Kategori arşivi: Izmir travestileri

Doğduğunuz günü biliyor musunuz?

Sizlere doğum gününüzü soranlara şimdiye kadar hep tarih olarak bir rakam verdiniz hiç haftanın hangi günü doğduğunuzu söylemediniz.

Ama şimdi Hint astrolojisi ile öğrendik ki asıl önemli olan tarih değil haftanın hangi günü doğduğumuz imiş. Yani mesela ben travesti iclal hangi gün doğdun diye soran olursa Perşembe diyorum.Benim gibi Perşembe günü doğan Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Sakarya ve diğer sayamadığım illerde yaşayan travestiler için Perşembe gününün kişiliğimizi nasıl şekillendirdiğini Astrolojiden yararlanarak anlatmaya çalışacağım.Perşembe günü Jüpiter günüdür. Dini veya ruhsal çalışma yapmak adına bugün çok uygundur. Yoga, meditasyon, astroloji çalışmaları, ruhsal konular, dini toplantılar ve araştırmalar, eğitim konuları, seyahat ve benzeri planlamalar veya başlangıçlar adına Perşembe günü uygun etkiler barındırır. Ayrıca çocuklarla ilgili çözmeniz gereken işleri Perşembe günü ele alabilirsiniz. Eğer eğitim benzeri bir işe bağlayacaksınız, kişisel gelişim, astroloji ve benzeri konularda bir başlangıç yapacaksanız, Perşembe uygun bir gündür. Bugünü aşırı aktif ve agresyon içinde geçirmemeye bakın. Ruhsal konular veya daha zarif sakin işleri bugüne denk getirmeye, araştırma yapmaya ayırmaya gayret edin. Bugünün rengi sarıdır. Perşembe günü sarı aksesuarlar, takılar veya giysiler günün Jüpiter enerjisini daha da vurgulu yapacaktır. Ruhsal gelişime, dini konulara, spritüal alanlara doğal meraklarınız olabilir. Eğitim ve öğrenim sizin için önemlidir. Güler yüzlü, mutlu veya çevrenize dönük biri olarak bilinirsiniz. Paylaşmayı seversiniz, canlılara merhametlisinizdir. Bilgi ve öğrenmek, hayatı paylaşmak sizin için önemlidir. Çevrenize yardım eden, yol gösteren bir misyonunuz olabilir. Ruhsal alanlara doğuştan eğilimini vardır. Şimdi bakın bakalım bu saydıklarımız sizlere uyuyor mu? Uymuyorsa yükselen gün var mı bilmiyorum ama herhalde sizin yükselen gününüz başkadır diyebilirim. Gelelim Cuma günü doğan diğer travesti bireylerin astrolojisine, Cuma Günü Doğanlar sosyal, keyfine düşkün, rahat yaşamayı seven, duygusal hayatına önem veren insanlardır. Geniş bir arkadaş çevreleri olabilir. Güzel arabalar, evler, çevrelerinde güzellikler görmek ilgilerini çeker veya onları mutlu eder. Kendileri ile barışıktırlar. Stresi, kavgayı, sorunları sevmezler. Gergin ortamlardan hiç hoşlanmaz, hemen o alandan çıkmak isterler. Her şeyin güzel olmasını isterler. Lükse veya iyi yaşama dönük olabilirler. Sosyal aktiviteler ve arkadaşları onlar için önemlidir. Çevreleri tarafından sevilen, karşı cinsin ilgisini çeken, flört veya ilişkilerini önemseyen bireylerdir.

Kurban mıyız?

  İnsan kendi düşüncesinden vazgeçip başkasının düşüncelerini ve davranışlarını benimsemeye başladığında artık bir kurbandır.

