Etiket arşivi: İstanbul

Doğduğunuz günü biliyor musunuz?

Sizlere doğum gününüzü soranlara şimdiye kadar hep tarih olarak bir rakam verdiniz hiç haftanın hangi günü doğduğunuzu söylemediniz.

Ama şimdi Hint astrolojisi ile öğrendik ki asıl önemli olan tarih değil haftanın hangi günü doğduğumuz imiş. Yani mesela ben travesti iclal hangi gün doğdun diye soran olursa Perşembe diyorum.Benim gibi Perşembe günü doğan Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Sakarya ve diğer sayamadığım illerde yaşayan travestiler için Perşembe gününün kişiliğimizi nasıl şekillendirdiğini Astrolojiden yararlanarak anlatmaya çalışacağım.Perşembe günü Jüpiter günüdür. Dini veya ruhsal çalışma yapmak adına bugün çok uygundur. Yoga, meditasyon, astroloji çalışmaları, ruhsal konular, dini toplantılar ve araştırmalar, eğitim konuları, seyahat ve benzeri planlamalar veya başlangıçlar adına Perşembe günü uygun etkiler barındırır. Ayrıca çocuklarla ilgili çözmeniz gereken işleri Perşembe günü ele alabilirsiniz. Eğer eğitim benzeri bir işe bağlayacaksınız, kişisel gelişim, astroloji ve benzeri konularda bir başlangıç yapacaksanız, Perşembe uygun bir gündür. Bugünü aşırı aktif ve agresyon içinde geçirmemeye bakın. Ruhsal konular veya daha zarif sakin işleri bugüne denk getirmeye, araştırma yapmaya ayırmaya gayret edin. Bugünün rengi sarıdır. Perşembe günü sarı aksesuarlar, takılar veya giysiler günün Jüpiter enerjisini daha da vurgulu yapacaktır. Ruhsal gelişime, dini konulara, spritüal alanlara doğal meraklarınız olabilir. Eğitim ve öğrenim sizin için önemlidir. Güler yüzlü, mutlu veya çevrenize dönük biri olarak bilinirsiniz. Paylaşmayı seversiniz, canlılara merhametlisinizdir. Bilgi ve öğrenmek, hayatı paylaşmak sizin için önemlidir. Çevrenize yardım eden, yol gösteren bir misyonunuz olabilir. Ruhsal alanlara doğuştan eğilimini vardır. Şimdi bakın bakalım bu saydıklarımız sizlere uyuyor mu? Uymuyorsa yükselen gün var mı bilmiyorum ama herhalde sizin yükselen gününüz başkadır diyebilirim. Gelelim Cuma günü doğan diğer travesti bireylerin astrolojisine, Cuma Günü Doğanlar sosyal, keyfine düşkün, rahat yaşamayı seven, duygusal hayatına önem veren insanlardır. Geniş bir arkadaş çevreleri olabilir. Güzel arabalar, evler, çevrelerinde güzellikler görmek ilgilerini çeker veya onları mutlu eder. Kendileri ile barışıktırlar. Stresi, kavgayı, sorunları sevmezler. Gergin ortamlardan hiç hoşlanmaz, hemen o alandan çıkmak isterler. Her şeyin güzel olmasını isterler. Lükse veya iyi yaşama dönük olabilirler. Sosyal aktiviteler ve arkadaşları onlar için önemlidir. Çevreleri tarafından sevilen, karşı cinsin ilgisini çeken, flört veya ilişkilerini önemseyen bireylerdir.

