Etiket arşivi: bursa travestileri

Hayvan sever olmak

Hayvan sahiplerinin aşırı sevgilerini gördükçe anlam veremiyor musunuz? Size bu sevgi ve ilgi gösterisi biraz abartılı mı geliyor? O halde bir hayvanın bir insanın hayatında neleri değiştirebileceğinden ve karşılıksız sevginin verdiği o dünyanın en naif duygusundan haberiniz yok demektir. Ben tüm travesti bireylerin hayvan sevgisi olduğuna inanıyorum çünkü insanı seven tüm canlıları da sever. Hayvan dostlarımız hakkında; hastalık taşıyabileceği, saldırgan ve sağının solunun belli olmayacağı ve hatta eksik zekaya sahip oldukları gibi hurafelerin tam karşıtı bilimsel veriler var. Biz onların hayatını kurtarıyor gibi dursak da çoğu zaman onlar bizim hayatımızı kurtarıyor. Gelin bugün hemen bir hayvan sahibi olmanız için çok geçerli diğer nedenlere bakalım. Hayvan beslemek ciddi bir sorumluluk almaktır. Bu sorumluluğu aldığınızda da ister istemez belli bir disiplin dahilinde yaşamaya başlarsınız. Onu düzenli olarak beslemek, gezdirmek ve ona sevgi vermek gereklilikleri nedeniyle hayatınızı otomatik olarak düzene sokarsınız. Eğer hayatımda bir türlü sorumluluk sahibi bir insan olamadım diye yakınıyorsanız bir hayvan dostunuzdan yardım isteyin. Olayı sizin için çözecektir. Evinde beş kedisi iki köpeği olan Bursa travestilerinden Lale onlarsız bir hayatı düşünemediğini söylüyor. Şahsen benim evimde beslediğim bir hayvanım yok ama her hafta sonu gerekli mamaları alıp hayvan barınaklarına gitmeyi ihmal ettim ayrıca sokakta yaşayan tüm canlar benim her gün elimden geldiği kadarıyla onlar su ve mama koyarım beni görünce gözlerini içi parlayan bir kedi var ki sanki beni anlıyor. Sanırım ben de onu anlıyorum beni sahiplen diyor sanki bana. Hayvanlar doğalarının gereği olarak durmadan hareket halindedir. Siz ise doğanızdan koptuğunuzdan daha az hareketlisiniz. Bu nedenle bir hayvanı arkadaş edindiğinizde ona ayak uydurmak bahanesiyle daha aktif biri haline gelirsiniz. Bu düzenli hareket durumu da sizi daha sağlıklı bir insan haline getirir. Hayvan sahipleri ister istemez sosyalleşir. Özellikle bir köpek sahibiyseniz gün içerisinde köpeğinizi gezdirirken başka bir köpek sahibiyle karşılaşmamanız ve sohbete başlamamanız mümkün değildir. Yaratılmış tüm canlıların içinde en özgür olanı insandır ve hepimiz diğerlerinden sorumluyuz. Sevgiyle kalın İclal.

Korkularımız

Hepimizin korkuları vardır. Bu korkular bazen bizi yapacağımız şeylerden alıkoyar bazen ise gözü kara davranarak korkularımızın üstüne gitmemizi sağlar.

Bir Hint masalına göre, kedi korkusu ile devamlı endişe içinde yasayan bir fare vardır. Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür. Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya baslar. Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürür. Ve der ki, ‘Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardım edemem.’

Eğer içinizde bir farenin cesareti varsa ne yaparsanız yapın korkularınızdan kurtulamazsınız. Öyle bir an gelir ki gerçekten korkmamız normalleşir ama çoğu korkumuz yersiz ve anlamsızdır. Mesela Bursa travestilerinden bir birey yaşadığı panik atak hastalığı yüzünden ölümden korkuyor ve sokağa bile çıkmadan evinde tek başına yaşıyor. Oysa onun bilmediği bir gerçek var. Ne yaparsan yap her canlı bir gün mutlaka ölecek. Ölümden kaçman imkansızken neden korkasın ki?