İnsanlar kurban psikolojisiyle doğmazlar, ama öyle büyürler, öyle öğrenirler. Bir insan çevresi tarafından bir gücü olmadığına ikna edilir ise ve büyürken çevresinde örnek aldığı yakınları hayatın adil olmadığını ve bunda bir suçları olmadığını söyleyerek yaşıyorlarsa, bireyin de hayatını böyle şekillendirmesi kaçınılmazdır. İçindeyken fark etmesi ve kendine itiraf etmesi zor bir haldir kurban psikolojisi. Fark edene kadar içinde olduğumuzu bile bilmeyiz. Ama fark edip dışına çıkmayı başardığımızda hayatımızda büyük kapılar açar. Siz travesti bireyler yapmıyor musunuz? Başınıza gelen kötü olaylarda suçlayacak bir şeyler bulmuyor musunuz? Örneğin bir trafik kazası durumunda ya yol bozuktur ya da Belediye yeterli çalışmayı yapmadığı için başınıza bu kötü olay gelmiştir. Zaten her şey sizi bulur değil mi? ‘Kurban psikolojisi, savaş bilincidir. Onun içinde olduğumuz sürece, fark etmesek de kendimizle, çevremizle ve hatta dünyayla savaş halinde oluruz. Bir şeyleri değiştirme gücünden yoksun olduğumuz inancıyla, kendimizi güçsüz ve çaresiz hissederiz. Ve olan bitenlerle ilgili suçlayacak birilerini ararız. Bazen bununla da yetinmez, suçlu oldukları ve hak ettikleri düşüncesiyle onlara saldırmaya başlarız. Dalai Lama der ki :“Eğer her şeyin başkalarının suçu olduğuna inanırsanız, hayatta çok ıstırap çekersiniz. Ama ne zaman ki her şeyin sizden tohum verdiğini fark edersiniz, o zaman hem neşe hem barışı öğrenirsiniz. “Sorumluluk bilincine ulaşan insanlar karşısındakileri suçlamadan önce hatayı kendilerinde ararlar. Acaba ben ne yaptım da bu olay başıma geldi diye düşünürler tabi abartıya kaçmadan olur olmadık her şeyi kendinizden bilmeniz de sıkıntılı bir durum yaratır. Tıpkı Adana travestilerinden bir dostum ve İzmir travestilerinden başka bir dostumun yaptığı gibi hep verici olmaya da kalkmayın yoksa sizi ezer geçerler. Gün içinde yaşanan aksiliklerde, özellikle sizi üzen olaylarda başkalarını suçlamak hayat adil değil, herkes bana karşı düşüncesi yanlıştır.

Hayatında bir şeyleri değiştirecek gücü kendinde bulamamak. Yanlış yönlendirilmiş öfke, özellikle aile yakınları ve arkadaşlara karşı. “Beni hiç bir zaman anlamıyorlar, duymuyorlar.” cümleleri. Sizi bu yanlışı işlemeye iter daha duyarlı ve mantıklı davranmayı huy edinelim. Sevgilerimle travesti İclal.

