Etiket arşivi: İclal

Hayvan sever olmak

Hayvan sahiplerinin aşırı sevgilerini gördükçe anlam veremiyor musunuz? Size bu sevgi ve ilgi gösterisi biraz abartılı mı geliyor? O halde bir hayvanın bir insanın hayatında neleri değiştirebileceğinden ve karşılıksız sevginin verdiği o dünyanın en naif duygusundan haberiniz yok demektir. Ben tüm travesti bireylerin hayvan sevgisi olduğuna inanıyorum çünkü insanı seven tüm canlıları da sever. Hayvan dostlarımız hakkında; hastalık taşıyabileceği, saldırgan ve sağının solunun belli olmayacağı ve hatta eksik zekaya sahip oldukları gibi hurafelerin tam karşıtı bilimsel veriler var. Biz onların hayatını kurtarıyor gibi dursak da çoğu zaman onlar bizim hayatımızı kurtarıyor. Gelin bugün hemen bir hayvan sahibi olmanız için çok geçerli diğer nedenlere bakalım. Hayvan beslemek ciddi bir sorumluluk almaktır. Bu sorumluluğu aldığınızda da ister istemez belli bir disiplin dahilinde yaşamaya başlarsınız. Onu düzenli olarak beslemek, gezdirmek ve ona sevgi vermek gereklilikleri nedeniyle hayatınızı otomatik olarak düzene sokarsınız. Eğer hayatımda bir türlü sorumluluk sahibi bir insan olamadım diye yakınıyorsanız bir hayvan dostunuzdan yardım isteyin. Olayı sizin için çözecektir. Evinde beş kedisi iki köpeği olan Bursa travestilerinden Lale onlarsız bir hayatı düşünemediğini söylüyor. Şahsen benim evimde beslediğim bir hayvanım yok ama her hafta sonu gerekli mamaları alıp hayvan barınaklarına gitmeyi ihmal ettim ayrıca sokakta yaşayan tüm canlar benim her gün elimden geldiği kadarıyla onlar su ve mama koyarım beni görünce gözlerini içi parlayan bir kedi var ki sanki beni anlıyor. Sanırım ben de onu anlıyorum beni sahiplen diyor sanki bana. Hayvanlar doğalarının gereği olarak durmadan hareket halindedir. Siz ise doğanızdan koptuğunuzdan daha az hareketlisiniz. Bu nedenle bir hayvanı arkadaş edindiğinizde ona ayak uydurmak bahanesiyle daha aktif biri haline gelirsiniz. Bu düzenli hareket durumu da sizi daha sağlıklı bir insan haline getirir. Hayvan sahipleri ister istemez sosyalleşir. Özellikle bir köpek sahibiyseniz gün içerisinde köpeğinizi gezdirirken başka bir köpek sahibiyle karşılaşmamanız ve sohbete başlamamanız mümkün değildir. Yaratılmış tüm canlıların içinde en özgür olanı insandır ve hepimiz diğerlerinden sorumluyuz. Sevgiyle kalın İclal.

