Kategori arşivi: istanbul travestileri

Biyolojik saat

Gün yirmi dört saat biz bu yirmi dört saatte defalarca değişiyoruz. Ruh halimiz vücut ısımız sürekli değişime uğrar. Biyologlar, doktorlar ve farmakologlar bu olağanüstü duruma “kronobiyoloji” adını veriyorlar. Altıda Kortizonun salgılanmasıyla organizma uyanıyor. Bu uyanma vücut için yavaş yavaş kalkmaya hazırlanma işaretidir. Metabolizma hareketlenir ve günün işleri için enerji ve protein hizmete hazır olur. Sabahın erken saatinde diyelim ki yedide vücut hala zayıf bir safhadadır. Bu nedenle bu saatte spor yapmaktan kaçının. Çünkü kalbe ve dolaşıma gereksiz yüklenmiş olursunuz. Spor yerine güzel bir kahvaltı edin, çünkü sindirim organları bu saatte iyi çalışır. Karbonhidratlar bizim için yararlı olacak enerjiye çevrilir. Saat sekizi gösterdiğinde bu saat cinsel yaşamınız için en iyi zamandır. Çünkü bezler fazla miktarda hormon salgılarlar. Romatizması olanlar uzuvlarındaki ağrıyı gün boyu daha kuvvetli hissederler. Sigara tiryakileri için de durum farklı değildir. Kahvaltı sigarası damarları her zamankinden daha fazla daraltır. Sabah sekizi mutlaka değerlendirin atlamayın en dinç olduğumuz saat budur. Siz de travesti bireyler gece geç yattığınızda bile erken kalkmaya çalışın. Dokuz olduğunda vücudun dinç, kuvvetli olduğu saattir. Herhangi bir hastalık için iğne olacaksanız bu en doğru zamandır. İğnenin ateş ve şişme gibi yan etkileri ender olarak görülür, vücudumuz röntgen ışınlarına karşı daha dirençlidir. Hastaneye randevu alacağı zaman hep bu saati seçen İstanbul travestilerinden Billur dokuzun uğuruna inanıyor. Saat öğleye yaklaşıyor ve on oldu. Organizma şimdi faaliyete, harekete hazır durumdadır. Fazla enerjiktir, vücut en yüksek ısısına ulaşmıştır, verimliliğimiz en üst düzeydedir. ‘Kısa süreli bellek’ iyi durumdadır. İnsan yaratıcı ve dinamik olur. Ancak dikkat edilecek noktaya gelince; saat on ile on iki arası enfarktüs olaylarına sık rastlanır. Öğle vakti on iki de vücudun dinlenmeye ihtiyacı vardır. Dikkat azalır ve insani uyku basar. Midedeki asit miktarı fazlalaşır (Hatta bir şey yemesek bile) Beyindeki kan akımı azalır. Çünkü kan sindirim organlarını desteklemesi için mide tarafından kullanılır. Öğle uykusu uyuyabilen kişilerde istatistiklere göre enfarktüse yüzde 30 oranında az rastlanır. Öğleye kadar biyolojik sistem bu şekilde işler buna dikkat edersek sağlıklı bir bünyeye sahip oluruz sağlıklı günler dilerim İclal.

Estetikli olmak ya da olmamak

Kadınların en büyük derdi olan yaşlılık maalesef biz istemesek de zamanla en önce yüzümüzdeki çizgilerle kendini belli etmeye başlıyor.