Polisiye romandan fırladık

Sokaklar uzun paltolu ve şapkalı insanlarla dolmaya başladı. Anladığım kadarıyla bu yılın trendi özel dedektif olmak. Bizim ülkemizde olmamasına rağmen hemen hemen hepimiz Amerikan filmlerinde bu şekilde giyinen özel dedektifleri seyretmiş kıyafetlerine hayretle bakmışızdır. Milano bu modayla haşir neşir olmuşken ben Ülkemizde bu modanın tutmayacağını düşünüyordum ama yanılmışım bakınsanıza bizim travesti kızlar bile almış birer uzun palto ve ona uygun şapka. Gerçi biz kadınlar dedektiflik oynamaya bayılırız bakınsanıza etrafınıza sevgilisini takip edenler, telefonunu gizlice karıştıranlar hepsi birer dedektif adayı. Ben de birazcık meraklıyım sanki araştırmadan duramıyorum ama bazı kadınların araştırma kabiliyetlerini, bulduklarını, sonuçlarını gördükçe ürküyorum. Bizi bu hale erkek milleti getirdi, yoksa biz böyle değildik. Şüphe, kuşku ve söylediğiniz yalanların çarşaf çarşaf sosyal medyada afişe edilmesi ihtimalini düşünmediğiniz için, bunu gören kadın ne yapsın gözümle görüp, kulağımla duymadan inanmam felsefesi ile kendini aştı. Çok şükür bugün ‘gel ofis açalım’ desem elimi sallasam ellisi diyebileceğim potansiyel dedektif adayı var. Ama ben Istanbul travestilerinin eline bu konuda su dökecek kimseyi tanımıyorum. Evet Ankara, İzmir’de kendini geliştiriyor ama dediğim gibi birinci sıra her zaman İstanbul travestilerinin oluyor. Uzun paltolar, fötr şapka ve deri eldiven bu kış gardırobunuza girmesi gereken hatta var olanların sık sık kullanacağı parçalar olacak. Oversize dediğimiz geniş kalıplar, dar kesim klasik modeller ve kruvaze modeli çift düğmeli fit kesim paltoların renk renk her vitrinde göreceksiniz. Önümüzdeki birkaç kış sezonu da yerini koruyacağı için rahatlıkla farklı renklerini ve modellerini tercih edebilirsiniz. Bu kış biraz daha klasiğin dışına çıkıp siyah, gri, bej kabanların yerini rengarenk kabanlar alıyor. Bu renkten kaban olmaz dediğiniz renkler görüyoruz vitrinlerde ama kış aylarında simsiyah giyinsek bile renkli bir kaban ve aksesuarlar ile tüm havamızı değiştirebiliyoruz.  Bence siyah, taba, kahverengi, bordo ve koyu yeşil en ideal ve kullanışlı olan renkler. Şapka modası için uzun paltoya ihtiyacınız yok, kısa deri ceketler, blazer ceketler ve sadece kazaklar ile de kombin yapabilirsiniz. Söylemeden geçemeyeceğim benim tercihim bu sene siyah deri eldivenlerden yana, onları her şeyle kombin yapmaya bayılıyorum. Eldivensiz çıkmam ağabey sevgilerimle travesti iclal.

İzin verme

İnsanlar hep kan kaybından ölmezmiş, bazen de can kaybından ölür insan. Seksen yaşına geldiğini zannettiğin kişi yirmisinde ölmüştür de bedeni gezer bu dünyada oysa sen onun yaşadığını varsayarsın. Ruhun kanadığında kan damarlarından değil, gözyaşlarından yağmur olur akar bırak silme gözyaşını yaraya tuz basma.

Sen kendine yaparsın en büyük kötülüğü yoksa sen istemedikçe başkaları senin kılına bile dokunamaz. Hiçbir insan size kendinizi kötü hissettiremez siz izin vermedikçe. Siz onun söylediklerinde bir gerçeklik payı bulmadıkça. Sizin zaten kendinizi kötü hissettiren bir yanınız vardır ve o sadece size bu yanınızı gösterir. O halde imzalama izin belgesini kendin için eziyet etmeyi bırak artık. İçini acıtan ne varsa senden çıkmıştır yoksa suçluyu dışarıda aramaya kalkmazdın. Sen kendini küçük gördükçe, beğenmedikçe zayıf yönlerini ortaya çıkarma çabası içine girdikçe senin yaralarını kaşımak için sırada bekleyenler olacaktır. Hiç kimse sizi üzemez, sizi kıramaz, sizi aşağılayamaz, sizi ucuz hissettiremez. Her ne ise o siz zaten hissediyorsunuzdur ve o sadece o hissinizi tetikleyen olabilir siz izin verdiğiniz için. Aynaya doğru bir seyahat yapın şimdi olduğunuz yerde. Tam karşısına geçin ve tam da gözlerinizin içine bakın. Ve sorun o karşınızda tüm muazzamlığıyla duran aynadaki görüntüye… Sorun ona, neden izin vermişsiniz bu düşüşe? Neden korkmuşsunuz, neden çekinmiş, neden eksiltmeyi seçmişsiniz o gücü ve neden yaşamasına izin vermişsiniz o kötü dediğiniz tüm deneyimleri. Karşınızda duran tek yalan söylemeyecek kişi size. Aynada gördüğünüz gerçek size sizin bile bilmediğiniz sırlarınızı fısıldarken, arada kendine güven beni artık örseleme diye bağırıyor. Bırak varsa bir eksin onlar bulsun seni suçlamak için, sen onlara ön ayak olma. Kendini dev aynasında görme tabi ama kendinle yüzleşecek kadar da cesur ol. Ben bunları sadece senin için değil bu yazıyı okuyan tüm travesti bireyler için yazıyorum. Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa diye de ayırmıyorum varsa içinizde kendine eziyet eden zaten onlar kendilerini hemen anlayacaklardır. Değerli olmasaydın bir kere dünyaya insan olarak gelmezdin. İnsansan sen yaratılmışların en mükemmelisin. Yaradanın özendiğine sen ne hakla kusur buluyorsun. Sevgilerimle travesti  İclal.

