Kategori arşivi: Avcılar travestileri

Bencil ruhlar

İnsanın yalnız çıkarlarını düşünerek maddi ve manevi kazançlar sağlamaya çalışması bencillik olarak tanımlanabilir. İnsanız sonuçta ve nefsimize hakim olamadığımız bencil, egoist davrandığımız anlar oluyor. Günlük yaşamda bile, kullanılan birçok kelimeden bunların yaşamlarımızı nasıl çepeçevre sardığını, “Ben..” lerin içinde nasıl da kaybolup gittiğimizi görebiliriz. Yeter ki kendimize bakmasını ve görmesini bilelim.“ Ben enayi miyim ki bunca şeyi katlanıyorum? Sabah akşam çalış dur. Hep ver, hep ver ama bize veren yok.” demişizdir bütün travesti bireyler değil mi?z. Ya da uğrunda çok fedakârlık yaptığı bir arkadaşı tarafından terk edilen birisi; “ Bunu bana nasıl yapar? Ben ona her şeyimi vermiştim.” diye şikayet edebilir. Ama hep bir şeyler almak için mi veririz? İşimizde ya da sevgi yaşamımızda hep bir karşılık mı beklememiz gerekir? Sürekli bize mi verilmesini bekliyoruz? Bize verilecek, biz de sadece alacağız? Bu bir ticaretten başka bir şey değildir. Halil Cibran’ın belirttiği gibi “

Sarnıcınız su ile dolu olduğu halde susuzluktan korkmak, en tatmin edilmez susuzluk değil mi?

Dedim ya bencillik insani bir duygu hayvanlarda bitkilerde bencillik olmaz gülün bahar geldiğinde bencil davranıp açmaması düşünülemez bile ama söz konusu insansa ben her şeyi beklerim. Ruhumuz bencillik dolmuş hep ben demekle neyi kast ediyoruz onu bile bilmeden bencil davranıyoruz. Bencilliği bir hastalık olarak niteleyen İstanbul Avcılar travestileri de bu konuda benden farklı düşünmüyorlar. Sanki vermeden aldıkça kesemizi dolduruyoruz oysa doldurduğumuz şey nefsimiz, hırsımız kötülükler ve günahlardan başka bir şey değil. Bizler sadece kendimize karşı mı sorumlu olduğumuzu sanıyoruz? Oysa, insanların birbirleriyle kaynaştığı koskoca bir dünyada yaşıyoruz. Dolayısıyla her birimiz hepimize karşı sorumluyuz. Her birimiz aynı okulu paylaşan öğrencileriz. Hiç kimse diğerinden pek farklı değil. Aramızdaki ayrılıkları yaratan; “Benim anlayışım, benim görüşüm” şeklindeki bireyselliğimiz yani bencilliğimiz, sadece kendimizi düşünmemizden doğan davranışlarımızdır. Verici olmayı bilemeyişimizden kaynaklanan davranışlarımız bizi kötü insanlar olmaya sürüklerken sadece seyretmeyi seçiyoruz. Veren elin alan elden üstün olduğunu bildiğimiz halde içimizden bir ses bize vermek konusunda uyarıyor. Aslında sanırım kandırılmaktan, aldatılmaktan korkuyoruz. Boş verin bu düşünceleri ya ne de olsa en fazla saf derler ama ya verdikçe büyüyen gönül zenginliği her şeye değmez mi? Saygılarımla travesti İclal.