Yaşlanmanın ilk belirtileri göz çevresinde ortaya çıkıyor. Yaklaşık otuzlu yılların başında göz çevresindeki sıkılıkta bir azalma hissediyorsunuz. Ne oluyor derken yorgun olduğunuz günlerde göz altlarında hafif şişlikler ve mor daireler fark ediyorsunuz. Kazayağı dediğimiz gülmeye bağlı mimik çizgileri beliriyor. Hepimizde vardır herhalde değil mi? Bu kaz ayakları yüzünden gülmekten çekinen travesti bireyler olduğunu biliyorum. Estetik cerrahlarla tanışmak daha korkutucu tekliflere maruz bırakabilir endişesiyle belki de ilk botoksunuzu bir güzellik merkezinde başka birilerine yaptırıyorsunuz. Ve bir kere yaptırınca sanki yaşlanma ile olan sulhunuz bozuluyor; artık karşı cephelerde onunla sürekli mücadeleye girmek zorunda olan bir estetik neferisiniz. Estetikli olmak o kadar da kötü bir durum değil sonuçta önemli olan kendinizi iyi hissetmeniz bu konuda oldukça deneyimli olan İstanbul ve Ankara travestilerinden konu hakkında görüşlerini aldım. Gerekiyorsa çekinmeden yaptırın diyorlar ki ben de aynı görüşü paylaşıyorum. Mutlu hissetmek bir kadının hakkıdır ve bunun için estetik gerekiyorsa yapılacaktır. Bu tür detaylara dikkat ederek yaşlanmayı ve deformasyonu geciktirmek, gereken yerde de estetik yardım almak size daha mutlu ve özgüvenli bir yaşam sağlayabilir. Estetikte amaç 60 yaşında iken genç kız gibi görünmek (ve giyinmek) olmamalıdır. Doğru yaklaşım farkındalık kazanıp önlemler almak ve zamanı geldikçe, biriktirmeden, gereken işlemleri yaptırmaktır. Nasıl altı ayda bir diş temizliği yaptırıyorsak, senede bir kez yüzümüze cilt soyucu bir bakım yaptırmamız da gerekir. Zira yüzümüz de sürekli yıpratıcı dış etkenlere açık kalmaktadır. Ayrıca yaşlanmayla ortaya çıkan olumsuzlukların birbirini tetikleyebileceği de bilinmelidir. Örneğin üst göz kapağı veya kaş düşüklüğünü düzelttirmemek sürekli kaşlarınızı kaldırmanıza ve alında derin çizgiler oluşmasına yol açabilir. Aşırı büyük memelerin veya sarkan bir karnın omurga dengesini bozması da diğer bir örnektir. Nerenizden rahatsız oluyorsanız düzeltirin ama mutlaka bu konuda uzman ellere bırakın kendinizi sağlık konusu oldukça ciddi bir konudur. Sırf daha ucuz diye ne olduğu belli olmayan kuruluşlara güvenmeyin. Sevgilerimle travesti İclal.

Doğduğunuz günü biliyor musunuz?

Sizlere doğum gününüzü soranlara şimdiye kadar hep tarih olarak bir rakam verdiniz hiç haftanın hangi günü doğduğunuzu söylemediniz.