Zerdaçal

Doğu Hindistan’da 2000 yıldan bu yana kullanılmakta olan son zamanlarda batılı tıp bilim adamları tarafından da onaylanmış bir mucize var. Üstelik bizim ülkemizde bolca bulunuyor ve kanserin kesin çaresi o bitkide yer alıyor. Birçok doktor tarafından onaylanan üçlü bir karışım kanseri yüzde yüz yeniyor sıkı durun tarif bende Ege’nin altını zeytinyağı, zerdaçal ve karabiber ama karabiber toz değil çekilmiş olacak. Bu karışımın en önemlisi ise tabiî ki zerdaçal bitkisidir.

Zerdeçalın faydaları saymakla bitmez. Zerdeçal, vücutta enfeksiyonu ve iltihaplanmayı önleyen çok kuvvetli bir maddedir. Zerdeçalın, kolon, prostat, beyin ve göğüs kanseri başta olmak üzere birçok kanser türünü önlediği bilimsel olarak da kanıtlanmıştır. Fareler ile yapılan deneylerde, kanserojen maddeler enjekte edilen farelere aynı zamanda zerdeçal verilmesi durumunda birçok kanser hastalığının tamamen önlendiği ortaya çıkmıştır. Yapılan araştırmalara göre, karabiber, zerdeçalın etkisini yüzde iki yüz oranında arttırmaktadır. Maalesef kanser çağımızın en belalı hastalığı haline geldi. Küçücük çocuklar bile bu illet yüzünden hayatını kaybediyor. Oysa bilgi bazen hastalıklar için gerekenin ilaçlar değil doğa olduğunu söylüyor. Ben travesti iclal olarak kedilere baktığımda hastalandıklarında gidip ot yiyerek iyileştiklerine tanık oldum. Kedide olan bu içgüdü biz insanlarda da var ve biz de sadece doğada bulunan bitkilerle her hastalığı tedavi edebiliriz. Dediğim gibi Ege bölgesi bu konuda bir cennet İzmir, Aydın, Manisa, Muğla travestileri çok şanslı bu cennet gibi yerlerde yaşıyorlar ve neredeyse yılın sekiz ayı istedikleri otları bulabiliyorlar. Kanseri önleyen karışımı burada sizlere iletiyorum lütfen not alın.

Çeyrek çay kaşığı zerdeçal, yarım çay kaşığı zeytinyağı, çeyrek çay kaşığından az taze çekilmiş karabiber. Bu üç maddeyi bir fincanda karıştırın. Karışımı sade ya da salatalarınıza, çorbalarınıza, yemeklerinize katarak tüketebilirsiniz. Eğer, pişmiş yemeğe koyacaksanız, yemeğin sonuna ekleyin. Bu karışımı günde en az üç kez tüketmelisiniz. Bu karışım kanseri önlediği gibi,  kötü huylu kanser hücrelerini de yok ediyor. Unutmayın doğa doğal bir ecza deposu dünyada her şey biz insanların iyiliği için yerden bitiyor onların değerini ve kıymetini bilenlerden olalım. Sağlıkla kalın travesti iclal.

