Etiket arşivi: istanbul travestileri

Biyolojik saat

Gün yirmi dört saat biz bu yirmi dört saatte defalarca değişiyoruz. Ruh halimiz vücut ısımız sürekli değişime uğrar. Biyologlar, doktorlar ve farmakologlar bu olağanüstü duruma “kronobiyoloji” adını veriyorlar. Altıda Kortizonun salgılanmasıyla organizma uyanıyor. Bu uyanma vücut için yavaş yavaş kalkmaya hazırlanma işaretidir. Metabolizma hareketlenir ve günün işleri için enerji ve protein hizmete hazır olur. Sabahın erken saatinde diyelim ki yedide vücut hala zayıf bir safhadadır. Bu nedenle bu saatte spor yapmaktan kaçının. Çünkü kalbe ve dolaşıma gereksiz yüklenmiş olursunuz. Spor yerine güzel bir kahvaltı edin, çünkü sindirim organları bu saatte iyi çalışır. Karbonhidratlar bizim için yararlı olacak enerjiye çevrilir. Saat sekizi gösterdiğinde bu saat cinsel yaşamınız için en iyi zamandır. Çünkü bezler fazla miktarda hormon salgılarlar. Romatizması olanlar uzuvlarındaki ağrıyı gün boyu daha kuvvetli hissederler. Sigara tiryakileri için de durum farklı değildir. Kahvaltı sigarası damarları her zamankinden daha fazla daraltır. Sabah sekizi mutlaka değerlendirin atlamayın en dinç olduğumuz saat budur. Siz de travesti bireyler gece geç yattığınızda bile erken kalkmaya çalışın. Dokuz olduğunda vücudun dinç, kuvvetli olduğu saattir. Herhangi bir hastalık için iğne olacaksanız bu en doğru zamandır. İğnenin ateş ve şişme gibi yan etkileri ender olarak görülür, vücudumuz röntgen ışınlarına karşı daha dirençlidir. Hastaneye randevu alacağı zaman hep bu saati seçen İstanbul travestilerinden Billur dokuzun uğuruna inanıyor. Saat öğleye yaklaşıyor ve on oldu. Organizma şimdi faaliyete, harekete hazır durumdadır. Fazla enerjiktir, vücut en yüksek ısısına ulaşmıştır, verimliliğimiz en üst düzeydedir. ‘Kısa süreli bellek’ iyi durumdadır. İnsan yaratıcı ve dinamik olur. Ancak dikkat edilecek noktaya gelince; saat on ile on iki arası enfarktüs olaylarına sık rastlanır. Öğle vakti on iki de vücudun dinlenmeye ihtiyacı vardır. Dikkat azalır ve insani uyku basar. Midedeki asit miktarı fazlalaşır (Hatta bir şey yemesek bile) Beyindeki kan akımı azalır. Çünkü kan sindirim organlarını desteklemesi için mide tarafından kullanılır. Öğle uykusu uyuyabilen kişilerde istatistiklere göre enfarktüse yüzde 30 oranında az rastlanır. Öğleye kadar biyolojik sistem bu şekilde işler buna dikkat edersek sağlıklı bir bünyeye sahip oluruz sağlıklı günler dilerim İclal.

Estetikli olmak ya da olmamak

Kadınların en büyük derdi olan yaşlılık maalesef biz istemesek de zamanla en önce yüzümüzdeki çizgilerle kendini belli etmeye başlıyor.