Başka bir travesti birey başarısız olmaktan, küçük düşmekten korkuyor ve toplum içinde fazla konuşmamaya çalışıyor. Onun bilmediği ise her insanın hata yapabileceği gerçeğinden başka bir şey değil. Bu dünyada korktuğun hiçbir şeyin senden daha büyük ve önemli olmadığını keşfettiğin gün aslan yürekli olursun yoksa hayatının sonuna kadar fare yüreği ile gezmek ve onunla birlikte gömülmek zorunda kalabilirsin. Şimdi bir karar ver. Hayatı aslan gibi mi yoksa bir fare gibi delikten deliğe saklanarak mı geçirecek sin? Haklısın korkular öğrenilmiş çaresizlik sonucu oluşuyor ve öyle travesti iclal korkma dedi diye bir anda korkmaktan vazgeçmek kolay değil. Bir de daha anne karnında ailemizden gelen genlerle bize geçen korkularımız var. Mesela köpek korkusu, hastalık korkusu gibi şahsen ben de genlerde geçen korkular için bir şey diyemeyeceğim. Ama sizi hayattan koparan korkular anlamsız ve onları arkanızda bırakıp yeniden özgüvenle sokaklarda yürümek için korkulara veda edin demeye devam edeceğim. Sevgiyle kalın.

Şanslı

Bazılarımız her zaman şanslıyken, bazı insanlar şansın yüzlerine hiç gülmemiş olmamasından şikayet ederler. Bundan yaklaşık on yıl önce bir psikolog bu konuda çalışmalar yapmış ve nedenini bulduğunu iddia ediyor. Çalışmasına başlamadan önce gazeteye ilan verip, şanslı ya da şanssız hisseden insanların kendisi ile irtibata geçmelerini istemiş. Bu davete icabet eden yüzlerce insan üzerinde çalışan psikolog şu sonuçlara ulaşmış.

Şanslı insanlar, daha rahat ve açıktırlar. Dolayısıyla, yalnızca aradıklarını değil, orada ne olduğunu da görürler. Önlerine çıkan fırsatları bir şekilde hep kaçıran insanlar ise mükemmeli ararken önlerindeki fırsatları görmeye zaman bulamazlar. Şanslı insanlar, dört ilke sayesinde şanslarını yaratırlar:

Şans fırsatlarını yaratma ve fark etme konusunda beceriklidirler, sezgilerini dinleyerek şanslı kararlar verebilirler, olumlu beklentiler sayesinde doğru çıkan tahminlerde bulunurlar. Şanssızlığı şansa dönüştüren esnek bir yaklaşım benimserler. Siz de şansız olduğunu düşünüyorsanız olaylara olumlu yaklaşmayı nötr olmayı deneyin. Mesela Bursa travestilerinden bir birey hayatı boyunca hep kötümser düşündüğü olayların kötü sonuçlar doğurduğunu fark etmiş ve bunu yakın bir travesti arkadaşıyla paylaşmış. Sonrasında normalde olması ihtimal dahilinde olmayan bir iş için fazlaca olumlu düşünmeye ve olayın mutlaka olumlu sonuçlanacağını düşünmeye bu olaya odaklanmaya başlamış ve mucize işte o zaman gerçekleşmiş. İnanmayacaksınız ama olmaz denilen iş olmuş. Yani aslında inanmak ve olumlu düşünmek şanslı olmak için tek başına yeterli bir kavram.

Şanslı olmak için; İçsel sezgilerinizi dinleyin; normalde doğru çıkarlar. Yeni deneyimlere ve normal rutininizi bozmaya açık olun. Her gün birkaç dakikanızı iyi giden şeyleri hatırlayarak geçirin. Önemli bir toplantı ya da telefon görüşmesi öncesinde kendinizi şanslı olarak hayal edin. Şans denilen kavram çoğu zaman doğru çıkan bir tahminden öte bir şey değildir. Özellikle baştan kaybetmeyi hedefleyen insanların şanslı olması neredeyse imkansızdır.  İnsanlar, neden şanslı ya da şanssız olduklarını tam olarak bilemeseler de düşünceleri ve davranışları, bu durumu büyük ölçüde açıklıyor. Ben şansız olduğum durumlar için bile kötü düşünmem hayırlısı böyleymiş der geçerim asla bunu şanslığa yormam. Bir laf var hani nasıl düşünürsen öyle olur diye siz de her olayda iyi düşüncelere sahip olun. Sevgilerimle travesti İclal.