Hayatınla yaşama anlam kat

Herkes kendi için yaşamalı tabi başkalarını da düşünmeli ama ilk önce kendi yaşamını inşa edip daha sonra başkalarınkini düzeltmeye çalışmalı. Zaten yaşama amacımızda bu değil midir? Ben katılıyorum çünkü kendi hayatını ve yaşamak istediğini belirleyemezsen zaten yaşamıyorsun demektir.

Bize bir hayat sunulur ve bu hayat üstünde istediğim değişiklikleri istediğim anda yapma şansım vardır. Bize verilen bu hayata sağlam temelle yani kendimizi gelişime adayarak başlarsak ve yaşamımıza hakim olursak dünyada anlamlı bir eser bırakmışızdır. Bu söze katılıyorum yukarda da belirttiğim gibi yaşamının kontrolü kendi elinde bulunan insan bu dünyaya somut hiç bir eser bırakmasa bile diğer insanlara hiç etkisi olmasa bile yaşayarak dünyaya katkıda bulunmuştur ve yarar sağlamıştır. Yaşam zaten farkındalığın ölçüsüyle gerçekleşen bir olgudur. Fark edip yolumuza devam ettiğimiz sürece yol alabiliriz. Kendi yaşamımızı inşa etmek için iç dünyamızda yapacağımız içsel yolculuk sürecini tamamlayabilmek de yaşamımızı inşa etmemize yardımcı olur. Bir insan hayatını ancak kendisi mahvedip kendisi yenileyebiliyor. Sizden başka kimsenin buna gücü yetmiyor. Dostoyevski budala’yı yazarken “niyetim bütünüyle güzel bir insanı anlatmaktır” demiştir. Hayatının en önemli anlarından biri olan bu kitap yüce bir amaca iştirak etmiştir:”güzel bir insanı anlatmak”.güzelliğin her türlü duygu karmaşasıyla sarmalanması ona bir değer biçer. Yani insan tutkusundan geberene kadar aşık olsa, en acımasız hastalıklara musallat olsa, başkalarını kandırsa, yalan söylese, hırsızlık yapsa, hikayeler anlatsa, şiirler,mektuplar yazsa vb. kendini tanımlamaya başlar.bu bitmeyen başlangıçlar güzel insanı ortaya koymaya başlar.Hayatta güzel insan olmak bizim elimizde tıpkı bu hayattan memnun ayrılmak ya da bedbaht olmak gibi.Benim gibi düşünen sayısız travesti birey olduğunu biliyorum. Onların da tek istediği Ankara, İstanbul, İzmir ya da ne bileyim ücra bir ilimizde yaşayan travesti birey olsun tek istediği güzel bir hayat ve bunu yaşayabileceği güzel bir dünya hedefidir.

Hayatınla yaşama bir anlam kat ve bunun için kendine bir hedef belirle belki hedeften biraz saparsın ya da sapmak zorunda bırakılırsın ama emin ol hedefe giden her adım seni mutlu edecek. Sevgilerimle travesti iclal.