Ama şimdi Hint astrolojisi ile öğrendik ki asıl önemli olan tarih değil haftanın hangi günü doğduğumuz imiş. Yani mesela ben travesti iclal hangi gün doğdun diye soran olursa Perşembe diyorum.Benim gibi Perşembe günü doğan Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Sakarya ve diğer sayamadığım illerde yaşayan travestiler için Perşembe gününün kişiliğimizi nasıl şekillendirdiğini Astrolojiden yararlanarak anlatmaya çalışacağım.Perşembe günü Jüpiter günüdür. Dini veya ruhsal çalışma yapmak adına bugün çok uygundur. Yoga, meditasyon, astroloji çalışmaları, ruhsal konular, dini toplantılar ve araştırmalar, eğitim konuları, seyahat ve benzeri planlamalar veya başlangıçlar adına Perşembe günü uygun etkiler barındırır. Ayrıca çocuklarla ilgili çözmeniz gereken işleri Perşembe günü ele alabilirsiniz. Eğer eğitim benzeri bir işe bağlayacaksınız, kişisel gelişim, astroloji ve benzeri konularda bir başlangıç yapacaksanız, Perşembe uygun bir gündür. Bugünü aşırı aktif ve agresyon içinde geçirmemeye bakın. Ruhsal konular veya daha zarif sakin işleri bugüne denk getirmeye, araştırma yapmaya ayırmaya gayret edin. Bugünün rengi sarıdır. Perşembe günü sarı aksesuarlar, takılar veya giysiler günün Jüpiter enerjisini daha da vurgulu yapacaktır. Ruhsal gelişime, dini konulara, spritüal alanlara doğal meraklarınız olabilir. Eğitim ve öğrenim sizin için önemlidir. Güler yüzlü, mutlu veya çevrenize dönük biri olarak bilinirsiniz. Paylaşmayı seversiniz, canlılara merhametlisinizdir. Bilgi ve öğrenmek, hayatı paylaşmak sizin için önemlidir. Çevrenize yardım eden, yol gösteren bir misyonunuz olabilir. Ruhsal alanlara doğuştan eğilimini vardır. Şimdi bakın bakalım bu saydıklarımız sizlere uyuyor mu? Uymuyorsa yükselen gün var mı bilmiyorum ama herhalde sizin yükselen gününüz başkadır diyebilirim. Gelelim Cuma günü doğan diğer travesti bireylerin astrolojisine, Cuma Günü Doğanlar sosyal, keyfine düşkün, rahat yaşamayı seven, duygusal hayatına önem veren insanlardır. Geniş bir arkadaş çevreleri olabilir. Güzel arabalar, evler, çevrelerinde güzellikler görmek ilgilerini çeker veya onları mutlu eder. Kendileri ile barışıktırlar. Stresi, kavgayı, sorunları sevmezler. Gergin ortamlardan hiç hoşlanmaz, hemen o alandan çıkmak isterler. Her şeyin güzel olmasını isterler. Lükse veya iyi yaşama dönük olabilirler. Sosyal aktiviteler ve arkadaşları onlar için önemlidir. Çevreleri tarafından sevilen, karşı cinsin ilgisini çeken, flört veya ilişkilerini önemseyen bireylerdir.

Aramızdaki yabancı

Hepimizin yalnız kalmaya ihtiyacı var. Fakat bu neredeyse imkansız neden mi? Çünkü elimizde sürekli bizi takip eden dürten, hadi diyen bir aygıt var. Artık hiçbirimiz, iki kişiyken baş başa değiliz. En önemli, en mahrem bir konuyu konuşurken bile elimizde telefon, her an gelen sinyal sesleri… Uzun bir cümleyi tamamlamamız bile imkansız hale geldi. Sevgilinle baş başa özel bir gün kutladın ama aslında baş başa değildiniz çünkü senin gözün sürekli olarak telefonuna gelen bildirimlerde takılıydı. Sürekli İstanbul travestilerinden A.. sevgilisiyle hangi mekanda ne yapıyor onu takip ediyordun. Oysa senin de çok özel bir anındı ve sevdiğin adamın söylediği pek çok güzel sözü gözün telefonda olduğundan duymadın. Haksız mıyım? Hepimiz böyle yapmıyor muyuz? Aramıza cep telefonları girmedi mi? Toplantı yaparken, önemli bir iş konuşurken, özel hayatımızla ilgili bir şey paylaşırken hatta kavga ederken bile yanımızda birileri var. Telefon öyle bir hale gelmiş ki, şarjı bittiği zaman insanlar paniğe kapılıyor, ilacını evde unutmuş biri gibi elleri titriyor. Bu nedenle artık lokantalarda bile masaya şarj cihazı getiriliyor. 1-2 mesaj atan, yanıt alamazsa, ‘Neredesin, sana ulaşamıyorum, merak ettim’ diye strese giriyor. Hiç kimseyle konuşmasak bile, alakasız insanların paylaştığı resimleri, bilgileri, haberleri inceliyoruz. Telefon yanında değilse kişiliğin bile zor duruma giriyormuş gibi davranıyorsun. Şimdi bu yazdıklarımdan ötürü kızan travesti bireyler varsa onlara önce kendilerini sorgulamalarını sonra bana saldırmalarını öneriyorum. Hadi yarın telefonunu evde bırakıp dışarı çık bakalım ne hissedeceksin. Bu telefonlar icat olmadan haberleşmiyor muyduk anlamadım. Sanki dünyaya gelirken yanımızda cep telefonlarımız vardı. Instagram’ı inceliyor, WhatsApp mesajlarına bakıyor. Tam bir şey konuşurken yarım bırakıp facebook mesajlarına göz atıyoruz. Sadece bizim ülkemizde değil dünyanın her yerinde durum aynı. Özellikle gençler çıldırmış durumda banklarda kalabalık gruplar halinde oturup tek kelime konuşmadan birlikte vakit geçirmeye çalışıyorlar. Oysa tren çoktan kaçmış hepimiz asosyal bireyler olmuşuz. Trafikte araba kullanırken bile mesaj yazan bir milletiz. Hani o anda internete girmesek trilyonlar kaybedecek bir borsacı olsak anlayacağım. Biraz kendimize vakit ayıralım bırakalım o telefonları elimizden yoksa çok geç olacak. Sevgilerimle travesti İclal.

