Kategori arşivi: bursa travestileri

Hayvan sever olmak

Hayvan sahiplerinin aşırı sevgilerini gördükçe anlam veremiyor musunuz? Size bu sevgi ve ilgi gösterisi biraz abartılı mı geliyor? O halde bir hayvanın bir insanın hayatında neleri değiştirebileceğinden ve karşılıksız sevginin verdiği o dünyanın en naif duygusundan haberiniz yok demektir. Ben tüm travesti bireylerin hayvan sevgisi olduğuna inanıyorum çünkü insanı seven tüm canlıları da sever. Hayvan dostlarımız hakkında; hastalık taşıyabileceği, saldırgan ve sağının solunun belli olmayacağı ve hatta eksik zekaya sahip oldukları gibi hurafelerin tam karşıtı bilimsel veriler var. Biz onların hayatını kurtarıyor gibi dursak da çoğu zaman onlar bizim hayatımızı kurtarıyor. Gelin bugün hemen bir hayvan sahibi olmanız için çok geçerli diğer nedenlere bakalım. Hayvan beslemek ciddi bir sorumluluk almaktır. Bu sorumluluğu aldığınızda da ister istemez belli bir disiplin dahilinde yaşamaya başlarsınız. Onu düzenli olarak beslemek, gezdirmek ve ona sevgi vermek gereklilikleri nedeniyle hayatınızı otomatik olarak düzene sokarsınız. Eğer hayatımda bir türlü sorumluluk sahibi bir insan olamadım diye yakınıyorsanız bir hayvan dostunuzdan yardım isteyin. Olayı sizin için çözecektir. Evinde beş kedisi iki köpeği olan Bursa travestilerinden Lale onlarsız bir hayatı düşünemediğini söylüyor. Şahsen benim evimde beslediğim bir hayvanım yok ama her hafta sonu gerekli mamaları alıp hayvan barınaklarına gitmeyi ihmal ettim ayrıca sokakta yaşayan tüm canlar benim her gün elimden geldiği kadarıyla onlar su ve mama koyarım beni görünce gözlerini içi parlayan bir kedi var ki sanki beni anlıyor. Sanırım ben de onu anlıyorum beni sahiplen diyor sanki bana. Hayvanlar doğalarının gereği olarak durmadan hareket halindedir. Siz ise doğanızdan koptuğunuzdan daha az hareketlisiniz. Bu nedenle bir hayvanı arkadaş edindiğinizde ona ayak uydurmak bahanesiyle daha aktif biri haline gelirsiniz. Bu düzenli hareket durumu da sizi daha sağlıklı bir insan haline getirir. Hayvan sahipleri ister istemez sosyalleşir. Özellikle bir köpek sahibiyseniz gün içerisinde köpeğinizi gezdirirken başka bir köpek sahibiyle karşılaşmamanız ve sohbete başlamamanız mümkün değildir. Yaratılmış tüm canlıların içinde en özgür olanı insandır ve hepimiz diğerlerinden sorumluyuz. Sevgiyle kalın İclal.