Yaşlanmanın ilk belirtileri göz çevresinde ortaya çıkıyor. Yaklaşık otuzlu yılların başında göz çevresindeki sıkılıkta bir azalma hissediyorsunuz. Ne oluyor derken yorgun olduğunuz günlerde göz altlarında hafif şişlikler ve mor daireler fark ediyorsunuz. Kazayağı dediğimiz gülmeye bağlı mimik çizgileri beliriyor. Hepimizde vardır herhalde değil mi? Bu kaz ayakları yüzünden gülmekten çekinen travesti bireyler olduğunu biliyorum. Estetik cerrahlarla tanışmak daha korkutucu tekliflere maruz bırakabilir endişesiyle belki de ilk botoksunuzu bir güzellik merkezinde başka birilerine yaptırıyorsunuz. Ve bir kere yaptırınca sanki yaşlanma ile olan sulhunuz bozuluyor; artık karşı cephelerde onunla sürekli mücadeleye girmek zorunda olan bir estetik neferisiniz. Estetikli olmak o kadar da kötü bir durum değil sonuçta önemli olan kendinizi iyi hissetmeniz bu konuda oldukça deneyimli olan İstanbul ve Ankara travestilerinden konu hakkında görüşlerini aldım. Gerekiyorsa çekinmeden yaptırın diyorlar ki ben de aynı görüşü paylaşıyorum. Mutlu hissetmek bir kadının hakkıdır ve bunun için estetik gerekiyorsa yapılacaktır. Bu tür detaylara dikkat ederek yaşlanmayı ve deformasyonu geciktirmek, gereken yerde de estetik yardım almak size daha mutlu ve özgüvenli bir yaşam sağlayabilir. Estetikte amaç 60 yaşında iken genç kız gibi görünmek (ve giyinmek) olmamalıdır. Doğru yaklaşım farkındalık kazanıp önlemler almak ve zamanı geldikçe, biriktirmeden, gereken işlemleri yaptırmaktır. Nasıl altı ayda bir diş temizliği yaptırıyorsak, senede bir kez yüzümüze cilt soyucu bir bakım yaptırmamız da gerekir. Zira yüzümüz de sürekli yıpratıcı dış etkenlere açık kalmaktadır. Ayrıca yaşlanmayla ortaya çıkan olumsuzlukların birbirini tetikleyebileceği de bilinmelidir. Örneğin üst göz kapağı veya kaş düşüklüğünü düzelttirmemek sürekli kaşlarınızı kaldırmanıza ve alında derin çizgiler oluşmasına yol açabilir. Aşırı büyük memelerin veya sarkan bir karnın omurga dengesini bozması da diğer bir örnektir. Nerenizden rahatsız oluyorsanız düzeltirin ama mutlaka bu konuda uzman ellere bırakın kendinizi sağlık konusu oldukça ciddi bir konudur. Sırf daha ucuz diye ne olduğu belli olmayan kuruluşlara güvenmeyin. Sevgilerimle travesti İclal.

Kahve için

Dünyanın önde gelen üniversitelerinden kahve hakkında çok şaşıracağınız açıklamalar geldi. Kahve aslında sağlığa zararlı değil çok yararlıymış. Kahvenin şeker, yüksek tansiyon ve depresyon riskini azalttığı ortaya çıktı. Kahve insanı diri ve uyanık tutuyor. Eğer çok yorgun ve bitkinken bir bardak kahve içerseniz, olaylara reaksiyon gösterme yetiniz artar. Dikkatiniz yükselir, daha mantıklı düşünürsünüz. Aklınızı olayları çözümlemede, analizlerde daha rahat kullanmaya başlarsınız. Sıkı durun biz travestileri en çok ilgilendiren kısmına geliyorum. Günde üç beş fincan kahve içmek, güzelleştiriyor ve zayıflatıyor. Kafein maddesi, vücutta biriken yağ- şeker gibi şeylerle etkileşime girer ve hızla kalori tüketilmesini sağlar. Örneğin yemekten sonra içilen bir bardak espresso, diyete katkı sağlar. Kavrulmamış bir kahve çekirdiği içerdiği niacin maddesi nedeniyle vücudu yeniler, nemlendirir ve bakımlı bir cilt görüntüsü ortaya çıkarır.