Polisiye romandan fırladık

Sokaklar uzun paltolu ve şapkalı insanlarla dolmaya başladı. Anladığım kadarıyla bu yılın trendi özel dedektif olmak. Bizim ülkemizde olmamasına rağmen hemen hemen hepimiz Amerikan filmlerinde bu şekilde giyinen özel dedektifleri seyretmiş kıyafetlerine hayretle bakmışızdır. Milano bu modayla haşir neşir olmuşken ben Ülkemizde bu modanın tutmayacağını düşünüyordum ama yanılmışım bakınsanıza bizim travesti kızlar bile almış birer uzun palto ve ona uygun şapka. Gerçi biz kadınlar dedektiflik oynamaya bayılırız bakınsanıza etrafınıza sevgilisini takip edenler, telefonunu gizlice karıştıranlar hepsi birer dedektif adayı. Ben de birazcık meraklıyım sanki araştırmadan duramıyorum ama bazı kadınların araştırma kabiliyetlerini, bulduklarını, sonuçlarını gördükçe ürküyorum. Bizi bu hale erkek milleti getirdi, yoksa biz böyle değildik. Şüphe, kuşku ve söylediğiniz yalanların çarşaf çarşaf sosyal medyada afişe edilmesi ihtimalini düşünmediğiniz için, bunu gören kadın ne yapsın gözümle görüp, kulağımla duymadan inanmam felsefesi ile kendini aştı. Çok şükür bugün ‘gel ofis açalım’ desem elimi sallasam ellisi diyebileceğim potansiyel dedektif adayı var. Ama ben Istanbul travestilerinin eline bu konuda su dökecek kimseyi tanımıyorum. Evet Ankara, İzmir’de kendini geliştiriyor ama dediğim gibi birinci sıra her zaman İstanbul travestilerinin oluyor. Uzun paltolar, fötr şapka ve deri eldiven bu kış gardırobunuza girmesi gereken hatta var olanların sık sık kullanacağı parçalar olacak. Oversize dediğimiz geniş kalıplar, dar kesim klasik modeller ve kruvaze modeli çift düğmeli fit kesim paltoların renk renk her vitrinde göreceksiniz. Önümüzdeki birkaç kış sezonu da yerini koruyacağı için rahatlıkla farklı renklerini ve modellerini tercih edebilirsiniz. Bu kış biraz daha klasiğin dışına çıkıp siyah, gri, bej kabanların yerini rengarenk kabanlar alıyor. Bu renkten kaban olmaz dediğiniz renkler görüyoruz vitrinlerde ama kış aylarında simsiyah giyinsek bile renkli bir kaban ve aksesuarlar ile tüm havamızı değiştirebiliyoruz.  Bence siyah, taba, kahverengi, bordo ve koyu yeşil en ideal ve kullanışlı olan renkler. Şapka modası için uzun paltoya ihtiyacınız yok, kısa deri ceketler, blazer ceketler ve sadece kazaklar ile de kombin yapabilirsiniz. Söylemeden geçemeyeceğim benim tercihim bu sene siyah deri eldivenlerden yana, onları her şeyle kombin yapmaya bayılıyorum. Eldivensiz çıkmam ağabey sevgilerimle travesti iclal.

İzin verme

İnsanlar hep kan kaybından ölmezmiş, bazen de can kaybından ölür insan. Seksen yaşına geldiğini zannettiğin kişi yirmisinde ölmüştür de bedeni gezer bu dünyada oysa sen onun yaşadığını varsayarsın. Ruhun kanadığında kan damarlarından değil, gözyaşlarından yağmur olur akar bırak silme gözyaşını yaraya tuz basma.

Sen kendine yaparsın en büyük kötülüğü yoksa sen istemedikçe başkaları senin kılına bile dokunamaz. Hiçbir insan size kendinizi kötü hissettiremez siz izin vermedikçe. Siz onun söylediklerinde bir gerçeklik payı bulmadıkça. Sizin zaten kendinizi kötü hissettiren bir yanınız vardır ve o sadece size bu yanınızı gösterir. O halde imzalama izin belgesini kendin için eziyet etmeyi bırak artık. İçini acıtan ne varsa senden çıkmıştır yoksa suçluyu dışarıda aramaya kalkmazdın. Sen kendini küçük gördükçe, beğenmedikçe zayıf yönlerini ortaya çıkarma çabası içine girdikçe senin yaralarını kaşımak için sırada bekleyenler olacaktır. Hiç kimse sizi üzemez, sizi kıramaz, sizi aşağılayamaz, sizi ucuz hissettiremez. Her ne ise o siz zaten hissediyorsunuzdur ve o sadece o hissinizi tetikleyen olabilir siz izin verdiğiniz için. Aynaya doğru bir seyahat yapın şimdi olduğunuz yerde. Tam karşısına geçin ve tam da gözlerinizin içine bakın. Ve sorun o karşınızda tüm muazzamlığıyla duran aynadaki görüntüye… Sorun ona, neden izin vermişsiniz bu düşüşe? Neden korkmuşsunuz, neden çekinmiş, neden eksiltmeyi seçmişsiniz o gücü ve neden yaşamasına izin vermişsiniz o kötü dediğiniz tüm deneyimleri. Karşınızda duran tek yalan söylemeyecek kişi size. Aynada gördüğünüz gerçek size sizin bile bilmediğiniz sırlarınızı fısıldarken, arada kendine güven beni artık örseleme diye bağırıyor. Bırak varsa bir eksin onlar bulsun seni suçlamak için, sen onlara ön ayak olma. Kendini dev aynasında görme tabi ama kendinle yüzleşecek kadar da cesur ol. Ben bunları sadece senin için değil bu yazıyı okuyan tüm travesti bireyler için yazıyorum. Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa diye de ayırmıyorum varsa içinizde kendine eziyet eden zaten onlar kendilerini hemen anlayacaklardır. Değerli olmasaydın bir kere dünyaya insan olarak gelmezdin. İnsansan sen yaratılmışların en mükemmelisin. Yaradanın özendiğine sen ne hakla kusur buluyorsun. Sevgilerimle travesti  İclal.