Spor yaparken sağlığınızdan olmayın

Spor yapmak sanıldığı kadar basit bir iş değildir. Sağlıklı olayım derken var olan sağlığınızdan da olmayın! Profesyonel bir sporcu değilseniz ve spora yeni başladıysanız uzman yardımı olmadan yapacağınız hareketler fiziksel olarak size zarar verebilir. Spor salonlarında her gün kalp krizi geçiren insanların haberlerini okuyoruz. Üstelik sadece spor salonlarında değil eline bir pilates topu alan evinde kendi başına spor yapmaya başladı. Oysa spor illa bir uzman gözetiminde yapılmalı. Spor salonlarına giden travesti bireyler orada hiç hazır bekletilen doktor ya da sağlık uzmanına rastladınız mı? Ben gittiğim hiçbir spor salonunda görmedim. Ama bu büyük eksiklik bence sağlık riske atılmamalı. Ham bir vücutla spor yaparken aniden kasılmalar ya da daha riskli sağlık sorunları karşımıza çıkabilir. Spor yapmak kişinin fiziksel yapısına olduğu gibi psikolojisine de etki eden bir aktivite ve bilinçsizce yapılması olumsuz sonuçlar da doğurabiliyor. Bilinçsizce yapacağınız bir hareket omurganız için negatif sonuçlar doğurarak kalıcı hasarlar bırakabilir. Kronik bel ağrısı, sırt ağrısı çekenler yasak hareketler denilen hareketleri yapmaktan kaçınmalılar ama bunların neler olduğunu sadece uzman birinden öğrenebilirsiniz. Antalya travestilerinden Derya spor yaparken ayak bileğini incitmiş bir haftadır evden dışarı çıkamıyor. Aynı şekilde Adana ve Bursa’dan travesti dostlarımda aynı sıkıntıyı yaşamışlar. Pilates vücudun esnemesi ve omurga için sağlıklı bir spor. Ancak pilatesin kesinlikle uzman ile yapılmasını söylüyorlar. Çünkü hareketler sırasında omurganın nötral aksının korunması büyük önem taşıyor. Hareketlerin doğru yapılmaması belin zorlanmasına, aşırı yüklenmesine bunun sonucunda ise kalıcı rahatsızlıklara neden olabiliyor. Özellikle mat pilateste sakatlanma riski çok yüksek. Eğer vücudunuzun alt yapısı yoksa yaptığınız bazı hareketler ömür boyu sürecek sakatlanmalara neden olabilir. Evde pilates yaparken omurga sağlığı için kullanılan malzemelere de özellikle dikkat edilmesi gerekiyor. Spora yeni başlayanlar ve çok ara vermiş olanlar egzersizin şiddetini, sıklığını ve süresini ilk başlarda çok düşük tutmalı, yavaş yavaş artırarak gitmeli. Farklı bir egzersize geçerken de yeni yapılacak egzersize alışıncaya kadar dikkatli olmalı. Eğer bu konulara dikkat edemiyorsanız lütfen evde spor yapmayın. Sağlıklı günler dilerim travesti İclal.

Doğduğunuz günü biliyor musunuz?

Sizlere doğum gününüzü soranlara şimdiye kadar hep tarih olarak bir rakam verdiniz hiç haftanın hangi günü doğduğunuzu söylemediniz.

Ama şimdi Hint astrolojisi ile öğrendik ki asıl önemli olan tarih değil haftanın hangi günü doğduğumuz imiş. Yani mesela ben travesti iclal hangi gün doğdun diye soran olursa Perşembe diyorum.Benim gibi Perşembe günü doğan Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Sakarya ve diğer sayamadığım illerde yaşayan travestiler için Perşembe gününün kişiliğimizi nasıl şekillendirdiğini Astrolojiden yararlanarak anlatmaya çalışacağım.Perşembe günü Jüpiter günüdür. Dini veya ruhsal çalışma yapmak adına bugün çok uygundur. Yoga, meditasyon, astroloji çalışmaları, ruhsal konular, dini toplantılar ve araştırmalar, eğitim konuları, seyahat ve benzeri planlamalar veya başlangıçlar adına Perşembe günü uygun etkiler barındırır. Ayrıca çocuklarla ilgili çözmeniz gereken işleri Perşembe günü ele alabilirsiniz. Eğer eğitim benzeri bir işe bağlayacaksınız, kişisel gelişim, astroloji ve benzeri konularda bir başlangıç yapacaksanız, Perşembe uygun bir gündür. Bugünü aşırı aktif ve agresyon içinde geçirmemeye bakın. Ruhsal konular veya daha zarif sakin işleri bugüne denk getirmeye, araştırma yapmaya ayırmaya gayret edin. Bugünün rengi sarıdır. Perşembe günü sarı aksesuarlar, takılar veya giysiler günün Jüpiter enerjisini daha da vurgulu yapacaktır. Ruhsal gelişime, dini konulara, spritüal alanlara doğal meraklarınız olabilir. Eğitim ve öğrenim sizin için önemlidir. Güler yüzlü, mutlu veya çevrenize dönük biri olarak bilinirsiniz. Paylaşmayı seversiniz, canlılara merhametlisinizdir. Bilgi ve öğrenmek, hayatı paylaşmak sizin için önemlidir. Çevrenize yardım eden, yol gösteren bir misyonunuz olabilir. Ruhsal alanlara doğuştan eğilimini vardır. Şimdi bakın bakalım bu saydıklarımız sizlere uyuyor mu? Uymuyorsa yükselen gün var mı bilmiyorum ama herhalde sizin yükselen gününüz başkadır diyebilirim. Gelelim Cuma günü doğan diğer travesti bireylerin astrolojisine, Cuma Günü Doğanlar sosyal, keyfine düşkün, rahat yaşamayı seven, duygusal hayatına önem veren insanlardır. Geniş bir arkadaş çevreleri olabilir. Güzel arabalar, evler, çevrelerinde güzellikler görmek ilgilerini çeker veya onları mutlu eder. Kendileri ile barışıktırlar. Stresi, kavgayı, sorunları sevmezler. Gergin ortamlardan hiç hoşlanmaz, hemen o alandan çıkmak isterler. Her şeyin güzel olmasını isterler. Lükse veya iyi yaşama dönük olabilirler. Sosyal aktiviteler ve arkadaşları onlar için önemlidir. Çevreleri tarafından sevilen, karşı cinsin ilgisini çeken, flört veya ilişkilerini önemseyen bireylerdir.