Hayati yakala

 Ne anlamsiz cümleler kuruyoruz bazen örnegin hayati yakalamak, ani yasamak gibi oysa hayat bizim elimizde degil ki. Biz sadece dünya üzerinde kendine biçilen rolleri üstlenen piyonlariz ve oyun bittiginde bir kutunun içinde sah ve vezir ile birlikte bir sonraki oyunu bekleyecegiz. Bir de yüreginin götürdügü yere git sözü var ki bu da bana oldukça anlamsiz geliyor. Nasil yani dediginizi duyuyor gibiyim açiklayayim; siz hiç yüreginizin götürdügü yerlere gidebildiniz mi? Kolay bir sey mi ki bu dedigim. Üstelik bu kadar çok yargilayan, sorgulayan insanlarin arasinda imkansiz gibi geliyor bana. Sonra hayat bir gün o da bugün diyenler bu cümleleri sosyal medyada temcit pilavi gibi önümüze sürenler adeta gözümüze sokanlar, hayatinizin son günü olmadiktan sonra bugünün hayat olmasinin ne önemi var ki, ah ne yapalim yani insanlarin ne dedigini umursamadan ama sonrasinda dislanmis olarak mi yasayalim. Hos zaten biz travestiler onlarin istedikleri gibi yasasak da dislaniyoruz diyenler var bir de, dogrudur dislaniyoruz hem de ne dislanma ne yapsak bazilarinin gözüne batiyor. Bize hummaliymis gibi davranan homofobik insanlarla bir arada yasamak zorunda birakiliyoruz. Kader demek bazen bana çok az geliyor kaderin ötesinde bir seyler var söyleyemedigim.

Her neyse hayati yakalamak konusunda fazla istekli olmayan Bursa travestilerinden bir arkadasimin sürekli tekrarladigi bir laf var. “Agzimizla kus tutsak bu insanlarin gözüne girmeyiz” diye ben de ona bu konuda katiliyorum önyargilar insanda bir kere oturmussa maalesef degismiyor. Hayati bos kaygilarla geçirmek yerine anlamli ve güzel yasamak denilse oldukça anlamli olabilir ama kafana göre takilmak olursa is iste orada durmak lazim. Gittiginiz yol yanlissa yüreginizin götürdügü yere gitmenin anlami yoktur. , ‘Henüz vakit varken tomurcuklarini topla/ Zaman hala uçup gidiyor/ Ve bugün gülümseyen bu çiçek yarin ölmüs olacak. Bu benim hayati yakalamak ile ilgili en sevdigim sözlerden biridir. Insana önemli olanin zaman oldugunu ve farkina varmadan uçup gittigini çok güzel hatirlatiyor. “Carpe diem” yani Türkçesi hayati yakalayin.Saygilarimla.

Erkeklerinin Kabak Tadi Veren Cümleleri

Biz bu erkeleri yola getirene kadar sanirim dünyanin sonu gelecek tam iste adam oldular galiba diyoruz yok nerede? hep ayni anlamsiz bakislar, ayni soguk cümleler ve her zaman ayni sorulara hepsinden anlasmislar gibi anlamsiz cevaplar.

Anlamsiz diyorum çünkü maalesef erkekler biz kadinlar kadar ince düsünceli narin yapili yaratiklar olamiyorlar. Yeni bir iliskiye basliyorsunuz her sey harika giderken, siz bir adim ileriye götürmek için iliskiyi çabaliyor didiniyorsunuz onlar hayatim akisina birakalim bu kadar kasmaya gerek yok diyorlar.

Bir de tabi kadinlar hakkinda yanlis algilari yikmakta zorlaniyoruz genellikle erkekler kadinlara para düskünü, gezme meraklisi olarak bakarken biz onlara hayatimizin gerçek anlamlari olarak bakiyoruz. Daha yeni Bursa travestilerinden Bade, alti yillik beraberliginden ardindan adamin birlikte yasamaya hazir degilim cevabini almis. Iyi de kardesim adama sorarlar alti yildir aklin neredeydi?