Kozmetik dünyası

Moda ve kozmetik dünyası hızla değişiyor. Zamana ayak uydurmak için sürekli moda dergilerini ya da sokakları takip etmek zorundayız.

Kadınların dünyasında ise sürekli estetik yenilikler ortaya çıkıyor. ? Gelecek yıl hangi yöntemler in hangileri out olacak? Biz kadınlar güzelleşmek isterken hangi yöntemleri tercih etmeliyiz? Soruların ardı arkası gelmiyor. Son birkaç yıldır, botoks uygulamasından sonra en sık duyduğumuz ikinci uygulama kök hücre uygulaması oldu. Hepimiz belki okuduklarımızdan, belki gördüklerimizden yola çıkarak bu yeni yöntem hakkında az ya da çok bilgi edindik. Özellikle travesti bireylerin takip ettiği estetik uygulamalarda son yenilikler için yazımı okumaya devam etmelisiniz. Estetikteki en önemli gelişmelerden biri kök hücre uygulamaları olup, günümüzde estetik cerrahide kök hücre içeren yağ enjeksiyonları hem yüze hacim kazandırarak yüz germe ameliyatlarında hem de meme büyütme ameliyatlarında yağ ile meme büyütmede ön plana geçecek. Bunların dışında özellikle yağ ve kemik iliği kaynaklı kök hücre uygulamaları ile cilt yenilenmesinin sağlanması daha fazla tercih edilmeye başlanacak. Yalnız şunu hatırlatmakta fayda var ki günümüzde kök hücre olarak tanıtılan PRP ve Fibrocell ya da Gençlik Aşısı uygulamalarının kök hücre ile hiçbir ilişkisi yok. Sakın yanlış bir uygulama yaptırarak sağlığınızı tehlikeye attırmayın. Kendi vücudunuzdan alınan kök hücreler ne kadar genç yaşta alınırsa o hücreler o kadar genç olacağı için onarım yetenekleri de o kadar iyi oluyor. Bu konuda çok yakın zamanda kök hücre bankalarının çoğalacağı kanısındayım. Hatta şimdiden kök hücre saklatan Antalya, Alanya, Balıkesir ve İstanbul travestilerinden tanıdıklarım var. Belki siz de bu yola başvurmayı düşünebilirsiniz. İnsanı nelerin beklediği belli olmaz. Kişiye özel antiaging ön planda Genetikte gelinen son nokta itibarıyla insanların gelecekte ne tür hastalıklarla karşılaşabileceğinin önceden bilinmesi imkanı verilmesi hem hastalıkların oluşmasını engellemek açısından önemli fayda sağlıyor hem de buna paralel olarak yaşamın uzaması antiaging’i daha önemli bir noktaya taşıyor. Dolayısıyla, hastaların genetik tanı ile sağlık alanında geleceğinin bilinebilmesi ve ona göre planlanması, kişiye özel tıp alanını geliştirirken yaşlanmanın önlenmesi ya da geciktirilmesi yönündeki tedavileri ön plana çıkarıyor. Güzel günler ve bir ömür geçirmenizi dilerim travesti iclal.