Kabuğuna çekil

Her insanın kendini güvende hissetmediği ve kabuğuna çekilerek kendini daha güvende hissetmeyi arzuladığı zamanlar vardır. Kendi güvenlik çemberini oluşturarak tehlikeyi savuşturmak için zaman kazanmaya çalışır insanlar. Bu bana sürekli tehlike anında kabuğuna çekilen bir hayvan olan kaplumbağayı hatırlatır. Çok sert ve de kemiksi bir kabuğun içinde yaşayan, ağır yürüyüşlü bir sürüngendir kaplumbağa. Oldukça sağlam bir kabuğa sahiptir. Kabuk, onun kendini güvende hissetmesini sağlayan en önemli uzvudur. Ama hayatımızı bir kaplumbağa gibi sürdürmemiz imkansızdır. Mutlaka dış dünyaya başımızı çıkarmak zorundayız. Kabuğuna çekilmek, yeri geldiği zaman yeterli dozda gerçekleştirilmesi gereken bir durumdur fakat dozunu aşan durumlar kişiliği tehdit eden bir niteliğe sahiptir. Bu nedenle kişinin ne zaman, ne için ve de ne düzeyde geri çekilmesi gerektiğini bilmesi o kişinin kendisi için fark etmesi gereken önemli bilgilerdendir. Başına kötü bir olay geldiğinde kabuğuna çekilmek biraz yalnız kalmak isteyebilirsin. Ama dediğim gibi bu durumu fazla abartmamak gerekir. Kabuğuna çekilerek dünyadan kendini soyutlamak bir tercihtir ama sonucuna katlanılması gereken bir tercihtir. Şimdi sen hayat senin planladığın gibi gitmiyor diye evine mi kapanacaksın yani o güzel travesti bireylerle görüşmeyi mi keseceksin yok canım o kadar da kaplumbağa olduğunu sanmıyorum. Eminim aslında istediğin de bu değil zaten sosyal ve aranan bir insan olmak için can atıyorsun ne olmuş kalbin biraz kırılmışsa hadi sen güçlüsün. Antalya, Bursa, Sakarya travestileri, Diyarbakır travestileri yanlış mıyım? Siz de gerçekten acıyı içine gömüp yeni bir deftere sil baştan başlayacak cesaret var. Sadece biraz zamana ihtiyaç duyuyorsunuz o kadar. Bu bir tercih ya da mecburiyet değil ne zaman ne kadar kabuğa çekilmen gerektiğine sen karar vereceksin ama dediğim gibi sakın dozunu kaçırma yoksa bir gün kendine ben ne zaman böyle bir insan oldum demek zorunda kalırsın. Etrafında neler olup bittiği sadece bir süreliğine umurunda olmasın sonrasında bize katılmana ve bizimle olmana ihtiyacımız var tıpkı senin bize ihtiyacın olduğu gibi. Pencerenden baktığında gördüklerine sen karar ver. Sevgilerimle travesti iclal.