Isler kendi istedikleri noktaya gelene kadar, gözüm senden baskasini görmüyor diyen bu adamlar is ciddiye binince birden bire ben daha dünyayi görecektim. Biraz ara mi versek gibi laflar etmeye basliyorlar. Bu erkeklerin bir kadinla ömür geçirme fikrine neden bu kadar soguk olduklarini anlamis degilim. Bir de klasik ayrilik cümleleri var ki evlere senlik neymis efendim biz daha iyisine layikmisiz. Ya ben de diyorum biz kadinlar daha iyilerine kayigiz diye ama maalesef sizden baska karsi cins yok olsa hiç düsünmeden onlarin kollarina atlariz yani. Kisacasi bu bayat kelimeler ve cümleler kabak tadi vermeye basladi. Biraz kendinizi gelistirip hiç degilse farkli cümleler kurmaya çalissaniz.

Tam bir konuda hakli oldugunuzu ispatlarsiniz lafi agziniza tikayip, tamam haklisin derler, çogunlukla cevap vermek yerine kisa bir ingilizce kelime ile okey diye konuyu keserler. Biz sizinle ne zaman adam gibi anlasmaya baslayacagiz. erkekleri anlama sanati ile ilgili bir yigin kitap okuyan travesti Buse bile onlarin hakkindan gelemedikten sonra bizim daha çok firin ekmek yememiz lazim geliyor.

Evet askim ben de seni üzmek istemem ama sen beni anlamiyorsun. Galiba son söylenecek sözü basta söyleyerek kendimizi korumaya almamiz gerekiyor. Dogru degil mi kizlar? Hadi bye.

Erkekler ve kankalari

Erkeklerin ikiz kardesleri sayilan kankalari iyidir hostur ama tabi kankalari kendilerinden habersiz sevgili yapincaya kadar. Yeni bir sevgili edinen kanka eskisi gibi hali saha maçlarina gelemez aksamlari sabaha kadar bar bar gezip dagitamaz ve en önemlisi kankasina yeterince vakit ayiramaz. Bu yüzden olsa gerek kankalariniz çoksa ve sevgilinizile tartisma yasayip ayrilma noktasina gelmisseniz yandiniz demektir. Artik o iliskinin üzerine bir bardak su içip, kankalariniza vakit ayirma vakti gelmistir. Kankalariniz sizi o kadar çok severler ki, ayrildiginiz sevgiliniz ile ilgili siz daha lep demeden leblebiyi agizlarindan çikariverirler. Neler olmaz ki bu söylemlerin içinde, “yok kankam o kadin sana yaramazdi biz sen üzülürsün diye bastan söylemedik, kanka kadin seni ikinci siraya koymus meger baska sevgilisi de varmis.” Gibi olmayacak laflarla sizi bu iliskiden öyle bir soguturlar ki, aklinizi basiniza alip biz neden kavga ettik, neden ayriliyoruz diye kendinize sormaya vakit bulamazsiniz. Artik koro halinde konusan arkadas grubunuz size eski sevgiliniz hakkinda daha önce hiç bilmediginiz aklinizin ucuna dahi gelmeyecek hikayeler uydurur ve siz de hepsini yer oturursunuz. Ne oldu ayrildiniz ve onu aramaya özür dilemeye firsat bulamadiniz bile. Zaten kankalariniz aman önce sen arama, naz yapiyor o seni mutlaka arar dememis miydi?  Sana geri dönecek, ayaklarina kapanacak diyenler de olmustu ama bak simdi hepsi kayboldu tek basina bir koltukta kara kara düsünen sen oldun. Oysa daha düne kadar onunla el ele kol kola oturuyordun o koltukta, gülüsmeler, oynasmalar esliginde ask filmleri izliyordun. Bundan sonra macera ve aksiyona devam merak etme yalniz kalmazsin kankalarin bitiverir dibinde.Bursa travestilerinden bir arkadasin dedigi gibi kendi kafasiyla is yapmayan baskasinin kafasiyla çok yol gidemez. Simdi senin o dostlarin, kankalarin seni her istedikleri yere sürükler dururlar. Sabahlara kadar dagitirsiniz. Sevgilin  bu arada yeni birini bulmus mudur, beni unutmus mudur? diye düsünüyorsan bos ver be kafa yormaya gerek yok. Ne demis ti kankan  “kadinlar kolay unutmaz geri dönersen hemen yelkenleri suya indiriverirler. Içlerinde bir çiçege tav olmayani yoktur.” Pisik avucunu yalarsin. Geçmis olsun, bu saatten sonra baska kapiya.