Bencil ruhlar

İnsanın yalnız çıkarlarını düşünerek maddi ve manevi kazançlar sağlamaya çalışması bencillik olarak tanımlanabilir. İnsanız sonuçta ve nefsimize hakim olamadığımız bencil, egoist davrandığımız anlar oluyor. Günlük yaşamda bile, kullanılan birçok kelimeden bunların yaşamlarımızı nasıl çepeçevre sardığını, “Ben..” lerin içinde nasıl da kaybolup gittiğimizi görebiliriz. Yeter ki kendimize bakmasını ve görmesini bilelim.“ Ben enayi miyim ki bunca şeyi katlanıyorum? Sabah akşam çalış dur. Hep ver, hep ver ama bize veren yok.” demişizdir bütün travesti bireyler değil mi?z. Ya da uğrunda çok fedakârlık yaptığı bir arkadaşı tarafından terk edilen birisi; “ Bunu bana nasıl yapar? Ben ona her şeyimi vermiştim.” diye şikayet edebilir. Ama hep bir şeyler almak için mi veririz? İşimizde ya da sevgi yaşamımızda hep bir karşılık mı beklememiz gerekir? Sürekli bize mi verilmesini bekliyoruz? Bize verilecek, biz de sadece alacağız? Bu bir ticaretten başka bir şey değildir. Halil Cibran’ın belirttiği gibi “

Sarnıcınız su ile dolu olduğu halde susuzluktan korkmak, en tatmin edilmez susuzluk değil mi?

Dedim ya bencillik insani bir duygu hayvanlarda bitkilerde bencillik olmaz gülün bahar geldiğinde bencil davranıp açmaması düşünülemez bile ama söz konusu insansa ben her şeyi beklerim. Ruhumuz bencillik dolmuş hep ben demekle neyi kast ediyoruz onu bile bilmeden bencil davranıyoruz. Bencilliği bir hastalık olarak niteleyen İstanbul Avcılar travestileri de bu konuda benden farklı düşünmüyorlar. Sanki vermeden aldıkça kesemizi dolduruyoruz oysa doldurduğumuz şey nefsimiz, hırsımız kötülükler ve günahlardan başka bir şey değil. Bizler sadece kendimize karşı mı sorumlu olduğumuzu sanıyoruz? Oysa, insanların birbirleriyle kaynaştığı koskoca bir dünyada yaşıyoruz. Dolayısıyla her birimiz hepimize karşı sorumluyuz. Her birimiz aynı okulu paylaşan öğrencileriz. Hiç kimse diğerinden pek farklı değil. Aramızdaki ayrılıkları yaratan; “Benim anlayışım, benim görüşüm” şeklindeki bireyselliğimiz yani bencilliğimiz, sadece kendimizi düşünmemizden doğan davranışlarımızdır. Verici olmayı bilemeyişimizden kaynaklanan davranışlarımız bizi kötü insanlar olmaya sürüklerken sadece seyretmeyi seçiyoruz. Veren elin alan elden üstün olduğunu bildiğimiz halde içimizden bir ses bize vermek konusunda uyarıyor. Aslında sanırım kandırılmaktan, aldatılmaktan korkuyoruz. Boş verin bu düşünceleri ya ne de olsa en fazla saf derler ama ya verdikçe büyüyen gönül zenginliği her şeye değmez mi? Saygılarımla travesti İclal.

Hayatınla yaşama anlam kat

Herkes kendi için yaşamalı tabi başkalarını da düşünmeli ama ilk önce kendi yaşamını inşa edip daha sonra başkalarınkini düzeltmeye çalışmalı. Zaten yaşama amacımızda bu değil midir? Ben katılıyorum çünkü kendi hayatını ve yaşamak istediğini belirleyemezsen zaten yaşamıyorsun demektir.