Biyolojik saat

Gün yirmi dört saat biz bu yirmi dört saatte defalarca değişiyoruz. Ruh halimiz vücut ısımız sürekli değişime uğrar. Biyologlar, doktorlar ve farmakologlar bu olağanüstü duruma “kronobiyoloji” adını veriyorlar. Altıda Kortizonun salgılanmasıyla organizma uyanıyor. Bu uyanma vücut için yavaş yavaş kalkmaya hazırlanma işaretidir. Metabolizma hareketlenir ve günün işleri için enerji ve protein hizmete hazır olur. Sabahın erken saatinde diyelim ki yedide vücut hala zayıf bir safhadadır. Bu nedenle bu saatte spor yapmaktan kaçının. Çünkü kalbe ve dolaşıma gereksiz yüklenmiş olursunuz. Spor yerine güzel bir kahvaltı edin, çünkü sindirim organları bu saatte iyi çalışır. Karbonhidratlar bizim için yararlı olacak enerjiye çevrilir. Saat sekizi gösterdiğinde bu saat cinsel yaşamınız için en iyi zamandır. Çünkü bezler fazla miktarda hormon salgılarlar. Romatizması olanlar uzuvlarındaki ağrıyı gün boyu daha kuvvetli hissederler. Sigara tiryakileri için de durum farklı değildir. Kahvaltı sigarası damarları her zamankinden daha fazla daraltır. Sabah sekizi mutlaka değerlendirin atlamayın en dinç olduğumuz saat budur. Siz de travesti bireyler gece geç yattığınızda bile erken kalkmaya çalışın. Dokuz olduğunda vücudun dinç, kuvvetli olduğu saattir. Herhangi bir hastalık için iğne olacaksanız bu en doğru zamandır. İğnenin ateş ve şişme gibi yan etkileri ender olarak görülür, vücudumuz röntgen ışınlarına karşı daha dirençlidir. Hastaneye randevu alacağı zaman hep bu saati seçen İstanbul travestilerinden Billur dokuzun uğuruna inanıyor. Saat öğleye yaklaşıyor ve on oldu. Organizma şimdi faaliyete, harekete hazır durumdadır. Fazla enerjiktir, vücut en yüksek ısısına ulaşmıştır, verimliliğimiz en üst düzeydedir. ‘Kısa süreli bellek’ iyi durumdadır. İnsan yaratıcı ve dinamik olur. Ancak dikkat edilecek noktaya gelince; saat on ile on iki arası enfarktüs olaylarına sık rastlanır. Öğle vakti on iki de vücudun dinlenmeye ihtiyacı vardır. Dikkat azalır ve insani uyku basar. Midedeki asit miktarı fazlalaşır (Hatta bir şey yemesek bile) Beyindeki kan akımı azalır. Çünkü kan sindirim organlarını desteklemesi için mide tarafından kullanılır. Öğle uykusu uyuyabilen kişilerde istatistiklere göre enfarktüse yüzde 30 oranında az rastlanır. Öğleye kadar biyolojik sistem bu şekilde işler buna dikkat edersek sağlıklı bir bünyeye sahip oluruz sağlıklı günler dilerim İclal.

Çekim gücünü nasıl kazanırız?