Mutluluk ve kadin

Mutluluk kavrami yeryüzünde sadece canlilar için ve özellikle insanlar için geçerli bir duygudur. Diger canlilarin böyle bir kaygisi yoktur. Yani bir kedinin gülümsemesi ya da çok mutluyum diye boynunuza atlamasini beklemeyin. Ama mutlu olmak için onu evinize alin yaptigi her davranistan zevk alirken mutlu olacaginizi fark edeceksiniz. Evcil hayvanlarin insanlari mutlu ettigi kanitlanmis bir bilgidir.

Kendinize acimasiz yorumlar yapmayin. Ay ne büyük burnum var acaba nasil saklasam demek yerine, ne güzel bir burnum ve bedenim var diterek kendinizi sevin. Mutsuzluklarin en birinci nedeni kadinlar için en azindan kendilerini begenmemeleri ile basliyor. Mutlu kadinlar her seye sahip oldugu gibi yanlis bir görüs var mesela ayaklari üzerinde durabilen, ekonomik özgürlügü olan, hiç kimseye ihtiyaç duymadan yasayan kadinlarin mutlu olduklarini varsayariz. Aslinda hiç gidip onlara mutlu musun diye sormadik belki de alacagimiz cevap, bu güne kadar inandigimiz bütün degerlerin yikilmasina sebep olacak. Benim çok mutlu bir arkadasim var mesela ama bu saydigim özelliklerin hiç birini tasimiyor. Bursa’da yasayan travesti arkadasimin ekonomik özgürlügü yok, annesi olmadan yasamak, ayaklari üzerinde durmak hiç isine gelmez. Ama yine de dünyanin en mutlu insani olmayi basarmis. Bir kadinin mutlulugu sadece kendine baglidir, kendiyle barisik olan, saglikli beslenen, her seyi dert edip, tez canli olmayan, sabretmesini bilen kadinlarin mutlu olup olmamak gibi bir sorunlari yoktur gidin sorun onlar her mevsim mutludurlar. Etraflarinda kendilerini mutlu eden insanlarla yasarlar, cinsel hayatlari yolunda gider, erkekte kusur arayip, sorun çikarmazlar. Hayati oldugu gibi kabullenebilen herkesin mutlu olmak için sansi vardir.

Dedim ya, mutluluk biz de baslar biz mutlu olmayi hayal ettikten sonra kim engel olabilir ki? Ayna karsisinda sürekli kusur buldugumuz bir beden yoksa, her yaz söyle güzel bir tatil yapabiliyorsak, hayati akisina birakip, her yeni dogan günese selam verebiliyorsak bizden mutlusu olamaz. Kafada baslayan bir duyguyu baska yerlerde aramaktan kurtulmak mutluluga atilan bir adim olacaktir. Beynimizi çikarip degistiremeyecegimize göre bakis açimizi degistirelim ve her kadinin mutlulugu hak ettigini unutmayalim. Mutlu kalin.

Kadinlara berber yolu göründü

Bugün günlük dergileri karistirirken gördügüm habere benden yorum yok. Anlatayim sizler yorumlayin.

Ingiliz bir doktorun yaptigi arastirmanin sonucuna göre erkeklerin ciltlerinin diri ve genç kalmasinin en büyük nedeni tiras olmalariymis. Buradan yola çikan doktor, kadinlar tiras olursa ne olur acaba bir merakla çiktigi yolda kendine uygun denekler bularak, bu kadinlarin haftada en az üç kez tiras olmalarini saglamis. Uzun bir süre tiras olan kadinlarin da tipki erkekler gibi ciltlerinin yenilendigini ve gençlestigini fark eden doktor yaptigi arastirmanin sonucunda kadinlar muhakkak tiras olmali demis.

Üstelik bu konu hakkinda geçmis üzerinde de incelemeler yapan doktorumuz Japon kadinlarinin bu teknigi yillardir uyguladiklarini ve ciltlerindeki güzelligi bu sekilde sagladiklarini kesfetmis. Simdi konu kisaca böyle sizce kadinlarin tiras olmasi gerekir mi, ya da daha basit bir deyisle biz de epilasyon ya da agdayla ugrasmak yerine tiras olup cildimizi yenilemeli miyiz?