Diyorum ki

Sen kendinden başka hiç kimse senin kadar ilgi görmesin istiyorsun. Her zaman tek ilgi odağı ben olayım istiyorsun. Öyle olmadığı zamanlarda sıkılıyor etrafına küsüyorsun. Kendini neşeli, sevimli buluyorsun. Neden o neden ben değilim bak içini kurtlar kemiriyor.Sürekli ilgi odağı olmak istiyorsun. İlgi odağı olmak için saçma sapan işlere girişiyorsun. Tamam sevilmek, kabul görmek güzel duygular tabi bunları kim istemez? Ama kardeşim hata yapıyorsun bırak seni beğenen beğensin beğenmeyen defolup gitsin.Sen çocukken sevilmemişsin, takdir görmemişsin hatta en iyi yaptığın işler için bile daha iyisi olabilirdi cevabını almışsın. Biliyorum hayat hiç adil değil hele sana oldukça hunhar davranmış. Hak etiğin şeylere sahip olmak için sen hep kendinden vermişsin. İhtiyaç duyduğun ilgiyi elde edebilmek için gerçek kişiliğini geri plana atıyorsun.Bazıları tarafından tanınıp sevildiğinde gerçekte olduğundan bambaşka bir insan oluyorsun. Birileri senin düşüncelerini ciddiye almadığında hayal kırıklığı yaşıyor ve sinirleniyorsun. Şimdi de ben bu yazıyı yazdığım için okudukça benimle alay etmeye başlıyorsun bak sen bizim travesti İclal’e başımıza psikolog kesilmiş bile diyorsun. Oysa benim derdim seninle değil ki sadece bu yazıyı okuduğunda hatasını düzeltebilecek olanlarla yoksa benim egoist insanlarla işim olmaz. Düşüncelerin senin bir yansımandır ve dolayısıyla düşüncelerinin kaale alınmaması, kendini ihmal edilmiş gibi hissetmene sebep oluyor. Eğer sen kendine bir kahramanmışsın gibi davranıp. Kendini seversen başkalarının ilgisine ümitsizce ihtiyaç duymayacaksın. Şimdi sen ihtiyaçlarını ve isteklerini tespit et. Eğer kendini dinlemeye başlarsan İhtiyaçlarını dünyaya haykırmana gerek kalmadığını fark edeceksin. Mesela köpüklü bir banyo yap, göz diktiğin spor araba ile test sürüşüne çık veya hayalindeki evin tasarımını yapmak gibi sadece kendi istediğin şeyleri yap. Yazdıklarımı anlayacak olan şu dünyada hak ettiği ilgi ve alakayı görememiş olan Ankara’da, İstanbul’da İzmir’de ve daha birçok şehrimizde yüzlerce travesti birey var ve ben biliyorum ki onlar ne demek istediği çoktan anladı. Ben sadece kendin ol diyorum. Bırak başkaları seni takdir etmesin sen doğru bildiğinden şaşma.

Zaman senin ne kadar haklı olduğunu zaten ortaya çıkaracaktır dert etme hayatını yaşa. Sevgilerimle travesti iclal.

Mutluluğa adım at

Hareketsiz bir yaşamı seçmenin hayat kalitesini düşürdüğü bilimsel olarak açıklanmış bir gerçektir. Uzmanlara sorarsanız her gün en az yirmi dakika temiz havada yürüyüş yapmanızı önerirler. Bu koca şehirde yani İstanbul’da temiz havayı kim kaybetmiş ki biz bulalım? İlla ki spor salonları şart yani üşenmeyecek yazılacaksınız evinize yakın bir salona ondan sonra tepin tepinebildiğin kadar.

İngiltere’de yapılan bir araştırma, haftada 150 dakika tempolu yürüyüş yapmanın, yaşam süresini uzattığı ve hastalıklara yakalanma riskini azalttığını ortaya koyuyor. Ülkemizin, hareketli yaşam konusunda yetersiz olduğu vurgulanıyor. Düzenli yapılan yürüyüşler, kasların kuvvetlenmesi, şişmanlık ve stresin azalması, yaşlanmanın gecikmesi gibi birçok avantaj sağlıyor. Zaten biz de bunun farkındayız. Öyle İngiltere’nin bu konuda araştırma yapıp kendisini yormasına falan gerek yok. Yürüyüşün basit, doğal ve güvenli ancak çok önemli bir günlük fiziksel aktivite olduğunu sağır sultan bile duydu. Eee o zaman sen niye yazıp duruyorsun diye soruyorsanız eğer hatırlatmakta fayda var diye düşündüm çünkü malum önümüz kış ve biz travestiler güzelliğimize düşkünüz öyle evden çıkmayıp kilo almak istemeyiz. sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için yapılan düzenli yürüyüşlerin dakikada 6 kalori harcanmasını sağladığını anımsatayım. Yürüyüş, kilo almayı engelleyerek, vücutta yağ oranının azalmasına yardımcı olur, kemiklerinizin güçlenmesini, kilonun korunmasını, kalp ve akciğer sağlığının kontrol altına alınmasını kolaylaştıracak bir egzersiz olan düzenli yürüyüş sayesinde her daim genç ve güzel kalabiliriz. Bu da oldukça önemli bir konu sanırım hepimiz için unutan arkadaşlara travesti İclal’den  güzel bir hatırlatma yapalım dedik. Ayrıca düzgün bir yürüyüş için yapılması gerekenleri de anlatmak istiyorum. Havaların hala güzel olduğu İzmir travestileri bu anlattıklarımı not alsın. Yürüyüş, hafif bir yemekten en az iki saat sonra yapılmalı, bol su tüketilmelidir. Ağır bir yemek sonrası hızlı ve yorucu yürüyüşlerden kaçınılmalıdır. Yürüyüşler için ince tabanlı ve makosen ayakkabılar doğru tercihtir. Eğer yürüyüşler açık alanda yapılacaksa sabah erken saatler seçilmelidir. Çok sıcak havalarda yürüyüş yapmak ve bir sıkıntı hissedildiğinde yine de yürüyüşe devam etmek doğru değildir. Yürüyüş yaparken vücuda naylon, muşamba sarılmasının faydası yoktur. O muşamba gibi eşofmanlara dünyanın parasını vermeyin yani hadi bakalım şimdiden iyi yürüyüşler. Sağlıklı günler dilerim.