Yirmi iki yıl boyunca 125.000 kişiyle yapılan araştırmalarda, karaciğer sorunu yaşayanların günde bir fincan kahve ile alkolün olumsuz etkilerinden kurtulduğu, kansere yakalanma riskinin beşte bir oranına gerilediği, ayrıca karaciğer yağlanmasının da ortadan kalktığı tespit edilmiştir. Kahve içenlerin vücutları salgıladığı çeşitli maddelerle, insanlarda mutluluk hisse uyandırır. Ayrıca kahve içenlerin depresyona yakalanma oranı, içmeyenlerden yüzde 10 daha düşüktür. Düzenli olarak kahve içerek kafein alan kişi, parkinson denilen titreme hastalığından kurtulabilir. Kanadalı araştırmacılar, kafeinin parkinsonlu hastalar üzerinde olumlu etki yarattığını, titreme semptomlarını azalttığını ortaya koydu. Ben de günde iki fincan Türk kahvesi içmeden günü bitirmem. Sabah kahvemi, İstanbul travestilerinden Aşkın ile akşam kahvemi ise Bakırköy travestilerinden Ayda ile içerim. Aralarda da mutlaka neskafemi dışarı çıktığım mekanlarda alırım. İstanbul’da kahve konusunda çok iyi mekanlar keşfettim. Bir gün belki sizlerle gezeriz.

Birçok sebze, böğürtlen çeşidi ya da fındık-fıstıkta bulunan bir özelliği barındıran kahve, bazı kanserli hücrelerin ve tümörlerin yok edilmesini sağlıyor. Antioksidan özelliği tıpta kullanılabiliyor. Vücut, kahveye, diğer besinlere göre daha kolay reaksiyon verebiliyor. Amerikan Kimya Birliği tarafından doktorlar için düzenlenen konferansta açıklandı. Kahve çekirdeğinde çeşitli asitler, kan şekerini düzenliyor. Bunun için günde 4 fincan kahve öneriliyor. Fazlası ise keyfe kalmış. Afiyet olsun travesti İclal.

Elalem ne der?

Hepimiz başkalarının bizim hakkımızdaki düşüncelerini önemseyerek bir hayat süreriz. Kısacık ömrümüzü başkalarının iki dudağına mahkum ediyoruz. Zaten bu yüzden değil mi mutsuzluğumuz, hayallerimizin peşinden koşmakta çekingen davranmamız. Bu hayat benim! Her ne kadar yaşadığımız toplumda bunu diyebilmek biraz cesaret işi olsa da cesaretle yapmamız gereken şey de sadece bu.

Bu hayatı yaşayan, içinde olan, tüm sorunlarla yüzleşen sizsiniz. En özeline kadar her şeye hakim olan yine sizsiniz, dolayısıyla sizin için neyin iyi neyin kötü olduğunu bir başkasının bilmesi mümkün değil, bu kişiler anne babanız olsa bile. Dolayısıyla hayatınızı yaşarken en iyisini bilen kişinin dediklerini yapmaya özen gösterin. Yani kendi iç sesinizi dinleyin. Belki kendinize ayak uydururken birçok hata yapacaksınız, yanılacak, aldatılacaksınız ama kime ne? Sizin için neyin iyi olduğunu sizden daha iyi kimse bilemez. Başkası için çok doğru olan bir şey sizin için tamamen yanlış olabilir. İnsanlar sizi tamamen genel doğrulara göre yargılayacaktır. Kendilerine iyi gelmiş şeylerin size de iyi geleceği varsayımıyla hareket edeceklerdir. Oysa onlarda işe yarayan şeyin sizde de işe yaraması diye bir şey söz konusu bile değildir. Onun için boş verin onların tecrübelerini, siz kendi tecrübelerinizi edinin.

