Kategori arşivi: Konya travestileri

Cennet meyvesi

Sizlere bu köseden yazdigim yazilarda en çok saglik konusuna önem verdigimi biliyorsunuz. Bu sefer tam da Ramazan ayina özel sofralara getirdigimiz bir meyveden cennet meyvesinden yani hurmadan bahsetmek istiyorum.

Hurmanin ülkemizde de pek çok çesidi yetismektedir. Yaz aylarinda tatil beldelerinde gördügünüz bahçelerin pek çogu hurma agaçlari ile doludur. Ama nedense Ramazan hariç sofralarimiza hurma getirmek aklimiza gelmez.  Oysa hurma zengin bir lif deposudur ve sagligimiza faydalari saymakla bitmez. Ben sadece hurma yiyerek genç kalmayi basarmis birini taniyorum mesela Hatay travestilerinden Arin, yaz kis hurmayi sofrasindan eksik etmiyor yasini buradan açiklamak istemiyorum ama nerden baksaniz en az on yas genç gösteriyor.

Bilim adamlarinin hurma için yapmis olduklari tespitleri anlattigimda eminim sizde Arin gibi hurmasiz ögün yemeyeceksiniz. Öncelikle hurma çok iyi bir antioksidan oldugundan bizleri kanser hastaliklarindan korur. Günümüzde benim en tehlikeli sinisi hastalik olarak adlandirdigim ve bir kere insan vücudunda hücreler ölmeye basladi mi bir daha geri dönüsü olmayan kanser hurma sayesinde tarihe karisabilir. Düsünsenize dünyada kanser diye bir hastalik kalmamis, herkes eceliyle ölmeye baslamis ah ne güzel olurdu.

Antioksidanlarin kanserin yani sira damar tikanikligi ve yaslanmanin önlenmesinde faydali oldugu biliniyor. Hurmanin ihtiva ettigi demir, kirmizi kan hücrelerinde bulunan hemoglobin sentezini kontrol eder ve bu da hamilelikte kansizligin engellenmesini ve bebegin gelisimi için hayati ehemmiyet tasiyan kandaki alyuvarlar kanda oksijen ve karbondioksiti tasiyarak hücrelerin canliligini sürdürmesinde rol oynar.

Içerdigi fazla miktardaki demir sebebiyle, bir insanin günde 15 hurma yiyerek vücudunun demir ihtiyacini karsilayabildigi ifade ediliyor. 2008′de yapilan bir çalismada, hurmalarin meyvesi ve çekirdeklerinden elde edilen özün, bir antibiyotik olarak  sebep oldugu böbrek hasarini azaltmadaki tesiri arastirildi. Özün böbreklerin korunmasinda tesirli oldugu ortaya çikti. Bilim adamlari, hurmalardaki antioksidan (E vitamini, askorbik asit ve melatonin) bilesiklerin bu korumayi sagladigini öne sürdü. Bu kadar faydasi olan hurmayi eminim bu yaziyi okuyan tüm travesti dostlarim daha fazla tüketmeye baslarlar. Eger saglikli olmak istiyorsak sanirim baska çaremiz de yok, ilaçlar yerine dogal besinlere yönelecegiz. Saglikla kalin.

Askin yasi yoktur

Ask üzerine sayisiz kitap okumus, film izlemis biri olmama ragmen hala aski çözebilmis degilim. Askin kimyasi sanirim baska hiçbir duygu ile örtüsmüyor. Bu duyguyu zaten yasama sansimiz oldukça az insan hayati boyunca en fazla 4 kez asik olabilirmis tabi bu sayi arastirmacilarin buldugu bir sonuç belki de siz çok daha fazla ask yasamis ya da hiç aski tatmamis olabilirsiniz.

Aski yasayanlar askin istatistiklere hiç uymadigini bilirler ama ben yine de size son yapilan bir anketin sonuçlarindan bahsetmek istiyorum. Aylik çikan yabanci bir magazin dergisine üye olan  Konya travestilerinden Birce, geçen hafta bana gelirken dergiyi yaninda getirmis kendisi okuduktan sonra benim okumama için hediye etti. Iste bende bu anketi bu dergide okudum ve sonuçlarini sizlerle paylasmak istedim.

Ask dedigim gibi insanin sadece 4 kez yasayabilecegi bir duyguymus. Genellikle insanlar is ortaminda asik olurlarmis, ilk askiyla evlenen insanlarin sayisi ankete katilan insan sayisinin üçte biri kadar bir oranda çikarken ikinci asklariyla evlenenlerin sayisi sadece yüzde 10 oranindaymis. Asik olmak için en uygun yasin ise 20 ve 30’lar oldugunu ortaya çikaran ankete bu noktada katilmak istemedim. Çünkü biz de genellikle 18 yasin altinda ilk ask yasanir hatta daha ortaokul çaglarinda baslariz asik olmaya sanirim dergi yabanci oldugundan bizim geleneklerimizle pek bagdasmiyor. Hayatinin askini bulup evlenenlerin pek çogu mutlu olmuyor üstelik baksaniza bosanmalarin sayisi her geçen gün artiyor. Eskiden birbirini tanimadan evlenip, evlilik sonrasi birbirini seven insanlar simdi önce sevip sonra evleniyorlar ama umduklari mutlulugu bir türlü yakalayamiyorlar.

Bunun en büyük nedeninin her zaman beklentilerin yüksek olmasindan kaynaklandigini düsünenlerdenim. Evlenmeden önce sevdigimiz kisi için bir rol biçmeye çalisiyor ve sonrasinda biçtigimiz role uygun davranislari karsi taraftan beklemeye basliyoruz tabi ki sonuç hayal kirikligi oluyor. Aski bulamadim diye dertlenmeyin ama çünkü bu ankete göre insan nefes aldigi sürece asik olma sansi devam edermis. Yani bugün olmasa da bir gün mutlaka aski ve mutlulugu bulabilirsiniz.

Yillar önce birkaç gece evine misafir oldugum Hatay travestilerinden Esme’nin bir lafi vardi hani su kirkindan sonra aski yakalayan herkesin söyledigi “askin yasi yoktur” iste bende tam olarak buna inaniyorum askin yasi yoktur ve bir gün mutlaka sizi de bulacaktir. Iyi sanslar dilerim.