c

Çekici olmayı kim istemez şayet ben isterim eminim siz travesti bireylerde istersiniz. Bunu başarmanın pek çok yolu var biz işe sondan başlayalım bir kaçını anlatalım istedik.Fazlasıyla ateşli tartışma ortamlarda bile cool takılarak, sükûnetinizi korumalı, ne kadar güçlü bir karaktere sahip olduğunuzu insanlara gururla göstermelisiniz. Öfkenizi kontrol altında tutmak için uygulamanız gereken yöntemleri hemen şimdi buradan öğrenin! İnsanlarla muhabbet ederken, çalışırken, kahve içerken, yürürken, araba kullanırken… Aslında her zaman! Meraklı biri olmalısınız. Çünkü çekici kişilerin çoğu, sorgulamayı seven ve etrafında olup bitene karşı ilgili olan kişilerdir. Kendi kabuğunda yaşayan, hiçbir şeyi sorgulamayan tekdüze biri olmak istemiyorsanız eğer, merak edin. Çekici olmak burnu havada olmak demek değildir. Yani kibrinizin, kıskançlığınızın ve benzer duygularınızın, sizi daha çekici biri yapacağını zannediyorsanız yanıldığınızı bilmelisiniz. Bu negatif hisleri kalbinizden çıkartıp atmalı, onların yerine takdir etme, affetme, paylaşma gibi olumlu olanları koymalısınız. Hem dünyadaki hem de yaşadığınız ülkedeki gelişmeleri yakından takip edin. Gazete okumayı alışkanlık haline getirin. Her sabah yarım saatinizi haberlere göz atmak için ayırın. Girdiğiniz ortamda siyasetten mi konuşuluyor? Politik konulardan nefret ediyor olsanız bile ne azından söyleyecek birkaç cümleniz olsun. Emin olun, bu insanların yüzüne boş gözlerle bakmanızdan çok daha çekici bir hareket olacaktır. Zeki insanlar, diğerlerinin gözünde her zaman daha çekicidir, değil mi? Tabii ki öyle! Hatta isterseniz bu konuyu şöyle minicik bir örnekle inceleyelim. Diyelim k bir ortama girdiniz ve karşınızda dış görünüşü itibariyle fazlasıyla çekici bir kadın-erkek duruyor. İlk etapta aklınızda “öldüren cazibe bu olsa gerek” şeklinde şimşekler çakıyor. Ama o kişi ağzını açar açmaz olayın bütün büyüsü bozuluyor. Çünkü zekası bildiğiniz düşük denilecek nitelikte! İşte o an gözünüzde çekicilik namına hiçbir şey kalmıyor. Anlayacağınız; daha çekici biri olmak istiyorsanız hep daha zeki olmak için uğraşmalısınız. Zeka geliştirmek çok basit yapmanız gereken sadece araştırmacı olmak mesela İzmit travestilerinden Aslı her sabah internetten en az beş gazete okuyormuş ayrıca sosyal medyada yayınlanan konulara da göz atıyormuş. Bu sayede de girdiği her ortamda söyleyecek bir sözü oluyor. Ne yaparsanız yapın; ama asla taklitçi olmayın! Olmadığınız biri gibi görünmeye çalışarak, ne kendinizi ne de başkalarını kandırın! Bu şekilde, çekici olmaz, aksine iticinin alası olursunuz. Anlayacağınız; üzerinizde eğreti duran davranışlarla başkalarını etkilemeye çalışmayın. Ya da yapın ve kendinizi komik duruma düşürün! Siz bilirsiniz. Yok yapmayın sevilin çekici kalın sevgiler İclal.

Veren el ol

ver

Bu dünya kimseye kalmıyor sonunda hepimiz kazandığımız her şeyi geride bırakıp ölüp gideceğiz. Önemli olan gittiğimiz yer için çalışmak bunun yolu da açık elli olmaktan geçiyor. Yani vermesini bilmeliyiz. Vermek bizi insan yapan en önemli unsurlardan biridir. Vermenin almaktan üstün olduğunu birçok insan bilmesine rağmen, vermek hep zor gelmiştir insana. Fazla değer verip, bağlanmışız elimizin altındakilere. Hiç kaybetmeyecek gibi aşırı sahiplenme tutkusu, esir almış sanki tüm benliğimizi. Oysa bize verilen her şeyi, asıl sahibinin isteğine uygun tasarruf etmeliydik. Hangi endişe ve ince hesaplar, bizlere bunu yaptırmaktan alıkoymakta acaba. Oysa Allah için verdiğinden dolayı malı eksilen veya fakirleşen tek bir insan olmamıştır bu güne kadar. Veren el, alan elden daima üstündür toplum nezdinde. Vermenin neden üstün olduğunu ve verenlerin nelerle müjdelendiğini anlayabilseydik ve sahip olduklarımızdan bize ait olanların sımsıkı tuttuklarımız değil, Allah için verdiklerimiz olduğunu bilecektik.   Şu husus özellikle iyi anlaşılmalıdır ki, veren el olmak birilerinin sürekli vermesi, bir takım insanlarında hiç çalışmadan kendilerine verilmesini beklemesi anlamına gelmemelidir. Bireyler çevresine yük olmamak için daima üretici, çalışkan,  ihtiyaçlarını karşılayacak kapasitede olmalı ve bunun sonucu olarak da veren el konumuna gelmeyi hedeflemelidir. Nitekim kişinin çalışmasına rağmen başkasına muhtaç olması, hiçbir şey yapmayıp, başkalarının yardımını isteme zilletine düşmesinden daha hayırlıdır. Ben daima etrafımdan başlarım gözlemlemeye kimin ne ihtiyacı var diye bakarım eminim sizler de öyle yapıyorsunuz. Dünya malını artırıp saklayacağız da ne olacak diyor Ankara travestilerinden bir dostum be bildiğim kadarıyla iki genci okutuyor. Kazandığı para çok değil belki ama birilerine vesile olması hiçbir parayla ölçülemez. Hiç bir ey yapamayan travesti bireyler için ise sokak hayvanlarına bakmalarını öneriyorum nihayetinde onlar da bir can ve sadece bizim yemediğimiz artıklarla onları doyurmamız mümkün olacaktır. Maddiyatın vermek ile hiç ilgisi yok. İstedikten sonra en fakirimiz bile bir canlıya umut olabiliriz. Sadece sevmek başını okşamak bile yetecektir. Sevgi dediğiniz bedava parayla alınmaz ama sadece gönülden verilebilir gönlü geniş dostlarım bunu siz zaten çok iyi biliyorsunuz. Hayır işleyenlerden olmanız dileğiyle sevgiyle kalın İclal.