Bir kucaklaşma lazım bize

Yaşamımızdaki sihirli dokunuşlardan biri olan sarılmak, hayatın üstesinden gelmemizi kolaylaştırırken farkında olmadığımız faydalar da sağlıyor. Sarılmak kendinize olan güveninizin artmasını sağlar! Kucaklaşma bizlere sevildiğimizi ve özel olduğumuzu hissettirir. Sarılmak hastalıkları önlüyor!

Sarılmak erkeklerin yatışmasını sağlıyor. Eğlence ve medya dünyasında çizilen maço erkek modeli dışındaki erkekler sinirli, öfkeli ya da endişeli oldukları anlarda sıcak bir kucaklaşmayla sakinleşebiliyor. Erkekler kucaklaşma sayesinde daha sevecen bir yapıya bürünüyor, sosyal bağ ve iyi ilişkiler kurabiliyor. Yapılan araştırmalarda sarılma sayesinde erkeklerin libidolarının ve seks performanslarının arttığı da gözlemlendi. Sarılırken ağzımızdan sözcükler çıkmasa da yine de iletişim kuruyoruz. Cildimiz sarılmalara ve dokunuşlara cevap vermek için iletkenliğini değiştiriyor. Biri bize sarıldığı zaman cildimizdeki zevk sensörleri cildin iletkenliğini değiştiriyor. Bu etki hem cildin nemini hem de elektriğini değiştirerek daha dengeli bir parasempatik bir sinir sistemi sağlıyor. Sarılmanın pozitif etkileri bir terapi gibi kullanılıyor. Yoğun bir kucaklaşma ve dokunuşlar tedavi edici özellikte. Sarılmak, tutmak, okşamak ve hayvanları sevmek gibi davranışların hepsi bu kategoriye giriyor. Bazı psikolojik rahatsızlıkların tedavilerine destekleyici olarak yunuslarla yüzmek gibi hayvan terapileri ve dokunma terapileri öneriliyor. Dokunmak sevmekten kaynaklanıyor insanlar sevdiklerine dokunmak ve ondan haz duymak isterler. Ben travesti iclal olarak her zaman sevginin gösterilmesi gerektiğine inanıyorum hatta İzmir ve İstanbul buluşmalarımızda travesti dostlarla neden artık sevgi göstermek acizlik diye anlaşılıyor diye sorduk birbirimize neden nefret prim yaparken sevmek bu kadar basit görülüyor? Bir kez sarılsak birbirimize bir daha bırakamayız sevgiyi yaşadıkça çoğaltabiliriz.