Ben bu konuyu Ankara, Istanbul, Bursa ve Adana’da oturan travesti arkadaslara telefonda sordum. Aldigim cevap olumlu olunca sizinle de paylasmaya karar verdim. Oturup biraz da yabanci kozmetik haberlerine göz atinca kadinlar için tiras köpügü üreten çok ünlü markalarla karsilastim.  Sonuçta tiras olmak için erkekler için üretilmis köpükleri kullanacak degiliz.

Erkek tiras ürünlerinde kadin cildine zarar veren ürünler kullanilmis olabilir ayrica zaten erkek ürünleri erkekler için özel parfümlerle piyasaya sürüldügünden hiçbir kadin erkek gibi kokmayi istemez. Bizim kozmetik piyasasina henüz girmemis olan bu tiras köpükleri sanirim yakinda vitrinlerdeki yerini alir. Kozmetik reyonlarinda yerini aldigi gün, bir denemek gerekir.  Bakalim gerçekten de cilde faydasi var mi? Gerçi ben cilt denilince söyle bir durum düsünme taraftariyim sonuçta cildimizi doktora danismadan ne oldugunu bilmedigimiz ürünlerle tahris edebiliriz. Aslinda bu özeni her konuda göstermekte fayda görüyorum. Eczaneler disinda satilan cilt ürünlerinin güvenirliligi beni tatmin etmiyor. Bir kadinin en degerli hazinesi olan cildine öyle her duydugu ya da buldugu ürünü kullanmasi yanlistir. Ne olursa olsun kullandigimiz ürünleri doktorumuza sormaliyiz. Her kadinin cildi birbirinden farkli olduguna göre herkese göre dogru ürünün adi da degisecektir. Aman diyeyim dikkat! Biz degerliyiz ve önemliyiz kizlar, saglikli günler dilerim.

Dolandiricilar is basinda

Son zamanlarda cep telefonlariniza polis tarafindan gönderilen mesajlari okuyorsaniz? Dolandiricilarin is basinda oldugunu da biliyorsunuz demektir. Üstelik bu telefon dolandiricilari sadece akli kit insanlari degil çok okuyup profesör olmus insanlari bile kandirmakta oldukça ustalar. Normalde ben tanimadigim numaralardan gelen cagrilara pek cevap vermem. Ancak geçen gün telefonum sabahin erken bir saatinde aci aci çalmaya baslayinca belki önemli bir olay vardir diyerek açtim. Telefonun ucunda kendini Emniyet Amiri olarak tanitan kendinden emin bir ses, bana telefonumla ilgili sorular sormaya basladi. Tabi ben de daha ayilmamis saf gibi sorulan bütün sorulari içtenlikle cevapladim. Konusmanin bir yerinde karsidaki ses bana emirler yagdirmaya, terör örgütünün telefonumu ve banka hesabimi ele geçirip, beni kötü emellerine ortak etmeye çalistiklarini söylediginde ise birden uyandim. Hiç bozuntuya vermeden, ise uyanmamis gibi davranmaya devam ederek, diger cep telefonumla polisi arayip, konusmalari onlara dinlettirdim. Bir süre sonra evimin etrafini saran sivil polisler benimle yazili iletise geçtiler ve onlardan aldigim talimatlar sayesinde dolandiricilari bankadan para çekiyormusum gibi kandirarak kiskavrak yakalattim. Benim bu cesur davranisimi tebrik eden polisleri ben de yardimlarindan dolayi kutluyorum. Peki bütün olaylar böyle mi gerçeklesiyor tabi ki hayir. Mesela geçen yaz Bursa travestilerinden bir arkadasim oldukça yüklü bir parayi bu dolandiricilara kaptirdi. Bir baska arkadas ise bankada parasi olmadigini söyleyince yilarca biriktirdigi altinlari kaptirdi. Sayisiz örnek var böyle parasindan olan, içlerinde Türkiye’nin tanidigi profesörlerin, bürokratlarin oldugu bir listeyi hepimiz gazete ve dergilerden takip etmisizdir. Maalesef dolandiricilar halk bilinçlenince bu kez yasli insanlari kendilerine hedef olarak seçtiler ve emekli zar zor geçinen bu insanlarin üç kuruslarina göz diktiler. Ben banka subelerine gittigimde davranislari garip ve telasli halde olan bu yaslilara yardimi esirgemeden yapiyor ve dolandirilmalarina engel olmaya çalisiyorum sizin de etrafinizda böyle yasli insanlar varsa lütfen onlari uyarin. Mesela Istanbul travestilerinde travesti Ayda hiç üsenmemis sitesinde bulunan tüm yaslilari tek tek gezerek dolandiricilara karsi uyarmis, bunu yapmak bizim bir vatandaslik görevimiz bu nedenle kendimize bir görev edinelim ve artik bu dolandiricilarin yaslilarin parasini yemesine engel olalim. Insanligin ölmedigini kanitlayalim. Hoscakalin.