 

 

 

 

Enerjini kaybetme

enerji

Enerji bitmeyen piller gibi değildir bazen taşar bazen yorar bazen ise gelmek için sizi günlerce bekletir. Kaybolan enerjinizi yeniden elde etmenin basit bir takım yolları vardır. Öyle ya da böyle hepimizin çok istediği şeyler var. Hepimiz zenginlik veya başarı istiyoruz. Her ikisi olursa daha iyi olur tabii. Ama hırsımız enerjimizi bloke eder. Bizi bir girdabın içine sokar. Adına negatiflik diyebileceğimiz bir enerji girdabına gireriz ve çoğunlukla çıkamayız. İşte bundan kurtulmanın en kolay yolu hırslarımızı bırakmamızdır. Arzularımızı ve isteklerimizi saplantı haline getirmemeli ve olan şeyleri kabul etmeliyiz. Çevre çok değişik bir faktördür. Sizi teşvik eden insanlar olacağı gibi enerjinizi bloke eden negatif insanlarda olacaktır. Onları takmamaya çalışın. Bu aileniz veya iş arkadaşlarınızdan biri olsa bile. Onu göz ardı ettiğinizde artık sizinle çok fazla uğraşmayacaktır. Bizi bloke eden en önemli nedenlerden biri doğru alışkanlıklar elde edememiş olmamızdır. Yoga, spor, yürüyüş, meditasyon ve dua bize çok iyi gelen şeylerdir. Genellikle hiç biri hayatımızda yoktur. Olumlama yapabilir ve dua edebilirsiniz. Çok hızlı bir şekilde enerjinizin blokesinin kalktığını göreceksiniz. Bizi biz yapan insanlarla bizi bizden çıkaran insanların ayrımını doğru yapabilirsek hayata bakış açımız bile değişir. Yeniden dünyaya gelmenize gerek yok kendimize gelelim yeter. Enerji gerçek bir olgudur ve tüm bedeni sarar. Enerjinizi bloke eden sadece manevi olaylar değildir. Maddi olarak vücudunuz içindeki enerji noktaları bloke olmuştur. Bu noktaları bilmenize gerek yok sadece tüm bedeninizde pek çok çakra noktası olduğunu bilin. Tüm bedeninizin bir ışık olduğunu hayal edin ve bedeninizin tüm enerji noktalarından çıktığını düşünün. Bedeniniz enerji ile aydınlanıyor. O halde insan bir enerji olduğuna göre enerjimiz olmadan oturduğumuz koltuktan bile kalkamıyorsak yapmamız gereken bu enerjiyi açığa çıkarmaktır. Geçen yıl can dostum Ayda ( Ankara travestileri ) bir meditasyon derneğine üye olmuş onun tavsiyesine üzerine ben de birkaç seans katıldım. İşin doğrusunu söylemem gerekirse başlarda bana biraz saçma işler gibi gelse de sonrasında o meditasyonun faydasını çok gördüm. Şimdi ne zaman enerjim düşse orada öğrendiklerimi uygulamaya koyuluyorum. Enerjiniz ve ışığınız hiç sönmesin sevgiler İclal.