Bu konuda mağdur olmayan bir tane bile travesti birey olduğunu sanmıyorum. Herkes bizim hayatımızda kendini söz sahibi sanıyor. Bilmedikleri ise bizim aklımızın bize yetip arttığıdır. Başkaları ne der diye hareket edip zarar görürsen, kimseden hesap soramazsın. Kimse bu konuda sorumluluk almaz. Sen de çok iyi biliyorsun bu anlattıklarımı yaşadığın Adana’da sonrasında göçüp geldiğin İstanbul’da aynı şiddetle yaşadın. Sen hep iyi ve doğru bilinene şeyleri yapmaya çalıştığın halde kimsenin umurunda dahi olmadın. İnsanların düşünceleri günden güne değişebilir. Hepimiz değişiyoruz, fikirlerimiz, düşüncelerimiz günden güne farklılaşabiliyor. Dolayısıyla eğer “kim ne der” üzerine bir hayat kurarsan insanların değişim hızına yetişemeyebilirsin. En iyisi kendini baz almak, kendi hızına göre yaşamaktır. Sen hayatın hakkında bir karar verirken belki aylarını harcıyorsun, peki ama niye 2 dakika düşünmeyen insanların düşüncelerine göre davranasın ki? Seni kim senin kadar önemseyebilir? Kim senin kadar kafa yorar senin hayatına? Güzel kardeşim içinden geldiği gibi yaşamaya devam etmelisin bu hayat sana bir kez verildi ve onu istediğin gibi harcayabilirsin. Sevgilerimle travesti İclal.

Kendinizi sevin

Bugüne kadar hep başkaları için yaşadınız, hep başkalarını sevdiniz. Şimdi kendinizi sevme, kendinize kucak açma zamanı. Peki kendimizi nasıl seveceğiz? Öyle “ben kendimi seviyorum” demek yetmiyor, kendinize emek vermeniz ve bu yolda kararlı olmanız lazım. Ben size güveniyorum ve bu yolculuktan çok keyif alacağınızdan eminim. Unutmayın hepimiz Yaradan’ın özenerek yarattığı, eşsiz parçalarıyız, Sen’den başka bir tane daha yok bu dünyada.

Önce şu kendimizi her daim eleştirme huyumuzdan vazgeçiyoruz. Yaptığınız her güzel davranış için utanmayın aferin banan deyin korkmayın ya bencil falan değilsiniz sadece artık kendinizi sevmeyi öğreniyorsunuz. Sıklıkla başka insanların bizi eleştirdiğinden yakınırız, oysa bütün gün yaptığımız iç konuşmalarla kendimizi beğenmeyen, eleştiren, yargılayan biziz. Dikkat edin, içinizi dinleyin gün boyunca kaç kere kendi hatalarınızı yakalıyorsunuz, kendinizi yargılıyorsunuz. Ve sonra enerji bedenlerinizden etrafınıza beni eleştir, ben eleştirilmeye layığım sinyalleri yayıyorsunuz ve etrafınız sizi eleştiriyor. Unutmayın dışarısı sizin içinizin yansıması, siz hangi yayını yaparsanız onlar size öyle davranıyor. Siz kendinizi eleştirmeyi bıraktığınızda dışarıda da sizi eleştiren kimse kalmayacak.

Hepimizin hataları, yanlışları, eksiklikleri olacak. Hepimiz insanız, mükemmel değiliz. Bugün ve her zaman kendinize hata yapma, yanlış yapma, başarısız olma hakkı tanıyın. Nasıl ki başarılı olma hakkımız varsa başarısız olma hakkımız da var, bugün bu hakkı kullanın. Mükemmel olma zorunluluğunuz yok, mükemmelmiş gibi davranmamayı öğrenin, kasmayın kendinizi. Mükemmel olma zorunluluğu omuzlarınıza çok büyük yük yükler ve aslında hayatınızda neyi iyileştirmeniz gerektiğini görmenizi engeller. Bunun yerine sizi diğerlerinden farklı kılan, eşsiz, iyi yönlerinize odaklanın. Farklılıklarınızı keşfedin, ne de iyisiniz, bunlar için kendinizi takdir edin. Kimseden takdir, onay, övgü beklemeyin; bu takdiri kendinize verecek olan sizsiniz. En son ne zaman kendinize teşekkür ettiniz? Hepimizin bu dünyada oynayacağı eşsiz bir rol var ve kendimize karşı eleştirel yaklaştığımızda o rolü engelleriz. Ben travesti İclal olarak yaptığım hataları kabul ediyorum ama en azından hepsinin üstesinden başarıyla kalktığımı zor dönemleri tıpkı siz Ankara, İstanbul, İzmir travestileri gibi artık kendimle barışıp kendimi takdir etmeye başladığımı söyleyebilirim. Devir yerin dibine girme değil çıkma zamanıdır. Kaldırın başınızı ve ben de varım diyin. Bir insanı sevmekle başlayacak her şey diyorlar inanmayın gerçek yaşam kendinizi sevmenizle başlayacak. Sevgiyle kalın.

