadiklarindan her zaman baska bir hayati yasarlar yani rol yaparlar. Bu durumda  olan kisiler hastaliklarini kabul etmedikleri için birilerinin yardimi ile mutlaka bir terapiste gösterilmeli belki de ileri seviyede bir hastalik için ilaç tedavisine baslanmalidir.

Kisacasi her gördügümüz farkli kiyafetli ya da farkli düsünceli insanlari marjinal kavrami içine sokamayiz. Altinda yatan bir hastaligin kesfini ise ancak konusunda uzman doktorlar yapabilir.  Narsistlik ya da Histrionik bozukluk bir hastalik iken marjinallik bir yasam biçimidir. Marjinal günler dilerim.