İzin verme

İnsanlar hep kan kaybından ölmezmiş, bazen de can kaybından ölür insan. Seksen yaşına geldiğini zannettiğin kişi yirmisinde ölmüştür de bedeni gezer bu dünyada oysa sen onun yaşadığını varsayarsın. Ruhun kanadığında kan damarlarından değil, gözyaşlarından yağmur olur akar bırak silme gözyaşını yaraya tuz basma.

Sen kendine yaparsın en büyük kötülüğü yoksa sen istemedikçe başkaları senin kılına bile dokunamaz. Hiçbir insan size kendinizi kötü hissettiremez siz izin vermedikçe. Siz onun söylediklerinde bir gerçeklik payı bulmadıkça. Sizin zaten kendinizi kötü hissettiren bir yanınız vardır ve o sadece size bu yanınızı gösterir. O halde imzalama izin belgesini kendin için eziyet etmeyi bırak artık. İçini acıtan ne varsa senden çıkmıştır yoksa suçluyu dışarıda aramaya kalkmazdın. Sen kendini küçük gördükçe, beğenmedikçe zayıf yönlerini ortaya çıkarma çabası içine girdikçe senin yaralarını kaşımak için sırada bekleyenler olacaktır. Hiç kimse sizi üzemez, sizi kıramaz, sizi aşağılayamaz, sizi ucuz hissettiremez. Her ne ise o siz zaten hissediyorsunuzdur ve o sadece o hissinizi tetikleyen olabilir siz izin verdiğiniz için. Aynaya doğru bir seyahat yapın şimdi olduğunuz yerde. Tam karşısına geçin ve tam da gözlerinizin içine bakın. Ve sorun o karşınızda tüm muazzamlığıyla duran aynadaki görüntüye… Sorun ona, neden izin vermişsiniz bu düşüşe? Neden korkmuşsunuz, neden çekinmiş, neden eksiltmeyi seçmişsiniz o gücü ve neden yaşamasına izin vermişsiniz o kötü dediğiniz tüm deneyimleri. Karşınızda duran tek yalan söylemeyecek kişi size. Aynada gördüğünüz gerçek size sizin bile bilmediğiniz sırlarınızı fısıldarken, arada kendine güven beni artık örseleme diye bağırıyor. Bırak varsa bir eksin onlar bulsun seni suçlamak için, sen onlara ön ayak olma. Kendini dev aynasında görme tabi ama kendinle yüzleşecek kadar da cesur ol. Ben bunları sadece senin için değil bu yazıyı okuyan tüm travesti bireyler için yazıyorum. Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa diye de ayırmıyorum varsa içinizde kendine eziyet eden zaten onlar kendilerini hemen anlayacaklardır. Değerli olmasaydın bir kere dünyaya insan olarak gelmezdin. İnsansan sen yaratılmışların en mükemmelisin. Yaradanın özendiğine sen ne hakla kusur buluyorsun. Sevgilerimle travesti  İclal.

Korkularımız

Hepimizin korkuları vardır. Bu korkular bazen bizi yapacağımız şeylerden alıkoyar bazen ise gözü kara davranarak korkularımızın üstüne gitmemizi sağlar.

Bir Hint masalına göre, kedi korkusu ile devamlı endişe içinde yasayan bir fare vardır. Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür. Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya baslar. Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürür. Ve der ki, ‘Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardım edemem.’

Eğer içinizde bir farenin cesareti varsa ne yaparsanız yapın korkularınızdan kurtulamazsınız. Öyle bir an gelir ki gerçekten korkmamız normalleşir ama çoğu korkumuz yersiz ve anlamsızdır. Mesela Bursa travestilerinden bir birey yaşadığı panik atak hastalığı yüzünden ölümden korkuyor ve sokağa bile çıkmadan evinde tek başına yaşıyor. Oysa onun bilmediği bir gerçek var. Ne yaparsan yap her canlı bir gün mutlaka ölecek. Ölümden kaçman imkansızken neden korkasın ki?