Gidilmeyen yol

Bazı yollar temiz ve pürüzsüz, diğerleri ise kasisli ve engellerle doludur. Bu yollar bizi cesur olmaya, risk almaya ve bilinmeyeni keşfetmeye teşvik etse de, işin aslı, hangi yolu seçerseniz seçin, tıkanacağınız bir an gelecektir. Böyle durumlarda, aşağıdakileri göz önünde bulundurarak, “Şimdi ne olacak?” demekten kaçınmalı ve ne yapmanız gerektiğine hızlıca karar vermeniz gerekir.

Bir laf vardır hani bilmemek değil öğrenmemek ayıp diye işte biz de bilmediğimiz yoları en ince detaylarına kadar öğrenmeli ve bunun için gereken tüm emekleri sarf etmeliyiz. Çoğu insan, anında yanıt veremediği ya da karşılaştığı her sorunu öngöremediği için kendini hırpalayarak daha baştan tıkanıp kalır. Hiç kimse her şeyi bilemez ve hiç kimse her şeyi öngöremez. Dolayısıyla, bu konu üzerinde çok zaman harcamayın. Duraklayın ama asla durmayın. Eldeki durumu değerlendirmek, gerçek sorunun ne olduğunu ve hangi olası çözümlerden yararlanılabileceğini keşfetmek için zaman ayırın. Ama olan bitenler üzerine çok fazla kafa yormayın, hızınız kesilir. Duraklayın ama durmayın ve yapmanız gerekeni yapmaya devam edin. Herhangi bir kimse bana ‘Ne yapacağımı bilmiyorum’ derse, ona “Ne yapacağını bilseydin ne yapardın?” diye sorarım. Anlamsız bir soru gibi görünüyor ama çoğu zaman, soruma yanıt verebildiklerini görüyorum! Bazen soruna o kadar odaklanırız ki, aslında çözümü bildiğimiz gerçeğini unuturuz. Bu soruyu sormak, bizi sorunları çözmeye odaklanmaya iter.

Ne yapacağını bilenlerin sizden bir fazlası olmadığını unutmayın o sadece ne yapacağını öğrenmiş kimsedir. Şimdi travesti İclal olarak bilmediğim her konuya balıklama atlamak gini bir huyum yok ama eğer bilmiyorsam öğrenmeyi de akıl edemiyorum diye sorarım kendime öğrenmeyi öğrenmek terimi kafanızı karıştırdı değil mi? Yok yok hiç korkmayın bilmek çok değerlidir ama bilgiyi doğru yerde doğru zamanda kullanmak paha biçilmezdir. Bütün yanıtları tek başınıza bilemeyeceğinizi kabullenmek, yapılması en zor işlerden biridir. Ne var ki, tek bir kişi bütün yanıtları bilemez. Ancak sizin yanıtı bilmemeniz, hiç kimsenin de bir yanıtı olmadığı anlamına gelmez. Ben her soruya korkusuzca bildiği kadar cevap verebilen İstanbul travestilerinden bir arkadaşımı kendime örnek aldım ve az olsa da hiç ilgim olmasa da bazı konuları bilmeyi kendime adet edindim.Gidilmeyen yollarda gittiğinizde attığınız her adımda bir iz bırakırsınız. İzlerinizin çoğalması dileğiyle hoşcakalın.

Yargılamadan bir gün

Hiç kendinize bir gün, yalnızca tek bir gün boyunca hiç kimseyi yargılamama ve herkesi olduğu gibi kabul etme fırsatı verdiniz mi? Çoğumuz bunu yapmanın çok zor olduğunu düşünürüz.