Polisiye romandan fırladık

Sokaklar uzun paltolu ve şapkalı insanlarla dolmaya başladı. Anladığım kadarıyla bu yılın trendi özel dedektif olmak. Bizim ülkemizde olmamasına rağmen hemen hemen hepimiz Amerikan filmlerinde bu şekilde giyinen özel dedektifleri seyretmiş kıyafetlerine hayretle bakmışızdır. Milano bu modayla haşir neşir olmuşken ben Ülkemizde bu modanın tutmayacağını düşünüyordum ama yanılmışım bakınsanıza bizim travesti kızlar bile almış birer uzun palto ve ona uygun şapka. Gerçi biz kadınlar dedektiflik oynamaya bayılırız bakınsanıza etrafınıza sevgilisini takip edenler, telefonunu gizlice karıştıranlar hepsi birer dedektif adayı. Ben de birazcık meraklıyım sanki araştırmadan duramıyorum ama bazı kadınların araştırma kabiliyetlerini, bulduklarını, sonuçlarını gördükçe ürküyorum. Bizi bu hale erkek milleti getirdi, yoksa biz böyle değildik. Şüphe, kuşku ve söylediğiniz yalanların çarşaf çarşaf sosyal medyada afişe edilmesi ihtimalini düşünmediğiniz için, bunu gören kadın ne yapsın gözümle görüp, kulağımla duymadan inanmam felsefesi ile kendini aştı. Çok şükür bugün ‘gel ofis açalım’ desem elimi sallasam ellisi diyebileceğim potansiyel dedektif adayı var. Ama ben Istanbul travestilerinin eline bu konuda su dökecek kimseyi tanımıyorum. Evet Ankara, İzmir’de kendini geliştiriyor ama dediğim gibi birinci sıra her zaman İstanbul travestilerinin oluyor. Uzun paltolar, fötr şapka ve deri eldiven bu kış gardırobunuza girmesi gereken hatta var olanların sık sık kullanacağı parçalar olacak. Oversize dediğimiz geniş kalıplar, dar kesim klasik modeller ve kruvaze modeli çift düğmeli fit kesim paltoların renk renk her vitrinde göreceksiniz. Önümüzdeki birkaç kış sezonu da yerini koruyacağı için rahatlıkla farklı renklerini ve modellerini tercih edebilirsiniz. Bu kış biraz daha klasiğin dışına çıkıp siyah, gri, bej kabanların yerini rengarenk kabanlar alıyor. Bu renkten kaban olmaz dediğiniz renkler görüyoruz vitrinlerde ama kış aylarında simsiyah giyinsek bile renkli bir kaban ve aksesuarlar ile tüm havamızı değiştirebiliyoruz.  Bence siyah, taba, kahverengi, bordo ve koyu yeşil en ideal ve kullanışlı olan renkler. Şapka modası için uzun paltoya ihtiyacınız yok, kısa deri ceketler, blazer ceketler ve sadece kazaklar ile de kombin yapabilirsiniz. Söylemeden geçemeyeceğim benim tercihim bu sene siyah deri eldivenlerden yana, onları her şeyle kombin yapmaya bayılıyorum. Eldivensiz çıkmam ağabey sevgilerimle travesti iclal.

İzin verme

İnsanlar hep kan kaybından ölmezmiş, bazen de can kaybından ölür insan. Seksen yaşına geldiğini zannettiğin kişi yirmisinde ölmüştür de bedeni gezer bu dünyada oysa sen onun yaşadığını varsayarsın. Ruhun kanadığında kan damarlarından değil, gözyaşlarından yağmur olur akar bırak silme gözyaşını yaraya tuz basma.