 

Mekanlara kalıcı temizlik

mekanb

Yaşadığınız mekanlar kim bilir ne acılar yaşadı eskidi, kirlendi ama habersiz o acıların üstünde yaşamaya devam ediyoruz. Hayatımızda sürekli aksi giden işlerimiz oluyor ama hiç bağlamıyoruz yaşadığımız mekanlardaki kirliliğe biten bir ilişkinin ardından hiç aklınıza geldi mi yaşadığınız yeri temizlemek. Öyle normal bir oda temizliğinden bahsetmiyorum ben ruhunu temizlemekten bahsediyorum. Odaların mekanların ruhu olur mu demeyin olmaz mı? Aileden biri vefat ettiğinde mutlaka bir enerjisel mekan temizliği yapın. Mekan temizliği için yapılması gerekenlerden yazmak istiyorum bugün sizlere. Ben de bu tekniği Ankara travestilerinden Bade’den öğrendim inanın önce işe yarayacağına inanmadığım için şimdi kendimden utanıyorum çünkü gerçekten işe yarıyor.Benim sevdiğim beş element tekniğini uygulamak için sırasıyla şunları yapın. Havaya enerji verici ve doğal aromatik yağlardan oluşan özel karışımlar hazırlayarak sıkın.

Arındırıcı etki için:  Greyfurt, Biberiye ve Çay ağacı

Enerji vermek için:  Lavanta, Sardunya ve Bergamut

Canlandırmak için:  Adaçayı, Lavanta ve Nane

Sakinleştirmek için:  Lavanta, Papatya, Portakal ve Sandal ağacı karışımlarını su dolu bir kaba karıştırıp havaya sıkın. Biraz ses yaratın. Ses enerjiyi canlandırır, özellikle köşelerdeki ölü enerjiyi sarsmak için iyidir. Bir enstrüman seçin ve evin içinde köşelerden geçerek bir tur atın. Adaçayının dumanı negatif enerjiyi emer. Uzun bir adaçayı demeti yakıp dumanı tüm odalardan geçirin. Adaçayı bulamıyor ya da bunu yapamıyorsanız tüm odalarda mum yakın. Odalara üstü açık kaplarda çörekotu bırakın. Çörekotu toprak enerjisi getirir ve kalan son negatif enerjiyi alır. Bir enerjisel mekan temizliği ziliyle metal sesi yaratın, metal tüm enerjiyi yeniler. Bu zile sahip değilseniz normal bir zil kullanın. Bitirdikten sonra tamamlayıcı olarak eve güzel ve taze çiçekler alın ve hoş vibrasyonu olan müzikler çalın. Sevgi frekansında kalmaya ve güzel sevgi sözleri kullanmaya dikkat edin. Amerikalı yerliler davul ve çıngırak çalarak adaçayı yakarlarken Çinliler çanlar, ziller çalıp tütsü yakarlar. Avrupalılar kutsal su, mum, tuz, çiçek ve dualar kullanırlar. Orta doğuda buhur, sarı sakızı ve aselbent sakızı popülerdir. Anadolu geleneklerinde sarımsak asılır, adaçayı yakılır, ortam tuzla yıkanır, yeni doğan bebekler tuzlanır. Siz hangi yöntemi beğenirseniz onu uygulayın ama ihmal etmeyin sevgiler İclal.