Birisini yargılamadan, bırakalım koca bir günü birkaç dakika geçirmek bile pek ender rastlanan bir durumdur. Üzerinde azıcık düşünürsek, ne kadar sık kendimizi ve başkalarını yargıladığımızı fark ederek dehşete kapılırız. Yargılayıcı olmaya son vermenin olanaksız olduğunu bile düşündüğümüz olur. Oysa gerekli olan yargılayıcı olmaktan vazgeçmeye istekli olmak ve mükemmeliyetçilik anlayışından uzak durmaktır. Geçmişten kalma kötü bir alışkanlık olan başkalarını değerlendirmek ve karşı değerlendirmeyi davet etmek, en iyi koşullarda şartlı sevgiyi, kötüsünde ise korkuya yol açar.

Şimdi sizden bir şey isteyeceğim. Sadece bugün hiç kimseyi yargılamayacağım diyelim. Bakalım neler olacak. Çoğumuzda dar görüşlülük diyebileceğimiz bir kusuru vardır; insanları bir bütün olarak göremeyiz. Karşımızdaki insanını tek bir özelliğine takılır ve bu yalıtılmış özelliği de hatalı buluruz.

Buna şaşırmamalı; hepimiz yapıcı eleştiri adı altında tebdili kıyafet etmiş yanlış buluculuğu öne çıkaran okul ve ev ortamlarında yetiştirildik. En masumumuz bile başkalarında gördüğümüz yanlışları sanki biz hiç yapmıyormuşuz gibi kınarız. Mesela geçenlerde bir travesti arkadaşım İstanbul travestilerinden bir arkadaşın saçlarına yorum yaparken ay ne kötü bir kırmızıya boyatmış deyiverdi oysa daha geçen sene kendiside aynı kırmızı saçla uzun süre dolaşmıştı. Neden böyle yapıyoruz acaba en azından kendime çok sordum bizde ki bu başkalarını kınama huyu nerden geliyordu?

Başkalarını yargılamamayı ve oldukları gibi kabul etmeyi öğrendiğinizde, kendimizi de olduğumuz gibi kabul etmeyi öğrenmiş oluruz. Düşündüğümüz, söylediğimiz ya da yaptığımız her şey bir bumerang gibi bize geri döner. Yargılarımız, eleştiri, hiddet ve diğer saldırı biçimleri halini aldığında bize geri döner. Yargılamamak, korkudan kurtulmanın ve sevgiyi hissetmenin başka bir yoludur.

 

Yargıda bulunmaktan kaçındığımızda ve insanlara yalnızca sevgiyle yaklaştığımızda geriye gelen de sevgi olur. Hiç değilse bugün yargılamamak birazcık sevilmek için yeterli gelir mi sanırım hayır biz bunu her zaman yapmanın bir yolunu bulmalıyız. Hoşcakalın.

Kadinlara berber yolu göründü

Bugün günlük dergileri karistirirken gördügüm habere benden yorum yok. Anlatayim sizler yorumlayin.

Ingiliz bir doktorun yaptigi arastirmanin sonucuna göre erkeklerin ciltlerinin diri ve genç kalmasinin en büyük nedeni tiras olmalariymis. Buradan yola çikan doktor, kadinlar tiras olursa ne olur acaba bir merakla çiktigi yolda kendine uygun denekler bularak, bu kadinlarin haftada en az üç kez tiras olmalarini saglamis. Uzun bir süre tiras olan kadinlarin da tipki erkekler gibi ciltlerinin yenilendigini ve gençlestigini fark eden doktor yaptigi arastirmanin sonucunda kadinlar muhakkak tiras olmali demis.

Üstelik bu konu hakkinda geçmis üzerinde de incelemeler yapan doktorumuz Japon kadinlarinin bu teknigi yillardir uyguladiklarini ve ciltlerindeki güzelligi bu sekilde sagladiklarini kesfetmis. Simdi konu kisaca böyle sizce kadinlarin tiras olmasi gerekir mi, ya da daha basit bir deyisle biz de epilasyon ya da agdayla ugrasmak yerine tiras olup cildimizi yenilemeli miyiz?