Sen kendine yaparsın en büyük kötülüğü yoksa sen istemedikçe başkaları senin kılına bile dokunamaz. Hiçbir insan size kendinizi kötü hissettiremez siz izin vermedikçe. Siz onun söylediklerinde bir gerçeklik payı bulmadıkça. Sizin zaten kendinizi kötü hissettiren bir yanınız vardır ve o sadece size bu yanınızı gösterir. O halde imzalama izin belgesini kendin için eziyet etmeyi bırak artık. İçini acıtan ne varsa senden çıkmıştır yoksa suçluyu dışarıda aramaya kalkmazdın. Sen kendini küçük gördükçe, beğenmedikçe zayıf yönlerini ortaya çıkarma çabası içine girdikçe senin yaralarını kaşımak için sırada bekleyenler olacaktır. Hiç kimse sizi üzemez, sizi kıramaz, sizi aşağılayamaz, sizi ucuz hissettiremez. Her ne ise o siz zaten hissediyorsunuzdur ve o sadece o hissinizi tetikleyen olabilir siz izin verdiğiniz için. Aynaya doğru bir seyahat yapın şimdi olduğunuz yerde. Tam karşısına geçin ve tam da gözlerinizin içine bakın. Ve sorun o karşınızda tüm muazzamlığıyla duran aynadaki görüntüye… Sorun ona, neden izin vermişsiniz bu düşüşe? Neden korkmuşsunuz, neden çekinmiş, neden eksiltmeyi seçmişsiniz o gücü ve neden yaşamasına izin vermişsiniz o kötü dediğiniz tüm deneyimleri. Karşınızda duran tek yalan söylemeyecek kişi size. Aynada gördüğünüz gerçek size sizin bile bilmediğiniz sırlarınızı fısıldarken, arada kendine güven beni artık örseleme diye bağırıyor. Bırak varsa bir eksin onlar bulsun seni suçlamak için, sen onlara ön ayak olma. Kendini dev aynasında görme tabi ama kendinle yüzleşecek kadar da cesur ol. Ben bunları sadece senin için değil bu yazıyı okuyan tüm travesti bireyler için yazıyorum. Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa diye de ayırmıyorum varsa içinizde kendine eziyet eden zaten onlar kendilerini hemen anlayacaklardır. Değerli olmasaydın bir kere dünyaya insan olarak gelmezdin. İnsansan sen yaratılmışların en mükemmelisin. Yaradanın özendiğine sen ne hakla kusur buluyorsun. Sevgilerimle travesti  İclal.

Bencil ruhlar

İnsanın yalnız çıkarlarını düşünerek maddi ve manevi kazançlar sağlamaya çalışması bencillik olarak tanımlanabilir. İnsanız sonuçta ve nefsimize hakim olamadığımız bencil, egoist davrandığımız anlar oluyor. Günlük yaşamda bile, kullanılan birçok kelimeden bunların yaşamlarımızı nasıl çepeçevre sardığını, “Ben..” lerin içinde nasıl da kaybolup gittiğimizi görebiliriz. Yeter ki kendimize bakmasını ve görmesini bilelim.“ Ben enayi miyim ki bunca şeyi katlanıyorum? Sabah akşam çalış dur. Hep ver, hep ver ama bize veren yok.” demişizdir bütün travesti bireyler değil mi?z. Ya da uğrunda çok fedakârlık yaptığı bir arkadaşı tarafından terk edilen birisi; “ Bunu bana nasıl yapar? Ben ona her şeyimi vermiştim.” diye şikayet edebilir. Ama hep bir şeyler almak için mi veririz? İşimizde ya da sevgi yaşamımızda hep bir karşılık mı beklememiz gerekir? Sürekli bize mi verilmesini bekliyoruz? Bize verilecek, biz de sadece alacağız? Bu bir ticaretten başka bir şey değildir. Halil Cibran’ın belirttiği gibi “

Sarnıcınız su ile dolu olduğu halde susuzluktan korkmak, en tatmin edilmez susuzluk değil mi?