Madem sarılmak, kucaklaşmak sağlığımıza da iyi gelir hatta ölümcül hastalıklar bile sevgiyle son buluyor o zaman bir kucaklaşma lazım bize hadi sarılıp kucaklaşalım. En yakınınızda kim varsa ondan başlayın. İçten bir kucaklaşma ile ruhunuzun nasıl da huzur bulduğunu göreceksiniz. İster aşk için ister seks için isterse sadece masum bir sarılma yine de sarılın birbirinize dünya biz birbirimize sarıldıkça güzelleşecek.  Bir gün arkanıza baktığınızda sizi sevenleri göremediğiniz gün hayatın devam etmesinin bir anlamı kalmaz. Kimseye küs kalmayın barışın kucaklaşın. Sevin ve sevilin.Sevgiyle kalın.

 

Kendinizi sevin

Bugüne kadar hep başkaları için yaşadınız, hep başkalarını sevdiniz. Şimdi kendinizi sevme, kendinize kucak açma zamanı. Peki kendimizi nasıl seveceğiz? Öyle “ben kendimi seviyorum” demek yetmiyor, kendinize emek vermeniz ve bu yolda kararlı olmanız lazım. Ben size güveniyorum ve bu yolculuktan çok keyif alacağınızdan eminim. Unutmayın hepimiz Yaradan’ın özenerek yarattığı, eşsiz parçalarıyız, Sen’den başka bir tane daha yok bu dünyada.

Önce şu kendimizi her daim eleştirme huyumuzdan vazgeçiyoruz. Yaptığınız her güzel davranış için utanmayın aferin banan deyin korkmayın ya bencil falan değilsiniz sadece artık kendinizi sevmeyi öğreniyorsunuz. Sıklıkla başka insanların bizi eleştirdiğinden yakınırız, oysa bütün gün yaptığımız iç konuşmalarla kendimizi beğenmeyen, eleştiren, yargılayan biziz. Dikkat edin, içinizi dinleyin gün boyunca kaç kere kendi hatalarınızı yakalıyorsunuz, kendinizi yargılıyorsunuz. Ve sonra enerji bedenlerinizden etrafınıza beni eleştir, ben eleştirilmeye layığım sinyalleri yayıyorsunuz ve etrafınız sizi eleştiriyor. Unutmayın dışarısı sizin içinizin yansıması, siz hangi yayını yaparsanız onlar size öyle davranıyor. Siz kendinizi eleştirmeyi bıraktığınızda dışarıda da sizi eleştiren kimse kalmayacak.

Hepimizin hataları, yanlışları, eksiklikleri olacak. Hepimiz insanız, mükemmel değiliz. Bugün ve her zaman kendinize hata yapma, yanlış yapma, başarısız olma hakkı tanıyın. Nasıl ki başarılı olma hakkımız varsa başarısız olma hakkımız da var, bugün bu hakkı kullanın. Mükemmel olma zorunluluğunuz yok, mükemmelmiş gibi davranmamayı öğrenin, kasmayın kendinizi. Mükemmel olma zorunluluğu omuzlarınıza çok büyük yük yükler ve aslında hayatınızda neyi iyileştirmeniz gerektiğini görmenizi engeller. Bunun yerine sizi diğerlerinden farklı kılan, eşsiz, iyi yönlerinize odaklanın. Farklılıklarınızı keşfedin, ne de iyisiniz, bunlar için kendinizi takdir edin. Kimseden takdir, onay, övgü beklemeyin; bu takdiri kendinize verecek olan sizsiniz. En son ne zaman kendinize teşekkür ettiniz? Hepimizin bu dünyada oynayacağı eşsiz bir rol var ve kendimize karşı eleştirel yaklaştığımızda o rolü engelleriz. Ben travesti İclal olarak yaptığım hataları kabul ediyorum ama en azından hepsinin üstesinden başarıyla kalktığımı zor dönemleri tıpkı siz Ankara, İstanbul, İzmir travestileri gibi artık kendimle barışıp kendimi takdir etmeye başladığımı söyleyebilirim. Devir yerin dibine girme değil çıkma zamanıdır. Kaldırın başınızı ve ben de varım diyin. Bir insanı sevmekle başlayacak her şey diyorlar inanmayın gerçek yaşam kendinizi sevmenizle başlayacak. Sevgiyle kalın.