Ben bu konuyu Ankara, Istanbul, Bursa ve Adana’da oturan travesti arkadaslara telefonda sordum. Aldigim cevap olumlu olunca sizinle de paylasmaya karar verdim. Oturup biraz da yabanci kozmetik haberlerine göz atinca kadinlar için tiras köpügü üreten çok ünlü markalarla karsilastim.  Sonuçta tiras olmak için erkekler için üretilmis köpükleri kullanacak degiliz.

Erkek tiras ürünlerinde kadin cildine zarar veren ürünler kullanilmis olabilir ayrica zaten erkek ürünleri erkekler için özel parfümlerle piyasaya sürüldügünden hiçbir kadin erkek gibi kokmayi istemez. Bizim kozmetik piyasasina henüz girmemis olan bu tiras köpükleri sanirim yakinda vitrinlerdeki yerini alir. Kozmetik reyonlarinda yerini aldigi gün, bir denemek gerekir.  Bakalim gerçekten de cilde faydasi var mi? Gerçi ben cilt denilince söyle bir durum düsünme taraftariyim sonuçta cildimizi doktora danismadan ne oldugunu bilmedigimiz ürünlerle tahris edebiliriz. Aslinda bu özeni her konuda göstermekte fayda görüyorum. Eczaneler disinda satilan cilt ürünlerinin güvenirliligi beni tatmin etmiyor. Bir kadinin en degerli hazinesi olan cildine öyle her duydugu ya da buldugu ürünü kullanmasi yanlistir. Ne olursa olsun kullandigimiz ürünleri doktorumuza sormaliyiz. Her kadinin cildi birbirinden farkli olduguna göre herkese göre dogru ürünün adi da degisecektir. Aman diyeyim dikkat! Biz degerliyiz ve önemliyiz kizlar, saglikli günler dilerim.

Dolandiricilar is basinda

Son zamanlarda cep telefonlariniza polis tarafindan gönderilen mesajlari okuyorsaniz? Dolandiricilarin is basinda oldugunu da biliyorsunuz demektir. Üstelik bu telefon dolandiricilari sadece akli kit insanlari degil çok okuyup profesör olmus insanlari bile kandirmakta oldukça ustalar. Normalde ben tanimadigim numaralardan gelen cagrilara pek cevap vermem. Ancak geçen gün telefonum sabahin erken bir saatinde aci aci çalmaya baslayinca belki önemli bir olay vardir diyerek açtim. Telefonun ucunda kendini Emniyet Amiri olarak tanitan kendinden emin bir ses, bana telefonumla ilgili sorular sormaya basladi. Tabi ben de daha ayilmamis saf gibi sorulan bütün sorulari içtenlikle cevapladim. Konusmanin bir yerinde karsidaki ses bana emirler yagdirmaya, terör örgütünün telefonumu ve banka hesabimi ele geçirip, beni kötü emellerine ortak etmeye çalistiklarini söylediginde ise birden uyandim. Hiç bozuntuya vermeden, ise uyanmamis gibi davranmaya devam ederek, diger cep telefonumla polisi arayip, konusmalari onlara dinlettirdim. Bir süre sonra evimin etrafini saran sivil polisler benimle yazili iletise geçtiler ve onlardan aldigim talimatlar sayesinde dolandiricilari bankadan para çekiyormusum gibi kandirarak kiskavrak yakalattim. Benim bu cesur davranisimi tebrik eden polisleri ben de yardimlarindan dolayi kutluyorum. Peki bütün olaylar böyle mi gerçeklesiyor tabi ki hayir. Mesela geçen yaz Bursa travestilerinden bir arkadasim oldukça yüklü bir parayi bu dolandiricilara kaptirdi. Bir baska arkadas ise bankada parasi olmadigini söyleyince yilarca biriktirdigi altinlari kaptirdi. Sayisiz örnek var böyle parasindan olan, içlerinde Türkiye’nin tanidigi profesörlerin, bürokratlarin oldugu bir listeyi hepimiz gazete ve dergilerden takip etmisizdir. Maalesef dolandiricilar halk bilinçlenince bu kez yasli insanlari kendilerine hedef olarak seçtiler ve emekli zar zor geçinen bu insanlarin üç kuruslarina göz diktiler. Ben banka subelerine gittigimde davranislari garip ve telasli halde olan bu yaslilara yardimi esirgemeden yapiyor ve dolandirilmalarina engel olmaya çalisiyorum sizin de etrafinizda böyle yasli insanlar varsa lütfen onlari uyarin. Mesela Istanbul travestilerinde travesti Ayda hiç üsenmemis sitesinde bulunan tüm yaslilari tek tek gezerek dolandiricilara karsi uyarmis, bunu yapmak bizim bir vatandaslik görevimiz bu nedenle kendimize bir görev edinelim ve artik bu dolandiricilarin yaslilarin parasini yemesine engel olalim. Insanligin ölmedigini kanitlayalim. Hoscakalin.