Dedim ya bencillik insani bir duygu hayvanlarda bitkilerde bencillik olmaz gülün bahar geldiğinde bencil davranıp açmaması düşünülemez bile ama söz konusu insansa ben her şeyi beklerim. Ruhumuz bencillik dolmuş hep ben demekle neyi kast ediyoruz onu bile bilmeden bencil davranıyoruz. Bencilliği bir hastalık olarak niteleyen İstanbul Avcılar travestileri de bu konuda benden farklı düşünmüyorlar. Sanki vermeden aldıkça kesemizi dolduruyoruz oysa doldurduğumuz şey nefsimiz, hırsımız kötülükler ve günahlardan başka bir şey değil. Bizler sadece kendimize karşı mı sorumlu olduğumuzu sanıyoruz? Oysa, insanların birbirleriyle kaynaştığı koskoca bir dünyada yaşıyoruz. Dolayısıyla her birimiz hepimize karşı sorumluyuz. Her birimiz aynı okulu paylaşan öğrencileriz. Hiç kimse diğerinden pek farklı değil. Aramızdaki ayrılıkları yaratan; “Benim anlayışım, benim görüşüm” şeklindeki bireyselliğimiz yani bencilliğimiz, sadece kendimizi düşünmemizden doğan davranışlarımızdır. Verici olmayı bilemeyişimizden kaynaklanan davranışlarımız bizi kötü insanlar olmaya sürüklerken sadece seyretmeyi seçiyoruz. Veren elin alan elden üstün olduğunu bildiğimiz halde içimizden bir ses bize vermek konusunda uyarıyor. Aslında sanırım kandırılmaktan, aldatılmaktan korkuyoruz. Boş verin bu düşünceleri ya ne de olsa en fazla saf derler ama ya verdikçe büyüyen gönül zenginliği her şeye değmez mi? Saygılarımla travesti İclal.

Hayatınla yaşama anlam kat

Herkes kendi için yaşamalı tabi başkalarını da düşünmeli ama ilk önce kendi yaşamını inşa edip daha sonra başkalarınkini düzeltmeye çalışmalı. Zaten yaşama amacımızda bu değil midir? Ben katılıyorum çünkü kendi hayatını ve yaşamak istediğini belirleyemezsen zaten yaşamıyorsun demektir.

Bize bir hayat sunulur ve bu hayat üstünde istediğim değişiklikleri istediğim anda yapma şansım vardır. Bize verilen bu hayata sağlam temelle yani kendimizi gelişime adayarak başlarsak ve yaşamımıza hakim olursak dünyada anlamlı bir eser bırakmışızdır. Bu söze katılıyorum yukarda da belirttiğim gibi yaşamının kontrolü kendi elinde bulunan insan bu dünyaya somut hiç bir eser bırakmasa bile diğer insanlara hiç etkisi olmasa bile yaşayarak dünyaya katkıda bulunmuştur ve yarar sağlamıştır. Yaşam zaten farkındalığın ölçüsüyle gerçekleşen bir olgudur. Fark edip yolumuza devam ettiğimiz sürece yol alabiliriz. Kendi yaşamımızı inşa etmek için iç dünyamızda yapacağımız içsel yolculuk sürecini tamamlayabilmek de yaşamımızı inşa etmemize yardımcı olur. Bir insan hayatını ancak kendisi mahvedip kendisi yenileyebiliyor. Sizden başka kimsenin buna gücü yetmiyor. Dostoyevski budala’yı yazarken “niyetim bütünüyle güzel bir insanı anlatmaktır” demiştir. Hayatının en önemli anlarından biri olan bu kitap yüce bir amaca iştirak etmiştir:”güzel bir insanı anlatmak”.güzelliğin her türlü duygu karmaşasıyla sarmalanması ona bir değer biçer. Yani insan tutkusundan geberene kadar aşık olsa, en acımasız hastalıklara musallat olsa, başkalarını kandırsa, yalan söylese, hırsızlık yapsa, hikayeler anlatsa, şiirler,mektuplar yazsa vb. kendini tanımlamaya başlar.bu bitmeyen başlangıçlar güzel insanı ortaya koymaya başlar.Hayatta güzel insan olmak bizim elimizde tıpkı bu hayattan memnun ayrılmak ya da bedbaht olmak gibi.Benim gibi düşünen sayısız travesti birey olduğunu biliyorum. Onların da tek istediği Ankara, İstanbul, İzmir ya da ne bileyim ücra bir ilimizde yaşayan travesti birey olsun tek istediği güzel bir hayat ve bunu yaşayabileceği güzel bir dünya hedefidir.