Başka bir travesti birey başarısız olmaktan, küçük düşmekten korkuyor ve toplum içinde fazla konuşmamaya çalışıyor. Onun bilmediği ise her insanın hata yapabileceği gerçeğinden başka bir şey değil. Bu dünyada korktuğun hiçbir şeyin senden daha büyük ve önemli olmadığını keşfettiğin gün aslan yürekli olursun yoksa hayatının sonuna kadar fare yüreği ile gezmek ve onunla birlikte gömülmek zorunda kalabilirsin. Şimdi bir karar ver. Hayatı aslan gibi mi yoksa bir fare gibi delikten deliğe saklanarak mı geçirecek sin? Haklısın korkular öğrenilmiş çaresizlik sonucu oluşuyor ve öyle travesti iclal korkma dedi diye bir anda korkmaktan vazgeçmek kolay değil. Bir de daha anne karnında ailemizden gelen genlerle bize geçen korkularımız var. Mesela köpek korkusu, hastalık korkusu gibi şahsen ben de genlerde geçen korkular için bir şey diyemeyeceğim. Ama sizi hayattan koparan korkular anlamsız ve onları arkanızda bırakıp yeniden özgüvenle sokaklarda yürümek için korkulara veda edin demeye devam edeceğim. Sevgiyle kalın.

Şanslı

Bazılarımız her zaman şanslıyken, bazı insanlar şansın yüzlerine hiç gülmemiş olmamasından şikayet ederler. Bundan yaklaşık on yıl önce bir psikolog bu konuda çalışmalar yapmış ve nedenini bulduğunu iddia ediyor. Çalışmasına başlamadan önce gazeteye ilan verip, şanslı ya da şanssız hisseden insanların kendisi ile irtibata geçmelerini istemiş. Bu davete icabet eden yüzlerce insan üzerinde çalışan psikolog şu sonuçlara ulaşmış.

Şanslı insanlar, daha rahat ve açıktırlar. Dolayısıyla, yalnızca aradıklarını değil, orada ne olduğunu da görürler. Önlerine çıkan fırsatları bir şekilde hep kaçıran insanlar ise mükemmeli ararken önlerindeki fırsatları görmeye zaman bulamazlar. Şanslı insanlar, dört ilke sayesinde şanslarını yaratırlar:

Şans fırsatlarını yaratma ve fark etme konusunda beceriklidirler, sezgilerini dinleyerek şanslı kararlar verebilirler, olumlu beklentiler sayesinde doğru çıkan tahminlerde bulunurlar. Şanssızlığı şansa dönüştüren esnek bir yaklaşım benimserler. Siz de şansız olduğunu düşünüyorsanız olaylara olumlu yaklaşmayı nötr olmayı deneyin. Mesela Bursa travestilerinden bir birey hayatı boyunca hep kötümser düşündüğü olayların kötü sonuçlar doğurduğunu fark etmiş ve bunu yakın bir travesti arkadaşıyla paylaşmış. Sonrasında normalde olması ihtimal dahilinde olmayan bir iş için fazlaca olumlu düşünmeye ve olayın mutlaka olumlu sonuçlanacağını düşünmeye bu olaya odaklanmaya başlamış ve mucize işte o zaman gerçekleşmiş. İnanmayacaksınız ama olmaz denilen iş olmuş. Yani aslında inanmak ve olumlu düşünmek şanslı olmak için tek başına yeterli bir kavram.

Şanslı olmak için; İçsel sezgilerinizi dinleyin; normalde doğru çıkarlar. Yeni deneyimlere ve normal rutininizi bozmaya açık olun. Her gün birkaç dakikanızı iyi giden şeyleri hatırlayarak geçirin. Önemli bir toplantı ya da telefon görüşmesi öncesinde kendinizi şanslı olarak hayal edin. Şans denilen kavram çoğu zaman doğru çıkan bir tahminden öte bir şey değildir. Özellikle baştan kaybetmeyi hedefleyen insanların şanslı olması neredeyse imkansızdır.  İnsanlar, neden şanslı ya da şanssız olduklarını tam olarak bilemeseler de düşünceleri ve davranışları, bu durumu büyük ölçüde açıklıyor. Ben şansız olduğum durumlar için bile kötü düşünmem hayırlısı böyleymiş der geçerim asla bunu şanslığa yormam. Bir laf var hani nasıl düşünürsen öyle olur diye siz de her olayda iyi düşüncelere sahip olun. Sevgilerimle travesti İclal.