Bize bir hayat sunulur ve bu hayat üstünde istediğim değişiklikleri istediğim anda yapma şansım vardır. Bize verilen bu hayata sağlam temelle yani kendimizi gelişime adayarak başlarsak ve yaşamımıza hakim olursak dünyada anlamlı bir eser bırakmışızdır. Bu söze katılıyorum yukarda da belirttiğim gibi yaşamının kontrolü kendi elinde bulunan insan bu dünyaya somut hiç bir eser bırakmasa bile diğer insanlara hiç etkisi olmasa bile yaşayarak dünyaya katkıda bulunmuştur ve yarar sağlamıştır. Yaşam zaten farkındalığın ölçüsüyle gerçekleşen bir olgudur. Fark edip yolumuza devam ettiğimiz sürece yol alabiliriz. Kendi yaşamımızı inşa etmek için iç dünyamızda yapacağımız içsel yolculuk sürecini tamamlayabilmek de yaşamımızı inşa etmemize yardımcı olur. Bir insan hayatını ancak kendisi mahvedip kendisi yenileyebiliyor. Sizden başka kimsenin buna gücü yetmiyor. Dostoyevski budala’yı yazarken “niyetim bütünüyle güzel bir insanı anlatmaktır” demiştir. Hayatının en önemli anlarından biri olan bu kitap yüce bir amaca iştirak etmiştir:”güzel bir insanı anlatmak”.güzelliğin her türlü duygu karmaşasıyla sarmalanması ona bir değer biçer. Yani insan tutkusundan geberene kadar aşık olsa, en acımasız hastalıklara musallat olsa, başkalarını kandırsa, yalan söylese, hırsızlık yapsa, hikayeler anlatsa, şiirler,mektuplar yazsa vb. kendini tanımlamaya başlar.bu bitmeyen başlangıçlar güzel insanı ortaya koymaya başlar.Hayatta güzel insan olmak bizim elimizde tıpkı bu hayattan memnun ayrılmak ya da bedbaht olmak gibi.Benim gibi düşünen sayısız travesti birey olduğunu biliyorum. Onların da tek istediği Ankara, İstanbul, İzmir ya da ne bileyim ücra bir ilimizde yaşayan travesti birey olsun tek istediği güzel bir hayat ve bunu yaşayabileceği güzel bir dünya hedefidir.

Hayatınla yaşama bir anlam kat ve bunun için kendine bir hedef belirle belki hedeften biraz saparsın ya da sapmak zorunda bırakılırsın ama emin ol hedefe giden her adım seni mutlu edecek. Sevgilerimle travesti iclal.

Diyorum ki

Sen kendinden başka hiç kimse senin kadar ilgi görmesin istiyorsun. Her zaman tek ilgi odağı ben olayım istiyorsun. Öyle olmadığı zamanlarda sıkılıyor etrafına küsüyorsun. Kendini neşeli, sevimli buluyorsun. Neden o neden ben değilim bak içini kurtlar kemiriyor.Sürekli ilgi odağı olmak istiyorsun. İlgi odağı olmak için saçma sapan işlere girişiyorsun. Tamam sevilmek, kabul görmek güzel duygular tabi bunları kim istemez? Ama kardeşim hata yapıyorsun bırak seni beğenen beğensin beğenmeyen defolup gitsin.Sen çocukken sevilmemişsin, takdir görmemişsin hatta en iyi yaptığın işler için bile daha iyisi olabilirdi cevabını almışsın. Biliyorum hayat hiç adil değil hele sana oldukça hunhar davranmış. Hak etiğin şeylere sahip olmak için sen hep kendinden vermişsin. İhtiyaç duyduğun ilgiyi elde edebilmek için gerçek kişiliğini geri plana atıyorsun.Bazıları tarafından tanınıp sevildiğinde gerçekte olduğundan bambaşka bir insan oluyorsun. Birileri senin düşüncelerini ciddiye almadığında hayal kırıklığı yaşıyor ve sinirleniyorsun. Şimdi de ben bu yazıyı yazdığım için okudukça benimle alay etmeye başlıyorsun bak sen bizim travesti İclal’e başımıza psikolog kesilmiş bile diyorsun. Oysa benim derdim seninle değil ki sadece bu yazıyı okuduğunda hatasını düzeltebilecek olanlarla yoksa benim egoist insanlarla işim olmaz. Düşüncelerin senin bir yansımandır ve dolayısıyla düşüncelerinin kaale alınmaması, kendini ihmal edilmiş gibi hissetmene sebep oluyor. Eğer sen kendine bir kahramanmışsın gibi davranıp. Kendini seversen başkalarının ilgisine ümitsizce ihtiyaç duymayacaksın. Şimdi sen ihtiyaçlarını ve isteklerini tespit et. Eğer kendini dinlemeye başlarsan İhtiyaçlarını dünyaya haykırmana gerek kalmadığını fark edeceksin. Mesela köpüklü bir banyo yap, göz diktiğin spor araba ile test sürüşüne çık veya hayalindeki evin tasarımını yapmak gibi sadece kendi istediğin şeyleri yap. Yazdıklarımı anlayacak olan şu dünyada hak ettiği ilgi ve alakayı görememiş olan Ankara’da, İstanbul’da İzmir’de ve daha birçok şehrimizde yüzlerce travesti birey var ve ben biliyorum ki onlar ne demek istediği çoktan anladı. Ben sadece kendin ol diyorum. Bırak başkaları seni takdir etmesin sen doğru bildiğinden şaşma.