Tembellik basa bela

Bazi insanlar vardir çalisma hayatinin zorluklarindan çok yiprandiklarindan bahsedip dururlar. Ellerinde imkan olsa hiç çalismadan bütün gün ense yapmak isteyen bu kisiler çalismanin ne kadar degerli ,  önemli bir olgu oldugunu kavramis olsalardi eminim hayatlarinin son gününe kadar çalisirlardi.

Son yapilan bir arastirma sonucuna göre, çalisan insanlara tembel insanlara oranla daha fazla yasiyorlarmis, üstelik bu yasam daha dinç ve kaliteli bir sekilde geçiyormus yani yaslanmak ve yipranmak korkusuyla elini hiçbir ise sürmeyen kisiler aslinda en büyük kötülügü kendilerine kendi elleriyle yapiyorlar. Ben travesti Iclal olarak çalismanin ve üretmenin degerini her zaman bilmisimdir. Küçük yaslarimda atildigim is hayatim boyunca dinlenmeyi düsünmedigimden yoruldugumu da hiç anlamadim. Eger o gün yapacak bir isim yoksa arkadaslarimin yardimina kosmaktan da çekinmem. Fakat aramizda bazilari bana yardim eder misiniz? diye soruldugunda ay sekerim, çok isterdim ama agir isler yapinca yüzüm sarkiyor, belim agriyor diyerek çamura yatiyorlar. Geçenlerde Istanbul travestilerinden bir arkadasim sehir disina tasinacagini ve evi toplamak için yardima ihtiyaci oldugunu söyledi. Ben hemen yardima hazir oldugumu söyledim ama birkaç arkadas çesitli bahaneler üreterek gelemeyeceklerini bildirdiler. Yardima ihtiyaci olan insanlara yardim etmenin hazzini bir kez tatmis olanlar ve içten bir sagol lafinin kiymetini bilenler benim ne demek istedigimi sanirim çok iyi anladilar.

Yasimiz kemale ermeden önce ne kadar çok kalp kazanirsak ilerisi için o kadar yatirim yapmis sayiliriz.  Kaplumbaga gibi hayati yavas yasayarak uzun ömürlü olacagini zannedenlerin en bilinen su atasözünden haberleri de olmasa gerek.” Isleyen demir pas tutmaz.” Kendilerini yipratmamak için bütün gün ense yapanlarin yaslari ilerlediginde eklemleri ve kemik yapilari bozulmaya baslar ve erkenden çökerler. Bunu ben degil arastirmacilar söylüyor.  Kendimi övmek için söylemiyorum ama pek çok arkadasim yasimi göstermedigimi, genç durdugumu söyleyip duruyorlar. Bunun nedenini de  onlardan sakladigim bir gençlik iksirini bagliyorlar, oysa ben gençligimi çalismaktan korkmamaya bagliyor. Genetik nedenler de olabilir tabi bunun içinde ama en önemli nedenin bos oturmamak oldugunu yinelemek isterim. Siz de yasliliginizi elden ayaktan düsmeden geçirmek istiyorsaniz kendinize bos vakit birakmayin. Çalisin, çalisin. Çalisin.