Marjinallik

Marjinallik, toplumun genelinden ayri, alisilmis kaliplarin disinda düsünmek ve davranmak hatta bunu her ortamda belli etmek demektir. Marjinal insanlarin baskalarindan farkli görünme dürtüsü onlari bazen asiriliga iter. Sokaklarda farkli görünmek adina olmayacak kiyafetlerle gezen insanlarin hepsi bunu marjinal olmak için yapmiyor olabilir. Bu onlarin kendilerini anlatis biçimi ya da özgün olma halleri olabilir.

Dünyada en marjinal insanlar çogunlukla ekmegini toplumda taninma üzerinden kazanan ünlülerdir çünkü onlarin her giydigi her söyledigi baskalari tarafindan taklit edilmeye açiktir. Belki siz de kiyafetleriniz ile degil düsünce tarzinizla marjinal olmayi seviyorsunuzdur yani kimsenin söyleyemedigi yapamadigi seyleri yapmak gibi…

Marjinallik ugruna Adana travestilerinden Özgü, anlasmali terzisine öyle ilginç kiyafetler diktirmis ki görseniz nutkunuz tutulur. Bir baska tanidigim Bursa travestilerinden Azra ise yazin bot ve kislik salla dolasip marjinal olmaya çalismaktadir. Marjinal gibi görünen herkesin bu akima kapilmis kisler oldugunu söylemek imkansizdir. Örnegin narsist denilen kisiler yani kendini herkesten üstün ve degerli görme hastaligina yakalanmis kisilerde baslarda marjinal izlenimi uyandirabilirler.

Bir de Histrionik bozukluk hastaligi var ki, bu durum genellikle çocukluk yaslarinda gereken ilgiyi ve sevgiyi görememis, istedigi her seye zorla sahip olmaya alismis insanlari tanimlar. Iste bu tam olarak bir hastaliktir ve tedavi edilmezse sonuçlari kötü olabilir. Histrionik kisilik bozuklugu bulunan hastalar, dikkatleri üzerine çekmeye çalisan, karsisindakine olumlu ve duygusal izlemin vermeye çalisan, rol yapiyormus gibi görünen, baskalarini etkilemeye çalisan ve bu hareketlerde bulunan kisilerdir. Bu kisiler yetiskinligin ilk dönemlerinde çevresinden onay alma ihtiyacinda olan, dikkat çekmek için farkli davranislar içine giren kisilik bozuklugu gösterir. Narsistlere göre çevresindeki kisilerle olan davranislarina daha fazla dikkat ederler. Daha çok kadinlarda ortaya çikan bu hastalik ileri düzeyde cinselligin bastirildigi hatta kadin gibi davranmaktan vazgeçmeye kadar gidebilir.

Bu hastaliga yakalanan kisiler etraflari tarafindan marjinal ilan edilmis iseler de aslinda durum bu kadar basit degildir. Hastalar gerçek duygularinin farkinda olmadiklarindan her zaman baska bir hayati yasarlar yani rol yaparlar. Bu durumda  olan kisiler hastaliklarini kabul etmedikleri için birilerinin yardimi ile mutlaka bir terapiste gösterilmeli belki de ileri seviyede bir hastalik için ilaç tedavisine baslanmalidir.

Kisacasi her gördügümüz farkli kiyafetli ya da farkli düsünceli insanlari marjinal kavrami içine sokamayiz. Altinda yatan bir hastaligin kesfini ise ancak konusunda uzman doktorlar yapabilir.  Narsistlik ya da Histrionik bozukluk bir hastalik iken marjinallik bir yasam biçimidir. Marjinal günler dilerim.