Zaman senin ne kadar haklı olduğunu zaten ortaya çıkaracaktır dert etme hayatını yaşa. Sevgilerimle travesti iclal.

Bir kucaklaşma lazım bize

Yaşamımızdaki sihirli dokunuşlardan biri olan sarılmak, hayatın üstesinden gelmemizi kolaylaştırırken farkında olmadığımız faydalar da sağlıyor. Sarılmak kendinize olan güveninizin artmasını sağlar! Kucaklaşma bizlere sevildiğimizi ve özel olduğumuzu hissettirir. Sarılmak hastalıkları önlüyor!

Sarılmak erkeklerin yatışmasını sağlıyor. Eğlence ve medya dünyasında çizilen maço erkek modeli dışındaki erkekler sinirli, öfkeli ya da endişeli oldukları anlarda sıcak bir kucaklaşmayla sakinleşebiliyor. Erkekler kucaklaşma sayesinde daha sevecen bir yapıya bürünüyor, sosyal bağ ve iyi ilişkiler kurabiliyor. Yapılan araştırmalarda sarılma sayesinde erkeklerin libidolarının ve seks performanslarının arttığı da gözlemlendi. Sarılırken ağzımızdan sözcükler çıkmasa da yine de iletişim kuruyoruz. Cildimiz sarılmalara ve dokunuşlara cevap vermek için iletkenliğini değiştiriyor. Biri bize sarıldığı zaman cildimizdeki zevk sensörleri cildin iletkenliğini değiştiriyor. Bu etki hem cildin nemini hem de elektriğini değiştirerek daha dengeli bir parasempatik bir sinir sistemi sağlıyor. Sarılmanın pozitif etkileri bir terapi gibi kullanılıyor. Yoğun bir kucaklaşma ve dokunuşlar tedavi edici özellikte. Sarılmak, tutmak, okşamak ve hayvanları sevmek gibi davranışların hepsi bu kategoriye giriyor. Bazı psikolojik rahatsızlıkların tedavilerine destekleyici olarak yunuslarla yüzmek gibi hayvan terapileri ve dokunma terapileri öneriliyor. Dokunmak sevmekten kaynaklanıyor insanlar sevdiklerine dokunmak ve ondan haz duymak isterler. Ben travesti iclal olarak her zaman sevginin gösterilmesi gerektiğine inanıyorum hatta İzmir ve İstanbul buluşmalarımızda travesti dostlarla neden artık sevgi göstermek acizlik diye anlaşılıyor diye sorduk birbirimize neden nefret prim yaparken sevmek bu kadar basit görülüyor? Bir kez sarılsak birbirimize bir daha bırakamayız sevgiyi yaşadıkça çoğaltabiliriz.

Madem sarılmak, kucaklaşmak sağlığımıza da iyi gelir hatta ölümcül hastalıklar bile sevgiyle son buluyor o zaman bir kucaklaşma lazım bize hadi sarılıp kucaklaşalım. En yakınınızda kim varsa ondan başlayın. İçten bir kucaklaşma ile ruhunuzun nasıl da huzur bulduğunu göreceksiniz. İster aşk için ister seks için isterse sadece masum bir sarılma yine de sarılın birbirinize dünya biz birbirimize sarıldıkça güzelleşecek.  Bir gün arkanıza baktığınızda sizi sevenleri göremediğiniz gün hayatın devam etmesinin bir anlamı kalmaz. Kimseye küs kalmayın barışın kucaklaşın. Sevin ve sevilin.Sevgiyle kalın.