Hayati yakala

 Ne anlamsiz cümleler kuruyoruz bazen örnegin hayati yakalamak, ani yasamak gibi oysa hayat bizim elimizde degil ki. Biz sadece dünya üzerinde kendine biçilen rolleri üstlenen piyonlariz ve oyun bittiginde bir kutunun içinde sah ve vezir ile birlikte bir sonraki oyunu bekleyecegiz. Bir de yüreginin götürdügü yere git sözü var ki bu da bana oldukça anlamsiz geliyor. Nasil yani dediginizi duyuyor gibiyim açiklayayim; siz hiç yüreginizin götürdügü yerlere gidebildiniz mi? Kolay bir sey mi ki bu dedigim. Üstelik bu kadar çok yargilayan, sorgulayan insanlarin arasinda imkansiz gibi geliyor bana. Sonra hayat bir gün o da bugün diyenler bu cümleleri sosyal medyada temcit pilavi gibi önümüze sürenler adeta gözümüze sokanlar, hayatinizin son günü olmadiktan sonra bugünün hayat olmasinin ne önemi var ki, ah ne yapalim yani insanlarin ne dedigini umursamadan ama sonrasinda dislanmis olarak mi yasayalim. Hos zaten biz travestiler onlarin istedikleri gibi yasasak da dislaniyoruz diyenler var bir de, dogrudur dislaniyoruz hem de ne dislanma ne yapsak bazilarinin gözüne batiyor. Bize hummaliymis gibi davranan homofobik insanlarla bir arada yasamak zorunda birakiliyoruz. Kader demek bazen bana çok az geliyor kaderin ötesinde bir seyler var söyleyemedigim.

Her neyse hayati yakalamak konusunda fazla istekli olmayan Bursa travestilerinden bir arkadasimin sürekli tekrarladigi bir laf var. “Agzimizla kus tutsak bu insanlarin gözüne girmeyiz” diye ben de ona bu konuda katiliyorum önyargilar insanda bir kere oturmussa maalesef degismiyor. Hayati bos kaygilarla geçirmek yerine anlamli ve güzel yasamak denilse oldukça anlamli olabilir ama kafana göre takilmak olursa is iste orada durmak lazim. Gittiginiz yol yanlissa yüreginizin götürdügü yere gitmenin anlami yoktur. , ‘Henüz vakit varken tomurcuklarini topla/ Zaman hala uçup gidiyor/ Ve bugün gülümseyen bu çiçek yarin ölmüs olacak. Bu benim hayati yakalamak ile ilgili en sevdigim sözlerden biridir. Insana önemli olanin zaman oldugunu ve farkina varmadan uçup gittigini çok güzel hatirlatiyor. “Carpe diem” yani Türkçesi hayati yakalayin.Saygilarimla.

Erkeklerinin Kabak Tadi Veren Cümleleri

Biz bu erkeleri yola getirene kadar sanirim dünyanin sonu gelecek tam iste adam oldular galiba diyoruz yok nerede? hep ayni anlamsiz bakislar, ayni soguk cümleler ve her zaman ayni sorulara hepsinden anlasmislar gibi anlamsiz cevaplar.

Anlamsiz diyorum çünkü maalesef erkekler biz kadinlar kadar ince düsünceli narin yapili yaratiklar olamiyorlar. Yeni bir iliskiye basliyorsunuz her sey harika giderken, siz bir adim ileriye götürmek için iliskiyi çabaliyor didiniyorsunuz onlar hayatim akisina birakalim bu kadar kasmaya gerek yok diyorlar.

Bir de tabi kadinlar hakkinda yanlis algilari yikmakta zorlaniyoruz genellikle erkekler kadinlara para düskünü, gezme meraklisi olarak bakarken biz onlara hayatimizin gerçek anlamlari olarak bakiyoruz. Daha yeni Bursa travestilerinden Bade, alti yillik beraberliginden ardindan adamin birlikte yasamaya hazir degilim cevabini almis. Iyi de kardesim adama sorarlar alti yildir aklin neredeydi?