Hayatınla yaşama bir anlam kat ve bunun için kendine bir hedef belirle belki hedeften biraz saparsın ya da sapmak zorunda bırakılırsın ama emin ol hedefe giden her adım seni mutlu edecek. Sevgilerimle travesti iclal.

Diyorum ki

Sen kendinden başka hiç kimse senin kadar ilgi görmesin istiyorsun. Her zaman tek ilgi odağı ben olayım istiyorsun. Öyle olmadığı zamanlarda sıkılıyor etrafına küsüyorsun. Kendini neşeli, sevimli buluyorsun. Neden o neden ben değilim bak içini kurtlar kemiriyor.Sürekli ilgi odağı olmak istiyorsun. İlgi odağı olmak için saçma sapan işlere girişiyorsun. Tamam sevilmek, kabul görmek güzel duygular tabi bunları kim istemez? Ama kardeşim hata yapıyorsun bırak seni beğenen beğensin beğenmeyen defolup gitsin.Sen çocukken sevilmemişsin, takdir görmemişsin hatta en iyi yaptığın işler için bile daha iyisi olabilirdi cevabını almışsın. Biliyorum hayat hiç adil değil hele sana oldukça hunhar davranmış. Hak etiğin şeylere sahip olmak için sen hep kendinden vermişsin. İhtiyaç duyduğun ilgiyi elde edebilmek için gerçek kişiliğini geri plana atıyorsun.Bazıları tarafından tanınıp sevildiğinde gerçekte olduğundan bambaşka bir insan oluyorsun. Birileri senin düşüncelerini ciddiye almadığında hayal kırıklığı yaşıyor ve sinirleniyorsun. Şimdi de ben bu yazıyı yazdığım için okudukça benimle alay etmeye başlıyorsun bak sen bizim travesti İclal’e başımıza psikolog kesilmiş bile diyorsun. Oysa benim derdim seninle değil ki sadece bu yazıyı okuduğunda hatasını düzeltebilecek olanlarla yoksa benim egoist insanlarla işim olmaz. Düşüncelerin senin bir yansımandır ve dolayısıyla düşüncelerinin kaale alınmaması, kendini ihmal edilmiş gibi hissetmene sebep oluyor. Eğer sen kendine bir kahramanmışsın gibi davranıp. Kendini seversen başkalarının ilgisine ümitsizce ihtiyaç duymayacaksın. Şimdi sen ihtiyaçlarını ve isteklerini tespit et. Eğer kendini dinlemeye başlarsan İhtiyaçlarını dünyaya haykırmana gerek kalmadığını fark edeceksin. Mesela köpüklü bir banyo yap, göz diktiğin spor araba ile test sürüşüne çık veya hayalindeki evin tasarımını yapmak gibi sadece kendi istediğin şeyleri yap. Yazdıklarımı anlayacak olan şu dünyada hak ettiği ilgi ve alakayı görememiş olan Ankara’da, İstanbul’da İzmir’de ve daha birçok şehrimizde yüzlerce travesti birey var ve ben biliyorum ki onlar ne demek istediği çoktan anladı. Ben sadece kendin ol diyorum. Bırak başkaları seni takdir etmesin sen doğru bildiğinden şaşma.

Zaman senin ne kadar haklı olduğunu zaten ortaya çıkaracaktır dert etme hayatını yaşa. Sevgilerimle travesti iclal.