Isler kendi istedikleri noktaya gelene kadar, gözüm senden baskasini görmüyor diyen bu adamlar is ciddiye binince birden bire ben daha dünyayi görecektim. Biraz ara mi versek gibi laflar etmeye basliyorlar. Bu erkeklerin bir kadinla ömür geçirme fikrine neden bu kadar soguk olduklarini anlamis degilim. Bir de klasik ayrilik cümleleri var ki evlere senlik neymis efendim biz daha iyisine layikmisiz. Ya ben de diyorum biz kadinlar daha iyilerine kayigiz diye ama maalesef sizden baska karsi cins yok olsa hiç düsünmeden onlarin kollarina atlariz yani. Kisacasi bu bayat kelimeler ve cümleler kabak tadi vermeye basladi. Biraz kendinizi gelistirip hiç degilse farkli cümleler kurmaya çalissaniz.

Tam bir konuda hakli oldugunuzu ispatlarsiniz lafi agziniza tikayip, tamam haklisin derler, çogunlukla cevap vermek yerine kisa bir ingilizce kelime ile okey diye konuyu keserler. Biz sizinle ne zaman adam gibi anlasmaya baslayacagiz. erkekleri anlama sanati ile ilgili bir yigin kitap okuyan travesti Buse bile onlarin hakkindan gelemedikten sonra bizim daha çok firin ekmek yememiz lazim geliyor.

Evet askim ben de seni üzmek istemem ama sen beni anlamiyorsun. Galiba son söylenecek sözü basta söyleyerek kendimizi korumaya almamiz gerekiyor. Dogru degil mi kizlar? Hadi bye.

Erkekler ve kankalari

Erkeklerin ikiz kardesleri sayilan kankalari iyidir hostur ama tabi kankalari kendilerinden habersiz sevgili yapincaya kadar. Yeni bir sevgili edinen kanka eskisi gibi hali saha maçlarina gelemez aksamlari sabaha kadar bar bar gezip dagitamaz ve en önemlisi kankasina yeterince vakit ayiramaz. Bu yüzden olsa gerek kankalariniz çoksa ve sevgilinizile tartisma yasayip ayrilma noktasina gelmisseniz yandiniz demektir. Artik o iliskinin üzerine bir bardak su içip, kankalariniza vakit ayirma vakti gelmistir. Kankalariniz sizi o kadar çok severler ki, ayrildiginiz sevgiliniz ile ilgili siz daha lep demeden leblebiyi agizlarindan çikariverirler. Neler olmaz ki bu söylemlerin içinde, “yok kankam o kadin sana yaramazdi biz sen üzülürsün diye bastan söylemedik, kanka kadin seni ikinci siraya koymus meger baska sevgilisi de varmis.” Gibi olmayacak laflarla sizi bu iliskiden öyle bir soguturlar ki, aklinizi basiniza alip biz neden kavga ettik, neden ayriliyoruz diye kendinize sormaya vakit bulamazsiniz. Artik koro halinde konusan arkadas grubunuz size eski sevgiliniz hakkinda daha önce hiç bilmediginiz aklinizin ucuna dahi gelmeyecek hikayeler uydurur ve siz de hepsini yer oturursunuz. Ne oldu ayrildiniz ve onu aramaya özür dilemeye firsat bulamadiniz bile. Zaten kankalariniz aman önce sen arama, naz yapiyor o seni mutlaka arar dememis miydi?  Sana geri dönecek, ayaklarina kapanacak diyenler de olmustu ama bak simdi hepsi kayboldu tek basina bir koltukta kara kara düsünen sen oldun. Oysa daha düne kadar onunla el ele kol kola oturuyordun o koltukta, gülüsmeler, oynasmalar esliginde ask filmleri izliyordun. Bundan sonra macera ve aksiyona devam merak etme yalniz kalmazsin kankalarin bitiverir dibinde.Bursa travestilerinden bir arkadasin dedigi gibi kendi kafasiyla is yapmayan baskasinin kafasiyla çok yol gidemez. Simdi senin o dostlarin, kankalarin seni her istedikleri yere sürükler dururlar. Sabahlara kadar dagitirsiniz. Sevgilin  bu arada yeni birini bulmus mudur, beni unutmus mudur? diye düsünüyorsan bos ver be kafa yormaya gerek yok. Ne demis ti kankan  “kadinlar kolay unutmaz geri dönersen hemen yelkenleri suya indiriverirler. Içlerinde bir çiçege tav olmayani yoktur.” Pisik avucunu yalarsin. Geçmis olsun, bu saatten sonra baska kapiya.